Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5877 E. 2025/9141 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5877
- Karar No
- 2025/9141
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/4 E., 2025/579 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/753 E., 2024/664 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillinin 02.05.2014-16.01.2017 tarihleri arasında davalı Şirketin önce Türkiye'deki işyerinde çalışmaya başladığını, daha sonra Irak'taki şantiyede çalıştırıldığını, işyerlerinde kaynak ustası olarak çalıştığını, 3 öğün yemek ve kalacak yerinin de temin edildiğini, Adana'daki çalışmalarında aylık net 2.250,00 TL ve Irak'ta bulunduğu dönemde aylık net 1.700,00 USD ücret aldığını, haftanın her günü 06.00-21.00 saatleri arasında çalıştığını ve ayda sadece iki hafta tatili kullanabildiğini, dinî bayramların ilk günleri hariç tüm ulusal bayram ve genel tatillerde de çalışmasına rağmen bu çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücretlerinin ödenmediğini, davalı işveren tarafından vize işlemlerinin yapılmayıp vizesi süresinde yenilenmediğinden, Irak'ta otuziki gün hapishanede kaldığını ve ülkeden deport edilerek beş yıl boyunca Irak ülkesine girişinin yasaklandığını, davacının hapse girmesinde ve deport edilmesinde tüm kusurun davalı işverende olduğu, tekrar Adana'da çalışmak zorunda kaldığından ücretinin düşürüldüğünü, Irak'ta yaşadığı olaylardan özellikle hapishane sürecinde yaşadığı zor koşullardan dolayı yıprandığını ve manen zarara uğradığını, iş sözleşmesinin davacı işverence haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, kıdem tazminatı alacağının eksik ödendiğini sair alacaklarının ise ödenmediğini belirterek bakiye kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti, ücret alacağı ve manevi tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesinin ihbar öneli verilerek sonlandırıldığını, tüm ücretlerin banka yoluyla ödendiğini, davacının vize süresinin dolmasından ve hapse girmesinden dolayı herhangi bir sorumluluklarının olmadığını, davacının manevi tazminata hak kazanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında burada belirtilen esaslar çerçevesinde yargılamaya devam olunduğu; davalı tarafından davacıya kısmi tazminat ödemesine ilişkin davacının talimat yoluyla isticvap edildiği, davacı ve eşine ait gerek tek tek gerekse ortak hesap olarak USD ve Türk lirası üzerinden açılan banka hesaplarının celbedilerek bilirkişiden ek rapor alındığı, ek raporla her ne kadar davacının tespit olunan kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının istinaf başvurusunda bulunanın davalı olduğu, aleyhe bozma yasağı gereğince ve ıslah dilekçesindeki miktarlar da gözetilerek ilk hükümdeki tutarlara bağlı kalınarak karar verildiği, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının %30 indirimle hüküm altına alındığı, manevi tazminat yönünden hüküm kaldırılmadığından bozma öncesi gerekçede belirtildiği gibi davacının hapse girmesinden dolayı duyduğu elem ve ızdırabın davalının kusuru ve ihmalinden kaynaklandığı ve bu nedenle manevi tazminata hak kazandığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; davanın fazla çalışma çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatil ücreti açısından belirsiz alacak davası diğer alacaklar yönünden kısmi dava olarak açıldığı, davanın açılması ile alacağın tamamı için zamanaşımı kesildiğinden talep artırımı ile artırılan kısımların zamanaşımına uğrayacağından söz edilemeyeceği, fesih, dava ve ıslah tarihleri dikkate alındığında davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağının zamanaşımına uğramadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve işyeri kayıtlarına göre davacının 20.03.2015-16.08.2016 tarihleri arasında kayden işvereni görünen .... Ltd. Şti.nin (... Şirketi) İstanbul Şubesinin Irak'da faaliyet gösterdiği, dinlenen davacı tanıklarının Irak'ta davalı Şirkette çalıştıklarını bildirdiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 2018/1750 Esas, 2019/1564 Karar sayılı dosyasında, davalı ile ... Şirketi arasında organik bağ olduğu hususunun kabul edildiği, yine 20.08.2016-16.01.2017 tarihleri arasında çalıştığı dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.ne (... Şirketi) ilişkin Ticaret Sicil Müdürlüğünün kayıtlarının incelenmesinde anılan Şirket ile davalı Şirketin ... Şubesinin aynı adres olarak tescilli olduğu, davacı tarafından sunulan internet sitesi çıktılarında, “77 İnşaat - ... Ticaret Ltd. Şti.” olarak yer aldığı, dava dışı ... Şirketinin tanıtımında “77 İnşaat" ünvanını kullandığı, tanık anlatımları, söz konusu kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde davacının tüm çalışma dönemlerinde davalı işyerinde çalıştığı kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, davacıya ihbar öneli verildiğini gösteren yazılı delil ve davacının istifasına ilişkin istifa dilekçesinin bulunmadığı, davacının her çalışma döneminin tazminat ödenmesini gerektirir şekilde sona erdiği, davacı asıl beyanı ve gelen banka hesap özetinde yer alan ödemelerin mahsubundan sonra ilk iki dönem için bakiye kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunduğu, 20.08.2016-16.01.2017 tarihleri arasındaki üçüncü dönem çalışması yönünden, yeni bir iş ilişkisi kurulduğu kabul edilmekle ve bu dönem çalışması bir yılı aşmamakla, kıdem tazminatı alacağına hak kazanılamadığı, bu döneme ait ihbar tazminatı ödemesi bulunmamakta ise de davacının ilk döneme ait bakiye ihbar tazminatı alacağı toplam talebini aşmakla kalan döneme ait ek hesaplama yapılmadığı, emsal dosyada Irak'da çalışan ve kaynak ustası olan dosya davacısının ücretinin brüt 2.374,63 USD olarak kabul edildiği gözetildiğinde, tanık beyanları, davacının yaptığı iş ve yurt dışı çalışanı olması dikkate alındığında bu dönemde aldığı ücretin 1.700,00 USD olarak kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, hüküm altına alınan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davacının Irak'ta bulunduğu döneme ilişkin olup, görgüye dayalı anlatımı buluna tanık Ş.K'nin davalı işyerine karşı açmadığını bildirdiği, davacı ile birlikte çalışan davacı tanık beyanları dikkate alınarak hesaplanan fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının dosya kapsamına uygun olduğu, ilgili dönemde davacıya ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil açıklamalı ödemeler yapılmış ise de, bu ödemelerin çıplak ücretin dahi altında olduğu ve ne kadarının aylık net ücret ne kadarının fazla çalışma ve diğer alacakları için olduğu tespit edilemeyip, bordroların da bulunmadığı, bilirkişinin fazla çalışma hesabında yaz aylarındaki koşulları dikkate aldığı, davalının bu yönlere ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, ancak davacının iddiasına, Irak'ta hapiste tutulduğu ve ülkeden deport edildiğine ve iddia edilen olayların davalının kusuru nedeni ile meydana geldiğine ilişkin tanık beyanı dışında yazılı delilin dosya kapsamında bulunmadığı, davacının iddiasını somut deliller ile ispatlayamadığı, ayrıca davacının son olarak Adana'da 2.250,00 TL ücret ile çalıştığını beyan ettiği ve bu tutarın ücret ödemelerinin yapıldığı banka hesabına yatırıldığı görülmekle davacının 20.08.2016 sonrası yeni kurulan iş sözleşmesi ile Adana'da çalışmasında aylık net ücreti 2.250,00 TL olarak belirlenmiş olduğundan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesine aykırı ücret düşürülmesinin söz konusu olmayacağından, fark ücret alacağının bulunmadığı, davacının manevi tazminat talebi ile fark ücret alacağına hükmedilmesinin dosya kapsamına uygun olmadığı gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü belirtilen yönlerden kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı temyiz dilekçesinde; a. Davacının davalı işverenin nezdinde fasılalı olarak; 02.05.2014-31.01.2015 tarihlerinde Adana’daki işyerinde, 20.03.2015-16.08.2016 tarihlerinde Irak’taki işyerinde, 20.08.2016-16.01.2017 tarihlerinde Adana’daki işyerinde, toplam 2 yıl 6 ay 24 gün süreyle çalıştığını, davacının son dönem çalışmasının yeni iş sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu ve buna göre fark ücret talebinin reddinin hukuka aykırı olduğu, b. Davacı, davalının yurt dışındaki işyerinden kendi isteği ile dönmeyip, işveren tarafından vizesi süresinde yenilenmediğinden Irak'ta 32 gün hapishanede kaldığını, bilahare deport edildiğini, bu hususun tanık beyanları ve pasaport, emniyet ve vize kayıtları ile sabit olduğunu, vizesinin yenilenmemesinin tamamen davalının kusurundan kaynaklandığını, kaldı ki yurt dışında çalışan işçilerin pasaport işlemleri, vize işlemleri, uçak biletleri, kalacakları yer de dâhil olmak üzere tüm işlemlerin işveren Şirketler tarafından yapıldığını, bu anlamda müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmamasına rağmen manevi tazminat talebi reddinin hatalı olduğunu belirtmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının ücretinin yanlış tespit edildiğini, davacının müvekkili nezdinde brüt 1.300,00 TL ücret ile çalışmış olmasına rağmen 1.700,00 USD esas alınarak yapılan alacak hesabının doğru olmadığını,
b. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, müvekkili nezdinde 02.05.2014 - 31.01.2015 tarihleri arasında çalışan davacının iş sözleşmesinin ihbar öneli verilerek sonlandırıldığını, hak ettiği tüm ücretlerin banka kanalıyla ödendiğini, iddia olunan sair hizmet süresinin davacı nezdinde gerçekleşmediğinden tüm çalışma döneminden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, c. Davacının çalıştığı döneme ilişkin tüm alacaklarının eksiksiz aldığını, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davacı ile menfaat birliği içindeki tanık anlatımlarına dayalı olarak kabul edilmesinin usule aykırı olduğunu beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet süresi ve husumet, ücret, davacının bakiye kıdem tazminatı alacağı ile manevi tazminat alacaklarına hak kazanıp kanamadığı, ücretinin düşürülüp düşürülmediği ve fark ücret alacağının bulunup bulunmadığı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı konularına ilişkindir. Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun (1475 sayılı Kanun) 14/2 hükmü işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O hâlde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih/sona erme şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için ilk şarttır. İkinci şart ise işçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatının ödenmemiş veya eksik ödenmiş olmasıdır. Şayet işçinin önceki süreye ilişkin kıdem tazminatı tam olarak ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı eksik ödenmişse veya hiç ödenmemişse, bu süre, aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalı, daha önce avans olarak ödenen miktar yasal faiziyle birlikte mahsup edilmelidir. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulaması bu doğrultudadır. İhbar tazminatı bakımından ise mülga 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinde kıdem tazminatı yönünden getirilen bu düzenlemeye paralel bir düzenleme mevzuatta yer almadığından, aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan sürelerin birleştirilmesi suretiyle ihbar tazminatı hesabı yapılması mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle her bir çalışma dönemi için ayrı ayrı değerlendirme yapılarak, iş sözleşmesinin ihbar tazminatını gerektirir şekilde sona erip ermediği belirlenmeli, ihbar tazminatına hak kazanıldığının tespiti hâlinde söz konusu döneme ilişkin hizmet süresi ve o dönemin son ücreti üzerinden hesaplama yapılmalıdır. Somut olayda davacı 02.05.2014-31.01.2015 tarihleri arasında davalı işverenin Adana'daki işyerinde, 20.03.2015-16.08.2016 tarihleri arasında Irak'taki işyerinde, 20.08.2016-16.01.2017 tarihleri arasında da yine Adana'daki işyerinde çalıştığını ileri sürerek bu çalışmalardan kaynaklanan alacaklarını talep etmiştir. Mahkemece davacının 02.05.2014-31.12.2015, 20.03.2015-16.08.2016, 20.08.2016-16.01.2017 tarihleri arasındaki her çalışma döneminin tazminat ödenmesini gerektirir şekilde sona erdiği, davacıya 19.08.2016 tarihinde 1.133,00 USD kıdem tazminatı ile 747,00 USD ihbar tazminatı ödendiği, ilk iki dönem için bakiye kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunduğu, 20.08.2016-16.01.2017 arasındaki 3. dönem çalışması yönünden yeni bir iş ilişkisi kurulduğu ve bu dönem çalışmasının 1 yılı aşmadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı alacağına hak kazanılamadığı, ayrıca bu döneme ait ihbar tazminatı ödemesi bulunmamakta ise de davacının ilk döneme ait bakiye ihbar tazminatı alacağı toplam talebini aştığından ek hesaplama yapılmadığı kabulü ile hüküm kurulmuştur. Ancak bu kabul şekli yukarıda açıklanan ilke ve esaslara aykırıdır. Davacıya ilk iki çalışma döneminde kıdem ve/veya ihbar tazminatı ödenmiş olması söz konusu dönemlerin kıdem tazminatı bakımından tasfiye edildiğini göstermez. Kıdem tazminatının eksik ödenmesi durumunda anılan dönemin tasfiye edildiğinden söz edilemeyeceğinden davacının tasfiye edilmeyen tüm çalışmaları birleştirilmek suretiyle sonuca gidilmelidir. Ayrıca davacıya kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemeler avans olarak kabul edilmeli ve fesih tarihine kadar işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanan kıdem tazminatından mahsup edilmelidir. İhbar tazminatı bakımından ise tasfiye söz konusu olmadığından her bir dönem gerek süre gerekse hesaplamaya esas ücret bakımından ayrı ayrı değerlendirilmek ve usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle sonuca gidilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.