Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5019 E. 2025/6137 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5019
Karar No
2025/6137
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/586 E., 2025/763 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/254 E., 2025/6 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.04.2015-29.08.2023 tarihleri arasında kesintisiz bir şekilde davalı işyerinde asgari ücretle kasiyer olarak çalıştığını, davalı işyerinin müvekkilini 29.08.2023 tarihinde haksız bir şekilde iş sözleşmesini feshettikten sonra işyerinin insan kaynakları biriminde çalışan Z.C'nin müvekkilini apar topar arabulucunun yanına götürerek iptali istenen arabuluculuk tutanağını ve anlaşma belgesini imzalattırdığını, müvekkilinin söz konusu belgeleri imzalarken dahi arabuluculuk belgelerini imzaladığını bilmediğini, müvekkilinin deneyimsizliğinden, bilgisizliğinden ve aceleye getirmelerinden faydalanılarak hile ile imzasını aldıklarını, müvekkiline arabuluculuk tutanağı ve anlaşma belgesi dışında başka bir belge daha imzalattırıldığını, müvekkiline o belgenin bir örneğinin verilmediğini, sadece buraya "okudum, anladım kabul ediyorum" şeklinde yazı yazdırıp imzasını aldıklarını, arabulucunun müvekkiline neye ve niçin imza attığı konusunda bir açıklama ve bilgilendirme yapmadığını, 29.08.2023 tarihli ve 2023/452656 arabuluculuk numaralı ihtiyari arabuluculuk tutanağının ve anlaşma belgesinin irade sakatlığı (hile) sebebiyle iptalinin gerektiğini, usulüne uygun bir arabuluculuk başvurusu ve görüşmesi yapılmadığını, arabulucunun 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 9. ve 11. maddeleri uyarınca müvekkiline yönelik aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek tarafsızlığını ihlal ettiğini, geçerli bir arabuluculuk sürecinin yapıldığından bahsetmenin imkânsız olduğunu, davalı işverenin tamamen kendini güvenceye almak için böyle hileli bir yola başvurduğunu, arabulucu ile işveren vekilinin adreslerinin aynı olmasının arabulucunun tarafsızlığını zedelediğini, taraflar arasında düzenlenen arabuluculuk tutanağındaki edimler arasında aşırı nispetsizlik hâli bulunmakla arabuluculuk tutanağının gabin nedeniyle de iptali gerektiğini ileri sürerek 29.08.2023 tarihli ve 2023/452656 arabuluculuk numaralı ihtiyari arabuluculuk tutanağının ve anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 25.08.2023 tarihli dilekçe ile artık çalışmak istemediğini belirterek istifasını sunduğunu, davacının istifa dilekçesi dikkate alındığında, davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulunmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, kaldı ki davacının da bu hususta Şirketten talepte bulunmadığını, ancak arabuluculuk görüşmesinde arabulucunun davacıdan tek tek hangi kalemlerden ne kadar talepte bulunduğunu sorgulaması üzerinde davacının yıllık ücretli izin ve Ağustos ayı ücreti dışında da ödeme talep ettiğini, ekstra ödemeler için yapılan uzun pazarlıklar sonrası müvekkili Şirketin sahibi M.D'nin talimatıyla ekstra bedelin anlaşmaya eklendiğini, 42.267,98 TL üzerinden tüm işçilik alacakları için anlaşma sağlandığını, davacı yanın gabin nedeniyle haksızlığa uğrayacak deneyimsizlikte bir personel olmadığını, arabuluculuk kapsamında anlaşılan bedelin 06.09.2023 tarihinde ödendiğini, davacının iş sözleşmesinin feshi sürecinde uzun yıllar müvekkili Şirket bünyesinde insan kaynakları departmanında çalışmış, iş hukuku hakkında bilgi sahibi olan Z.C'nin yakın zamanda Şirketten ayrılacağından kendi işçilik alacakları için arabulucuya başvuracağını ve ön görüşme yaptığını belirttiğini, davacıya da haklarını güvenceye almak için aynı süreci tavsiye ettiğini, bunun üzerine davacının ...'nin görüştüğü arabulucuya gitmek istediğini Şirket yetkililerine bildirdiğini, fesih akabinde Z.C. ile birlikte arabulucunun ofisine görüşme yapmaya gittiklerini, davacının iddiasının aksine iş sözleşmesi sonlanan işçilerin kendi aralarında karar alıp haklarını korumak için kendi hür iradeleri ile başvurduğu bir arabuluculuk sürecinin söz konusu olduğunu, görüşme yapılan adresle müvekkili Şirketin bir ilişiğinin mevcut olmadığını, arabuluculuk görüşmesi başlamadan evvel arabulucu tarafından arabulucunun tarafsızlığı ve bağımsızlığından şüphe duyulması hâlinde sürecin her zaman sonlandırılabileceğinin izah edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında arabulucu .... tarafından düzenlenen 29.08.2023 tarihli ve 2023/452656 arabuluculuk tutanağı ve anlaşma belgesi ile tarafların 08.04.2015-29.08.2023 tarihleri arasındaki çalışma ile ilgili olarak ödenmesi gereken hak ve alacaklar yönünden anlaştıkları, davacı taraf arabuluculuk görüşmesinin geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de bu hususu ispatlayamadığı, dinlenen tanıkların davacının kendi iradesiyle arabulucuya gittiğini, arabuluculuk görüşmesinde kendisine haklarının anlatıldığını beyan ettikleri bu nedenle davacının arabuluculuk görüşmesi sırasında iradesinin fesada uğratıldığını da ispat edemediği, taraflar arasında düzenlenen 29/08/2023 tarihli ve 2023/452656 numaralı arabuluculuk tutanağının geçerli olduğu ve ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi neticesinde davacı tarafın işçilik alacakları konusunda anlaştığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; arabulucuya başvurmadan önce taraflar arasında hangi konuda ve nasıl bir uyuşmazlık çıktığı ortaya konulamadığı gibi arabuluculuk yönteminin, fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanılamayacağı, ayrıca arabuluculukta temel amacın mevcut bir uyuşmazlığın müzakere edilerek çözülmesi olduğu, bu amaç dışına çıkılarak özellikle salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek bir yöntem olmadığı, fesih işlemi ve buna ilişkin ödemeler arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiğinden somut olayda, taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan, salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği sonucuna ulaşıldığı, istifa ettiği savunulan davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğinin arabuluculuk tutanağında kayıt altına alındığı dikkate alındığında ihtiyari arabuluculuğa başvurulması için taraflar arasında nasıl bir ihtilaf çıktığının ortaya konulamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müzakere sürecinin usulüne uygun yürütüldüğünü, aksinin ispat edilmediğini, 2. İrade fesadı iddiasının kabul edilemeyeceğini, 3. Anlaşma belgesinin sahte olmadığını, davacının imzaya itiraz etmediğini, 4. Arabuluculuk anlaşma belgesinin ilâm niteliğinde olup anlaşılan hususlarda dava açılamayacağını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 29.08.2023 tarihli ve 2023/452656 arabuluculuk numaralı ihtiyari arabuluculuk tutanağının ve anlaşma belgesinin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5019, K. 2025/6137, T. 10.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5019-e-2025-6137-k-5f38f9fc5b91