Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5801 E. 2025/6640 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5801
Karar No
2025/6640
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/607 E., 2025/1056 K. DAVA TARİHİ : 20.09.2021

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri önünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre Dairenin bozma kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararda hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 47.398,55 TL olup belirtilen miktarın, 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 22. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1 hükmüne eklenen 3. fıkra uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesinin bozulan karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 2010 yılından 2018 yılının Mart ayına kadar elektrik teknisyeni ünvanıyla kesintisiz olarak çalıştığını, 2015-2018 yılları arasında Azerbaycan ve Kazakistan şantiyelerinde tam zamanlı olarak çalıştığını, son ücretinin 2.750,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, davacıya 2015 Ocak ayı ücretinin ödenmediğini, tam zamanlı çalışılmasına karşın fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, ücretinin bankaya yatırıldığını, iş sözleşmesinin haksız ve ihbar önellerine uyulmaksızın sonlandırıldığını, yıllık iznin kullandırılmadığını, işçilik alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili ücreti, ücret, yıllık izin ücreti ile belirsiz alacak davası olarak fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının belirli süreli sözleşme ile çalıştığını, işin tamamlanmasını müteakip davacı tarafından istifa dilekçesinin sunulduğunu, bu nedenle ihbar ve kıdem tazminatı koşullarının oluşmadığını, davacının ödenmemiş alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... 46. İş Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli kararı ile; davacı vekilince 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince dava dilekçesinde seçimlik hakkın Türk lirası olarak kullanılmış olması nedeniyle emsal Yargıtay içtihatları da dikkate alınarak alacakların Türk lirası olarak hüküm altına alındığı, iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle işveren tarafından sona erdirildiği değerlendirilerek davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, İŞKUR sözleşmesinde yıllık 270 saat fazla çalışma ücretinin, ücretin içerisinde olacağı kararlaştırılmadığından yıllık 270 saatlik fazla çalışma ücretinin ücrete dâhil olduğunun kabul edilmediği, kullanılmayan yıllık ücretli izin süresinin 14 gün olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 06.06.2024 tarihli kararı ile; davacının istinaf talebinin alacakların USD cinsinden hüküm altına alınması yönünden, davalının istinaf talebinin taraflar arasındaki her iki iş sözleşmesinin imza tarihi arasındaki 8 günlük süreye dair 270 saate kadar olan fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğuna ilişkin hüküm dikkate alınarak yeniden fazla çalışma alacağının hesaplanması yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 27.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacı tarafın dava dilekçesinde alacaklarını TL olarak talep ettiği, her ne kadar ıslah dilekçesi ile dava konusu alacakların tamamının USD üzerinden tahsilini talep etmiş ise de yenilik doğuran hakların bir defa kullanılmak ile tükendiği, bu nedenle davacının alacaklarının TL olarak ödenmesine yönelik talebine değer verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma kararı doğrultusunda alacakların TL olarak hüküm altına alınması gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tam ıslah haklarını kullanarak alacakların USD üzerinden ödenmesini talep ettiklerini, iş sözleşmesinde USD üzerinden ücretin belirlendiğini, bu nedenle hüküm altına alınan alacakların USD üzerinden belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; hüküm altına alınan alacakların hangi para birimi üzerinden belirlenmesi gerektiğine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5801, K. 2025/6640, T. 18.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5801-e-2025-6640-k-be07d172c954