Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5542 E. 2025/6132 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5542
Karar No
2025/6132
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1125 E., 2025/701 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünde 1989 yılında geçici mevsimlik işçi olarak işe başladığını, 2001 yılında daimi işçi kadrosuna geçirildiğini ve düz işçi olarak çalışma devam ettiğini, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün İl Özel İdaresine devredildiğini, müvekkilinin ... Sendikası ile imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmakta olduğunu, ancak 2011 yılından itibaren görevlendirme olurları ile ambar görevlisi olarak çalıştığını, bu görevlendirmelerin süreklilik kazandığını, ambar görevlisinin kadro derecesinin 5-16 arası olduğunu, muhtelif tarihlerde talep etmesine rağmen fiilî olarak çalıştığı ambar görevlisi kadrosunun verilmediğini, eşit işe eşit ücret ilkesi gereğince 2011 yılından itibaren haklarının ödenmediğini belirterek davacının ambar görevlisi olduğunun ve kıdemine göre derece ve kademesinin tespiti ile davacının yeni belirlenecek derece ve kademesine göre ödenmesi gereken miktardan eksik ödenen fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye ile ambar görevlisi tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve kanuna aykırı olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, işçinin ihtiyaç dâhilinde işyerinde başka bir birimde yahut bir şubede geçici olarak görevlendirilebileceğini, görüldüğü üzere kamuda çalışan sürekli işçilerin hem başka kurumlarda hem çalıştıkları kurumun bir başka biriminde ya da şubesinde geçici görevlendirilmelerinin mümkün olduğunu, dolayısıyla İdarelerinin işverenin yönetim hakkı kapsamında davacıyı ambar görevlisi olarak fiilen çalıştırmış olmasında da hukuka aykırı bir durum söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. ... 1. İş Mahkemesinin 27.12.2019 tarihli kararı ile; davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli kararı ile tarafların hukuki dinlenilme hakkı bağlamında duruşma yapılması kural olup, Mahkemece tarafların iddia ve savunmalarının toplanarak duruşma açılması ve tarafların açıklamaları dinlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dosya üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli kararı ile; dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporuna göre davacının fiilen yaptığı işin karşılığı derece ve kademenin intibak ettirilmesi ile davacının 27.12.2019 itibarıyla 16. derecenin 25. kademesinde olduğunun ve ambar işçisi olarak çalıştığının tespiti ile bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar doğrultusunda davacının fark ücret, fark ilave tediye, ikramiye farkı alacaklarının davalıdan tahsiline, ambar görevlisi tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2023 tarihli kararı ile davacının derece ve kademe tespitinin, davalı tarafça dosya kapsamına sunulan görevlendirme belgeleri ve fîilen yaptığı işi gösterir pozisyon cetvellerindeki farklı pozisyonlarda çalıştığı süreler gözetilerek yapılan tespitin ve buna bağlı olarak hüküm altına alınan fark alacakların usul ve kanuna uygun olduğu; ancak dava konusu işçilik alacaklarıyla ilgili arabulucuya başvurulduğu, sürecin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 27.11.2019 tarihli son tutanak dava dilekçesine eklenerek 27.12.2019 tarihinde davanın açıldığı, bununla birlikte Mahkemece hükme esas alınan ve davacının ıslahına dayanak oluşturan bilirkişi raporundaki dava konusu fark ücret ve fark ilave tediye alacağına ilişkin hesaplamaların dava tarihi nazara alınarak yapıldığı, arabuluculuk faaliyeti ise tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için gerçekleştirildiğinden arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra ihtilaf konusu olan talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında, bu dönem yönünden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun nazara alınmamasının yerinde olmadığı, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve resen hesaplama yapılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının geçici işçilikteki 6 yıl 11 aylık kıdemine karşılık gelen 3. derece ve 7. kademe davacı kadroya geçtiği tarihte düz işçi değil de sanki ambar görevlisiymiş gibi 5. derecenin 1. kademesine eklenerek 8. derecenin 7. kademesinde olması gerektiği kabul edilerek derece ve kademe tespiti yapılmış ve fark ücret alacakları buna göre hesaplanmış ise de davacı kendi beyanında 2011 yılı ve sonrasında fiilen ambar görevlisi olarak çalıştırıldığı hâlde haklarının ödenmediğini belirtmiş olduğundan ve toplu iş sözleşmesinde düz işçi için 1-8 derece skalası öngörüldüğünden, kadroya geçiş tarihinde 1. derecenin 1. kademesine 3 derece 7 kademe eklenerek, 2011 yılı sonrasında ise ambar görevlisi olarak derece ve kademe uygulanarak derece/kademe tespiti ile varsa fark alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyularak yapılan resen hesaplamada davacının kadroya atandığı 02.02.2001 tarihindeki derecesi, Yargıtay bozma ilâmında belirtildiği üzere toplu iş sözleşmesinde düz işçi için 1-8 derece skalası öngörüldüğünden, kadroya geçiş tarihindeki 1. derecenin 1. kademesine 3 derece 7 kademe eklenerek 4. derece 8. kademe olarak belirlendikten sonra 2011 yılında ambar görevlisi olarak çalışmaya başladığından ambar görevlisinin kadro derecesinin 5-16 arası olduğu gözetilerek toplu iş sözleşmesi hükümleri çerçevesinde davacının dava tarihinde 13. derece 26. kademede olması gerektiği, günlük yevmiye çizelgeleri dikkate alınarak tespit edilen yevmiyeler dikkate alındığında 01.09.2019 tarihinden sonraki dönem için yevmiye farkı alacağının bulunmadığı, önceki dönem için fark alacakların oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Delillerin usulünce değerlendirilmediğini eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, 2. Davanın süresinde açılmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin geçtiğini, 3.İşverenin yönetim hakkı kapsamında işçiyi ihtiyaç duyulan başka birimlerde görevlendirebileceğini, hukuka aykırı bir durumun oluşmadığını, haklarının ödendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının derece ve kademesinin bozma ilâmına uygun şekilde tespiti ile davaya konu ücret, ilave tediye ve akdi ilave tediye farkı alacaklarının bulunup bulunmadığı ile varsa alacakların hesaplanmasına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5542, K. 2025/6132, T. 10.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5542-e-2025-6132-k-3559aad35deb