Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5810 E. 2025/6863 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5810
- Karar No
- 2025/6863
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/169 E., 2024/1030 K. DAVA TARİHİ : 29.03.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/122 E., 2021/475 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : İstanbul 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/800 E., 2020/65 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi ve taraf vekillerince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, 26.11.2024 günü yapılan taraf vekillerinin hazır bulunduğu duruşma sonrasında Dairemizin 26.11.2024 tarihli kararı ile davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine, davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz talepleri yönünden kararın onanmasına karar verilmiştir. Davalı-birleşen davada davacı vekilinin vekilince verilen maddi hatanın düzeltilmesi talebi üzerine Dairemizin 20.02.2025 tarihli kararı ile maddi hata talebinin kabulü ile Dairemizin 26.11.2024 tarihli kararının maddi hataya dayanması sebebiyle ortadan kaldırılmasına, davalı tarafın 08.07.2024 tarihli asıl temyiz talebinin Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada kabul edilen, birleşen davada reddedilen alacak miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırının altında kaldığından miktardan reddine, Davalı-birleşen davada davacı vekilinin tarafın katılma yolu ile temyiz talebinin ise asıl dava yönünden kabulü ile temyiz harç ve giderlerinin tamamlanması amacıyla dosyanın hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen davada davalı ve katılma yolu ile davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı-birleşen davada davalı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.03.2018 tarihine kadar 6 gün çalışma 6 gün dinlenme vardiya usulü ile çalıştığını, 01.03.2018 tarihinden sonra 4 gün çalışma 8 gün dinlenme vardiya usulü ile çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin çalıştığı dönemlerde 24 saat esasıyla çalıştığını, Yargıtay kararları gereği 10 saatlik dinlenme süresi düşüldüğünde müvekkilinin günlük çalışma saatinin 14 saat olduğunu, 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun (854 sayılı Kanun) 26. maddesine göre haftalık 48 saati aşan süreler ve haftalık 48 saati aşmasa da günlük 8 saati aşan sürelerin fazla çalışma sayıldığını, 854 sayılı Kanun'da fazla çalışma ücreti hesabında %25 zamlı ücret ödeneceği belirtilmiş olsa da 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 402/1 hükmü gereğince 01.07.2012 tarihinden sonraki dönemin fazla çalışma ücreti alacak saat ücretinin %50 artırılmak suretiyle hesaplanması gerektiğini, müvekkiline hiçbir zaman fazla çalışma ücreti ödenmediğini, müvekkilinin yıllık ücretli izin alacağı bulunduğunu, müvekkilinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştırıldığını, karşılığının ödenmediğini, müvekkilinin tüm bu sebeplerle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı-birleşen davada davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; ilâmsız icra takibinin sözleşme hükümlerine atıfta bulunmak suretiyle ödenmesi gereken ihbar tazminatı ve cezai şartın tahsiline ilişkin olarak başlatıldığını, davalı vekili tarafından takiplerinin haksız olarak durdurulduğunu, davalının son aylık giydirilmiş brüt ücretinin 58.031,14 TL olduğunu, davalının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkili Şirkete 108.324,79 TL tutarında borçlu olduğunu belirterek itirazın bu tutar üzerinden iptali ile davalının ihbar tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu, asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı-birleşen davada davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının son aylık ücretinin brüt 56.824,44 TL olduğunu, davacının da içinde bulunduğu 32 kılavuz kaptanın müvekkili tarafından Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğüne yapılan başvuru ile aynı tarihte hiçbir gerekçe göstermeksizin toplu olarak istifa ettiklerini, bu istifaların hemen akabinde de müvekkili Şirket ile aynı hizmet bölgesinde kılavuzluk faaliyeti gerçekleştiren ...AŞ’ye geçtiklerini, davacının da içinde bulunduğu toplu istifa hareketi nedeniyle müvekkili Şirket nezdinde yeterli kılavuz kaptan sayısı sağlanamadığını, müvekkilinin başvurusunun reddedildiğini, kılavuzluk hizmeti için lisans alamadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkili Şirketten hiçbir gerekçe göstermeksizin istifa etmiş olan davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını, her ne kadar işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle istifa edildiği belirtilmiş ise de müvekkili Şirkete gönderilen istifa ihtarnamesinde feshe ilişkin hiçbir gerekçe yer almadığını, davacının gördüğü lüzum üzerine müvekkili Şirketten istifa ettiğinin belirtildiğini, davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde istisna olarak çalışmış ise ödenmesi gereken kanuni tutarın davacının banka hesabına yatırıldığını, davacının müvekkili Şirket nezdinde 02.03.2018 tarihine kadar 6 gün çalışma 6 gün dinlenme, 02.03.2018 tarihinden itibaren ise 4 gün çalışma 8 gün dinlenme olmak üzere vardiya sistemi ile çalıştığını, davacının 24 saat çalıştığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kılavuz kaptanların yalnızca kılavuzluk hizmeti almak isteyen gemi bulunduğunda manevra süresi içinde aktif olarak çalıştığını bunun dışında dinlendiğini, bu doğrultuda müvekkili Şirketin nezdinde kılavuz kaptan olarak çalışmış olan davacının fazla çalışma ücreti talep etmesinin kanunun açık hükmü gereği mümkün olmadığını, Yargıtayın yerleşik içtihatları doğrultusunda gemiadamlarının dinlendiği, uyuduğu sürelerin çalışma saatleri içerisinde değerlendirmesinin mümkün olmadığını, davacının hak edişlerinin banka yoluyla yapıldığını ve bu aylara ilişkin ihtirazı kayıt düşülmeksizin imzalandığını, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davacı-birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, davacı Şirketin ihbar tazminatına hak kazanmadığını, kötüniyetle icra takibi başlatmış olan firma aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak birleşen davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesini haklı nedenle sonlandırdığı, bu nedenle birleşen davada ihbar tazminatı talebine ilişkin itirazın iptali isteminin reddi gerektiği, davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, davacının 01.03.2018 tarihine kadar 6 gün çalışıp 6 gün izin kullandığından ulusal bayram ve genel tatil günlerinin yarısında, 01.03.2018 sonrasında 4 gün çalışıp 8 gün izin kullandığından ulusal bayram ve genel tatil günlerinin 1/3’ünde vardiyasının denk geldiği günlerde çalıştığının kabul edildiği, kılavuz kaptan olarak çalışan davacının günün 24 saatinde her an çalışmaya hazır olması gerekmekte ise de fiilen çalışmadığı sürenin iş süresinden sayılması mümkün olmadığından ve esasen davacının çalışma şekli dikkate alınarak aylık ücreti belirlendiğinden fazla çalışma talep etmesinin mümkün olmadığı, Yargıtay kararı gereğince kılavuz kaptan olarak çalışan davacının fazla çalışma talebinin yerinde olmadığı, davacının ücret alacağı talebinin dava tarihinden sonra ödenmekle konusuz kaldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının "kılavuz kaptan" olarak davalı işveren nezdinde çalışırken iş sözleşmesini işçilik alacaklarının ödenmemesi kapsamında haklı nedenle feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı, iş sözleşmesini haklı nedenle fesheden davacının davalı işverene ihbar tazminatı ödemekle yükümlü olmadığı, davacı işçi tarafından açılan menfi tespit davasında rekabet yasağını ihlal ettikleri gerekçesiyle kılavuz kaptanların borçlu oldukları tespit edilmiş ise de davacının işçilik alacaklarının ödenmemesi kapsamında iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği gözetildiğinde kıdem tazminatına hak kazandığının sabit olduğu, davalı işverenin menfi tespit davası kapsamında davacı tarafça yapılan feshin haklı olmadığına yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davacı tarafça tanıkla ispatlandığı, davalı işverence yıllık ücretli izinlerin eksiksiz kullandırıldığının yazılı delille ispatlanamadığı, kılavuz kaptan olarak çalışan davacının fazla çalışma talebinin yerinde olmadığına ilişkin Mahkeme kabulünde hata bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemece fazla çalışma talebinin reddinin hatalı olduğunu, davacının liman içi kılavuz kaptanlık yaptığını, gemi kaptanı olmadığını, bu nedenle Mahkemenin gerekçeli kararında belirtilen içtihadın davacının fazla çalışma talebinin reddi için geçerli olmadığını, zira söz konusu içtihattaki durumun davacı yönünden mevcut olmayıp davacının gemi 1. kaptanına vekâlet etmediği gibi geminin tüm sevk ve idaresini de kontrolü altına almadığını, bu nedenle bu içtihada dayanılarak fazla çalışma talebinin reddinin hatalı olduğunu, davacı vardiya usulü ile çalıştığından fazla çalışma talebinin kabulü yerine reddinin hatalı olduğunu, fazla çalışmanın %50 zamlı olarak hesaplanması gerektiğini, b. Mahkemece faiz türünün hatalı olarak belirlendiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı-birleşen davada davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; a. Davacı ve diğer 31 kılavuz kaptanın toplu istifaları ve hemen akabinde rakip şirkette çalışmaya başlamaları kapsamında davalı Şirketin mağduriyet yaşadığını, davacının iş sözleşmesini hiçbir haklı neden göstermeksizin istifa ile sonlandırdığını, toplu olarak istifa eden ve hemen akabinde sözleşmelerindeki rekabet yasaklarını rakip şirket lehine ihlal eden 32 kılavuz kaptana karşı cezai şart talepli davalar ikame edilip icra takipleri başlatıldığını, kılavuz kaptanlar tarafından ise cezai şarttan borçlu olmadıkları iddiasıyla menfi tespit davaları ikame edildiğini, söz konusu davalardan bir kısmının Yargıtay incelemesinden geçtiğini, verilen kararlarda ilgili kılavuz kaptanların rekabet yasağını ihlal ettikleri gerekçesiyle borçlu olduklarının tespit edilip Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının bozulduğunu, rekabet yasağının ihlali nedeniyle ilgili dosyaların davacılarının borçlu olduğuna hükmedildiği gözetildiğinde maddi olguların aynı olduğu söz konusu dosyalarda haklı sebeple fesih olgusunun bulunmadığının Yargıtay tarafından tespit edildiğini, davacının haklı neden olmaksızın istifa ettiği için kıdem tazminatına hak kazanmadığını, zira davacının kendisine sağlanan menfaatler doğrultusunda diğer 31 kılavuz kaptanla birlikte rakip şirkette çalışmak için istifa ettiğini, davacının istifa dilekçesinde sebep bildirmediğini, istifa dilekçesindeki fesih sebebiyle bağlı olup burada yazılı olmayan bir sebebe ilk defa dava aşamasında haklı neden olarak dayanmasının hukuka aykırı olduğunu, b. Davacının tüm yıllık ücretli izinlerinin kullandırıldığını, c. Davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağını ispat edememesine rağmen bu alacağa hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, d. Ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının ait olduğu dönemdeki döviz kuruna göre hesaplanması gerektiğinin Yargıtay kararlarıyla sabit olduğunu, e. Bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı ve fahiş olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedenle feshedilip edilmediği, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin ve faiz hususlarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-birleşen davada davalı vekilinin tüm, davalı-birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı-birleşen davada davalı vekili, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı talebinde bulunmuştur. Davalı-birleşen davada davacı vekili ise taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haksız feshedildiğini savunarak talebin reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince davacının ödenmemiş ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının bulunduğu belirtilerek davacının iş sözleşmesini haklı nedenle sonlandırdığı gerekçesiyle kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı doğrultudaki gerekçelerle kıdem tazminatının kabulüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından 31.12.2018 tarihli Resmî Gazete'de Kılavuzluk ve Römorkörcülük Hizmetleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) yayımlandığını ve römorkörlük hizmetlerinin farklı lisans tiplerine (A, B ve C) bağlandığını, bahsi geçen Yönetmelik'in 8. maddesi ile A sınıfı kılavuzluk faaliyet lisansı almak isteyen şirketler bakımından; kılavuz kaptan yeterlik belgesine sahip en az 24 kılavuz kaptan istihdam etme, B sınıfı kılavuzluk faaliyet lisansı almak isteyen şirketler bakımından, kılavuz kaptan yeterlik belgesine sahip en az 8 kılavuz kaptan istihdam etme zorunluluğu getirildiği belirlenmiştir. Davalı Şirketin de yeni Yönetmelik doğrultusunda, kılavuzluk faaliyetinin icrası ve bu doğrultuda faaliyet lisans belgesinin temini amacıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır. Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğünün 29.03.2019 tarihli yazısı ile ''İdareye ibraz edilen kılavuz kaptanların fiilen ve hukuken kuruluş bünyesinde olmaması'' nedeniyle lisans başvurusunun uygun bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı asıl tarafından davalıya keşide edilen Payas Noterliğinin 13.02.2019 tarihli ve ... yevmiye No.lu ihtarnamesinde ''14.05.2007 tarihinden itibaren çalışmakta olduğum iş yerinizden gördüğüm lüzum üzerine 13.02.2019 tarihi mesai bitimi itibarıyla ayrılacağımı ihtaren bildirir ve gereğinin yapılmasını arz ederim.'' yazılıdır. Davalı işyerinde çalışan davacı dışında 31 kılavuz kaptanın da 13-14-15.02.2019 tarihlerinde işverene gönderdikleri ihtarname ile iş sözleşmelerini feshettikleri anlaşılmaktadır. Davacıya ait hizmet döküm cetvelinden iş sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte davacının aynı alanda iştigal eden başka bir işyerinde işe başladığı anlaşılmaktadır. Davacı tanığı İ.H.B. ''2019 tarihinde davalı şirketin bulunduğu iskenderun körfezinde vermekte olduğu kılavuzluk hizmetini yüksek ihtimalle veremeyeceği sebebiyle davacı işten ayrılmıştır.'' şeklinde davalı tanığı K.A. '' 13... tarihinde noter kanalıyla ihtarname göndererek istifa etmek suretiyle işten ayrılmıştır. 31/12/2018 tarihinde kılavuzluk hizmetlerini düzenleyen yeni yönetmelik yayınlanmıştır. Bu yönetmelikle birlikte faaliyet lisanslarının alınması noktasında rekabet ortamı oluştu. 13... tarihinde faaliyet izin başvurumuzu yaparken, bünyemizde çalışan kılavuz kaptanlarının aynı alanda faaliyet gösteren rakip firma deniz kılavuzluk anonim şirketine geçtiklerini ve noter kanalıyla istifa dilekçelerini gönderdiklerini öğrendik. Tahminime göre davacı dahil 32 kılavuz kaptanımız kendi çıkarlarını düşünerek rakip firmayla anlaşarak aynı tarihte istifa etmişlerdir.'' şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Davacı asıl ve dava dışı diğer işçiler tarafından davalıya keşide edilen haklı fesih sebebi içermeyen istifa dilekçeleri, tanık beyanları, davacıya ait hizmet döküm cetveline göre davacının davalı işyerinden ayrılır ayrılmaz yeni bir işe başlaması dikkate alındığında kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davacının ödenmemiş ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunduğu belirtilerek kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 3. 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca borç ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Dolayısıyla, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak söz konusu olup hakkın kullanılması yenilik doğurucu nitelikte olduğundan talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta dava konusu alacakların ödenmemesi üzerine davacı taraf dava dilekçesiyle tercih hakkını kullanmış ve dava konusu alacakların TL olarak ödenmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 15.09.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda uyuşmazlık konusu ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı fesih tarihindeki kur üzerinden hesaplanmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde alacakların TL olarak ödenmesini talep ettiğine göre 6098 sayılı Kanun'un 99/3 hükmü uyarınca hesaplamada vade tarihindeki kur esas alınmalıdır. Buna göre uyuşmazlık konusu alacağın vade tarihinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Dava konusu ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı yönünden, her bir ayın ücretinin muaccel olduğu tarihteki (ücretin ödeme günü) kur üzerinden hesap yapılarak sonuca gidilmelidir. Bu husus gözetilmeksizin yapılan hesaplamaya itibarla hüküm kurulması hatalı olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Davalı-birleşen davada davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı-birleşen davada davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.