Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4539 E. 2025/6063 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4539
Karar No
2025/6063
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/542 E., 2025/266 K. DAVA TARİHİ : 24.07.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/435 E., 2021/913 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hizmet alım ihaleleri kapsamında davalı İdareye bağlı işyerinde biyolog olarak çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin %20 fazlası olarak ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini, ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını iddia ederek fark ücret ve ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımından reddinin gerektiğini, hak ve alacaklarının 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre belirlendiğini ve ödendiğini, herhangi bir eksik ödemenin yapılmadığını, davacının kendi iradesi ile bilerek kadroya geçtiğini, davacı tarafça talep edilen faizin oranı ve başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin kadroya geçişi aşamasında işverenle imzalanan iş sözleşmesinde açıkça asgari ücretin belli bir oranı üzerinden ekleme yapılarak ücretin ödeneceğinin kararlaştırılması hâlinde, bu sözleşmenin her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağlayıcı nitelikte olduğu, ancak davaya konu uyuşmazlıkta davacı işçinin kadroya alınması ile birlikte işverenle imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde ücret ödeneceğinin açıkça öngörülmediği ve davalı Kurumun uygulamasının yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen diğer istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, gerekçesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kadroya geçiş sözleşme metinlerinin davalı Kurum tarafından düzenlendiğini, ülke genelinde kadroya geçiş sözleşmelerinin bir kısmında asgari ücret fazlası oranların belirtilmesine karşın, bir kısım sözleşmelerde ise sözleşme metninin yeteri kadar açık olması nedeni ile oran kısmının boş bırakıldığını, aynı Kurum içerisindeki aynı tip sözleşmelerin bile bir kısmına el ile oran miktarları yazılmasına karşın bir kısım sözleşme metinlerine bu oranın yazılmasına gerek görülmediğini, bu durumun ve ilgili Kanun Hükmünde Kararname ve genel hükümlerin işçiler aleyhine yorumlanmasının hukukun evrensel kurallarına aykırılık teşkil edeceğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile buna bağlı olarak fark alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi .

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4539, K. 2025/6063, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-4539-e-2025-6063-k-52977422d072