Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2149 E. 2025/6796 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2149
- Karar No
- 2025/6796
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 62. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/968 E., 2024/255 K. DAVA TARİHİ : 03.11.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/727 E., 2021/1157 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.06.2006-03.03.2016 tarihleri arasında soğuk demir kalfası olarak 2.500,00 USD aylık ücret ile davalı Şirketin ...’daki işyerlerinde çalıştığını, bu süreçte 10.06.2000-31.07.2001 arası Moskova şehrinde, 13.11.2006-29.05.2008 arası Çertanova şehrinde, 05.01.2012-30.10.2013 arası Smolensk şehrinde, son olarak da 09.07.2014-03.03.2016 tarihleri arasında Moskova şehrinde çalıştığını, davalının üç öğün yemek ve kalacak yer temin ettiğini, sabah 08.00'den akşam 19.00’a kadar çalıştığını, ayda 2 kez izin verildiğini, bunun dışında haftanın 7 günü çalıştığını, dinî bayramların birinci günü dışında tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından iş bitimi nedeniyle feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının 22.07.2006-14.12.2007, 07.01.2012-21.05.20 13... .07.2014-10.07.2015 tarihlerinde davalı nezdinde çalıştığını, davacı işçinin ilk iki dönemdeki iş sözleşmesinin davacı işçinin istifa etmesi ile, son dönemdeki davacı çalışmasının ise davacının mazeretsiz ve izinsiz olarak işe devamsızlık yapması nedeni ile müvekkili Şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarından görüldüğü üzere davacı işçinin net 1.350,00 TL ücretle çalıştığını, davacının çalışmalarının birleştirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili Şirkette fazla çalışma uygulaması olmayıp işin niteliği gereği fazla çalışma yapılmasının zaruri olduğu bazı istisnai durumlarda ise bunun karşılığının işçilere tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, davacının iddialarının aksine müvekkili Şirkette resmî ve dinî bayram günlerinde çalışma uygulaması bulunmayıp her işçiye mevzuata uygun olarak hafta tatili izni de tanındığını, alacak kalemleri için yasal faiz oranı uygulanması gerektiğini, alacak kalemleri bakımından zamanaşımı def'inde bulunduklarını, alacaklardan gerekli indirimlerin uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işverence davacının iş sözleşmesini kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmayacak şekilde feshedildiğini ispatlayamadığı, davacının hizmet süresinin 5 yıl 5 ay 20 gün olduğu, giydirilmiş brüt ücretinin 3.696,94 USD olduğu, davacının dinî bayramların ilk günü dışında resmî ve dinî tatillerde çalıştığı, ayda iki kez hafta tatilinde çalıştığı, haftalık 16 saat fazla çalışma yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Tanıkları dinlenmeden dosyanın karara çıkartılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, 2. Bilirkişi tarafından sadece yurda giriş-çıkış kayıtları esas alarak SGK kayıtlarına aykırı şekilde hizmet tespiti yapılmasının hatalı olduğunu, 3. Davacının dava dilekçesindeki talepleri Türk lirası olmasına rağmen USD üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, 4. Davacının iş sözleşmesinin istifa etmek suretiyle sona erdiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, 5. Davacının ücretinin resmî SGK kayıtlarına ve iş sözleşmesine aykırı şekilde kabul edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilip edilmediği, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılacak şekilde son bulup bulmadığı, davacının çalışma süresi ve ücretinin miktarı ile alacakların döviz cinsinden hüküm altına alınıp alınamayacağı konularındadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca; borç ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ise borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Dolayısıyla, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak söz konusu olup yenilik doğurucu nitelikteki talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir.
Somut olayda dava dilekçesiyle tercih hakkı kullanılmış ve davaya konu tüm tazminat ve alacaklar Türk lirası olarak talep edilmiştir. Buna rağmen ıslah dilekçesinde; tüm tazminat ve alacaklarının yabancı para üzerinden tahsiline karar verilmesi istenmiş ve Mahkemece talep gibi tazminat ve alacaklar yabancı para olarak hüküm altına alınmıştır. Ancak davacı taraf, dava dilekçesiyle borcun hangi para birimi üzerinden ödeneceği konusunda tercih hakkını kullanmıştır. Dairemizin yerleşik hâle gelen içtihatlarına göre davacının bu tercihinden dönmesi mümkün değildir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 30.05.2022 tarihli ve 2022/5965 Esas, 2022/6714 Karar sayılı; 16.10.2024 tarihli ve 2024/9037 Esas, 2024/13699 Karar sayılı ilâmları). Bu durumda davacının davacı konusu tazminat ve alacaklarının Türk lirası olarak ödenmesine yönelik talebine değer verilmesi gerektiği gözetilmeden söz konusu alacakların USD üzerinden hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.