Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6366 E. 2025/7142 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6366
Karar No
2025/7142
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/56 E., 2025/273 K. DAVA TARİHİ : 31.08.2018 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Davalı ... (... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Kestel'deki adresinde 16.07.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, kesintisiz çalışmasına sevkiyat planlama uzmanı olarak hâlen devam ettiğini, müvekkilinin çalışmakta olduğu işyerinde...Sendikasının (Sendika) tarafı olduğu 01.01.2016-31.12.2017 ve 01.01.2018-31.12.2019 dönemlerine ait toplu iş sözleşmelerinin bağıtlandığını, müvekkilinin 18.04.2017 tarihinden bu yana ... Sendikası üyesi olmasına rağmen bugüne kadar işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmadığını, toplu iş sözleşmelerinde öngörülen ücret zamlarının kendisine uygulanmadığını, dolayısıyla işyerinde yetkili sendika olan ...Sendikasına üye olduğu tarihten bugüne kadar müvekkilinin hak ettiği ücretlerin eksik ödendiğini, toplu iş sözleşmelerinden kaynaklı sosyal haklardan da faydalandırılmadığını, ücretlerinin eksik ödenmesi ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklı sosyal haklarının eksik ödenmesinde davalı Sendikanın da sorumluluğunun bulunduğunu, daha öncesinde sözlü talepte bulunan müvekkilinin işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden faydalandırılması ve birikmiş ücret farkı alacakları ile hak ettiği sosyal hakların kendisine ödenmesi talebiyle davalı işveren ve davalı Sendikaya noter kanalıyla başvurmuşsa da sonuç alamadığını, 18.04.2017 tarihinden itibaren davalı Sendikaya üye olan müvekkilinin yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesindeki haklardan faydalandırılmamasının kanunlara ve ilkelere aykırı olduğunu, arabuluculuk yolunda anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin, işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinden sendika üyelik tarihinden itibaren faydalanması gerektiğinin tespiti ile işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmeleri göz önünde bulundurularak dava tarihi itibarıyla alması gereken ücretin tespiti ve toplu iş sözleşmelerinden yararlandırılmaması nedeniyle bugüne kadar müvekkiline eksik ödenen ücret farkları ile ödenmeyen sosyal haklarının tahsilini talebiyle ücret farkı, ikramiye, yakacak yardımı, yıllık ücretli izin harçlığı, kıdemli işçi taltif ikramiyesi, bayram harçlığı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının açmış olduğu davanın reddi gerektiğini, davacının müvekkili Şirkette uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi gereği kapsam dışı personel olduğunu, davacının müvekkili Şirkette 01.04.2008-12.09.2018 tarihleri arasında sevkiyat planlama uzmanı olarak çalıştığını, 16.07.2007 tarihinde müvekkili Şirkette çalışmaya başladığı iddiasını kabul etmediklerini, 01.01.2018-31.12.2019 tarihleri arasını kapsayan toplu iş sözleşmesinin “Toplu iş sözleşmesinin kapsam ve yararlanma” başlıklı maddesinde kapsam dışı personelin düzenlendiğini, uzmanların da kapsam dışı kaldığını, davacının dava dilekçesinde sevkiyat planlama uzmanı olarak çalıştığını ikrar ettiğini, davacının görev tanımının toplu iş sözleşmesinin 3/b maddesinde düzenlenmiş olan kapsam dışı personel kapsamında olduğunun sabit olduğunu, hâl böyle iken sendika üyelik tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinden faydalanması gerektiğinin tespiti yönünden taleple bulunmasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçilere uygulanan zam oranları ve tanınan sosyal hakların, kapsam dışı personel bakımından emsal olamayacağının ifade edildiğini, davacı yana müvekkili Şirketle arasında imzalanmış olan iş sözleşmesinde, kanuna ve eşit işlem borcuna uygun olarak kararlaştırılan zam oranları ve sosyal hakların eksiksiz bir şekilde vakit geçirilmeksizin ücret bordrolarında tahakkuk ettirilerek ödendiğini, davacının müvekkili Şirketten fark ücret, ulusal bayram ve genel tatil ücreti veya sosyal haklara ilişkin herhangi bir alacağının bulunmadığını, müvekkili Şirkette genel uygulama olarak resmî ve dinî bayramlarda çalışma yapılmadığını, işin ve işyerinin gerektirdiği durumlarda arızi olarak çalışma yapılması hâlinde ise bu çalışmaların karşılığının yine kanuna ve sözleşmeye uygun olarak eksiksiz bir şekilde bordrolarda tahakkuk edilmek suretiyle ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Sendika cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2020 tarihli kararı ile; yasal düzenlemelerde beyaz yaka ve mavi yaka çalışan işçi ayrımı ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı, uygulamada yer bulan kavramların kapsamları itibarıyla ise daha çok beden gücü ile çalışanların mavi yakalı, ofis çalışması ve fikri çalışma (büro, idari ve yönetim kadrolarında) alanında çalışanların ise beyaz yakalı grup altında çalıştığı kabul edilmekte olup tüm dosya kapsamına göre sevkiyat planlama uzmanı olarak çalışan davacının bu doğrultuda beyaz yakalı çalışan kapsamında olduğu, davalı işyeri ile davalı Sendika arasında yapılan toplu iş sözleşmesinde beyaz yakalı çalışanların kapsam dışı bırakıldığı görülmekle davacının söz konusu toplu iş sözleşmesi kapsamında olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 31.01.2023 tarihli kararı ile davacının sendika üyesi olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, üyesi olduğu sendika ile işveren arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca davacının sözleşme kapsamı dışında olduğunun anlaşıldığı, dava konusu uyuşmazlığın temelini oluşturan toplu iş sözleşmesinin kapsadığı dönem bakımından da geçerli ve yürürlükte olduğu, iptaline veya geçersiz hâle geldiğine ilişkin herhangi bir iddianın da bulunmadığı, davacının sendika üyesi olmakla birlikte, üyesi olduğu sendika ile işveren arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin 3. maddesi gereği çalışma biçimi ve görevi itibarıyla kapsam dışında tutulduğu, toplu iş sözleşmesi hükümlerinin kanunun emredici düzenlemelerine aykırılığı da tespit edilemediğinden, bir yönüyle 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında yorum talebinin de değerlendirildiği İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve kanuna aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının beyaz yakalı çalışan olup olmadığı ve bu bağlamda toplu iş sözleşmesi kapsamına dâhil olup olmadığının uyuşmazlık konusu olduğu, davacının salt beden gücü ile çalışmamasından hareketle beyaz yakalı çalışan kabul edilmesinin yeterli bir kriter olmadığı, davalı işverenlik nezdinde sevkiyat planlama uzmanı ünvanı ile çalışan davacının yaptığı iş ve buna bağlı olarak görev ve sorumlulukları, aldığı ücret, işyeri organizasyonu içerisinde yönetici kabul edilebilecek bir pozisyonun olup olmadığı hususlarının irdelenerek sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli kararı ile; bozma kararı doğrultusunda işyerinde inceleme yaptırılarak keşif yaptırıldığı ve aldırılan rapora göre, davacının davalı Şirket tarafından Şirket iç yapısında tanımlanan ünvanı ile resmi olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilen ünvanı arasında çelişki bulunduğu, davacının işveren vekili veya yönetici konumunda olmadığı, Şirket organizasyonu içerisinde yönetim veya karar fonksiyonu bulunmadığı, sevk ve idaresinde çalışan personelin olmadığı, davacının görevinin resmî kayıtlarda "nitelik ve eğitim gerektirmeyen görev" olarak kayıtlandığı, aldığı ücret yönünden ise yönetici kabul edilebilecek bir pozisyonda bulunmadığı, bu kapsamda davacı işçinin beyaz yakalı statüsünde çalışmadığı ve sendika üyesi olan davacının toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 08.10.2024 tarihli kararı ile; davacının hem kapsam dışı personele yapılan zamdan hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan zamlardan aynı anda yararlanmasının mümkün olmadığı bu itibarla Nisan 2017 tarihindeki ücretinin, işverence kapsam dışı personel olduğu gerekçesiyle yapıldığı anlaşılan ücret zammı dikkate alınmaksızın 3.151,00 TL olduğunun kabul edilmesi, bu ücret üzerine davacının yararlanma hakkı olduğu belirlenen toplu iş sözleşmesindeki ücret zammının uygulanması, bu şekilde belirlenecek ücret miktarına göre talep konusu alacakların yeniden hesaplanması ve diğer yandan hüküm altına alınan bu alacaklardan davada husumeti ve dolayısıyla herhangi bir sorumluluğu bulunmayan davalı Sendikanın davalı işveren ... Şirketi ile birlikte sorumlu tutulmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda ek bilirkişi raporu aldırılmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Sendika yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının kapsam dışı personel olduğundan toplu iş sözleşmesinden faydalanamayacağını, 2. Toplu iş sözleşmesinin kapsam ve yararlanmaya ilişkin 3. maddesi ve davacının da kendisinin sevkiyat planlama uzmanı olarak çalıştığını ikrar etmesi karşısında davacının kapsam dışı personel olduğunun sabit olduğunu, bilirkişice yapılan tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, 3. SGK meslek kodu listesinde sevkiyat ile ilgili başka bir meslek tanımı yer almadığından davacının görevine en uygun meslek kodunun seçildiğini, 4. Davacının asgari ücretin çok üzerinde ücretle çalıştığını, 5. Davacının kapsam içi personelden farklı bir birimde çalıştığını, 6. Davacı tarafın fark ücret, ulusal bayram ve genel tatil ücreti veya sosyal haklara ilişkin herhangi bir alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı işçinin toplu iş sözleşmesinden faydalanıp faydalanamayacağı ve bu bağlamda toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmayacağı ile davalı ... Sendikasının alacaklardan davalı işveren birlikte sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı ... Şirketi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6366, K. 2025/7142, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-6366-e-2025-7142-k-06bdb94935cb