Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5471 E. 2025/7103 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5471
Karar No
2025/7103
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/270 E., 2025/604 K. DAVA TARİHİ : 05.02.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozan 3. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2024/167 E., 2024/40 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin mahiyetten reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerine ait maden ocağında tahkimatçı olarak çalışmakta iken pnomokonyoz meslek hastalığına yakalanarak 01.09.2022 tarihinde malulen emekli olduğunu, ancak davalı Şirkette 05.09.2023 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini, 05.09.2023 tarihinde davalının iş sözleşmesini feshettiğini, fesihten 2 gün sonra 07.09.2023 tarihinde davacıya ihbar ve kıdem tazminatının arabulucu huzurunda anlaşma yaparak ödeneceğinin söylendiğini, davacı ile birlikte arabulucu belirleme tutanağı düzenlendiğini ve aynı gün ihtiyari arabuluculuk toplantısı yapıldığını, toplantı sonucunda düzenlenen 07.09.2023 tarihli anlaşma belgesinde davacının hak ettiği kıdem ve ihbar tazminat tutarı belirlenerek ödeme günü kararlaştırıldığını, devamında davacının davalı işyerinde çalışması sonucu ortaya çıkmış olabilecek meslek hastalığı yönünden maddi tazminat, manevi tazminat, sair tazminat ve diğer tüm işçilik alacakları yönünden hak ve alacağı bulunmadığını varsa fazlaya ilişkin tüm talep ve haklarından vazgeçtiğini beyan, kabul ve taahhüt ettiğinin yazıldığını, tutanağın davacıya bu hâli ile imzalatıldığını, arabulucunun tutanakta yazan adresi ile davalı Şirket vekilinin baroya bildirdiği adresin aynı olduğunu, anlaşma belgesi incelendiğinde aşırı yararlanma hâlinin söz konusu olduğunu, usulüne uygun şekilde arabuluculuk anlaşması yapılmadığını, davacının iradesini yansıtmayan ve esasen uyuşmazlık konusu olmayan hususları anlaşma belgesine vazgeçme şeklinde yazarak davacıdan ibraname alınmaya çalışıldığını, uyuşmazlık olmadan ibra niteliğinde arabuluculuk tutanağı düzenlendiğini, anlaşma belgesinde arabulucu tarafların müzakere sonucunda anlaşmaya vardığını yazmış ise de bu anlaşmanın sadece kıdem ve ihbar tazminatı yönünden gerçekleştiğini, müvekkilinin vazgeçtiği iddia edilen diğer tüm talep ve haklarının anlaşma olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek 07.09.2023 tarihli ve 2023/470847 sayılı arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin sona ermesi üzerine dava konusu arabuluculuk görüşmeleri yapılarak arabuluculuk faaaliyeti sonucunda davacının tüm özlük hakları ve hak edişlerinin hesaplanarak kendisine ödendiğini, davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında bilgilendirildiğini, tüm haklarının kendisine anlatıldığını, davacının bilgilendirme yapılmadığı iddialarının aksinin ispat yükü kendisinde olduğunu, arabuluculuk faaliyetinin fesihten iki gün sonra gerçekleştirildiğini, davacının hür iradesi ile hareket ettiğini, davalı vekilinin 25.01.2021 tarihinden bu yana davalı Şirketin "... Mahallesi, .... Bulvarı, Numara:...., Seyhan-Adana" adresinde davalı Şirketin sigortalı işçisi olarak çalıştığını, baro levha adresini serbest meslek faaliyeti yürütmediğinden değiştirme lüzumu görülmediğini, baro levhasında adresi ".... Bulvarı,.... İş Merkezi, Kat:..., .../Adana" şeklinde görüldüğünü, ancak 25.01.2021 tarihinden bu yana ilgili adreste faaliyet göstermediğini, arabulucunun ".... Bulvarı, .... İş Merkezi, Kat:...., .../Adana" adresinde faaliyet gösterdiği süre boyunca aynı adreste faaliyet göstermediklerini, arabuluculuk faaliyetinin gerçekleştiği tarihte de davalı vekili ile arabulucunun aynı büroda çalışmadıklarını, arabulucu ile kendisinin herhangi bir vekâletnamede birlikte adının geçmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 07.09.2023 tarihli ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ve anlaşma belgesinde uyuşmazlık konusunun “işçi işveren ilişkisinden kaynaklanan alacakların ödenmesi” şeklinde gösterildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağı olarak toplam 78.527,40 TL ödeneceği hususunda anlaşıldığı, tutanaklarda arabulucunun adresinin "T. ..... Bulvarı, .... İş Merkezi Kat:.... S.../Adana" olarak belirtildiği, dosyaya davacının arabulucuya başvurusuna dair bir belge sunulmadığı, ... Barosunun 04.10.2024 tarihli yazı cevabında davalı Şirket vekilinin 07.09.2023 tarihinde işyeri adresinin "T. .... Bulvarı, No:..., ...İş Merkezi Kat:...Seyhan/Adana" olduğunun bildirildiği, arabulucu ile taraflar arasında herhangi bir menfaat ilişkisi veya çatışmasının bulunmaması gerektiği, somut uyuşmazlıkta arabulucunun davalı Şirketin avukatı ile aynı adreste faaliyette bulunduğu hâlde arabuluculuk görüşmeleri öncesinde davacıyı bu yönde bilgilendirdiğine dair yazılı bir bilgilendirme tutanağının ortaya konulamadığı, anlaşma belgesi ve son tutanakta da bu yönde bir açıklamaya yer verilmediği, arabulucunun diğer tarafın avukatı ile aynı adreste çalıştığı hususunda özellikle davacının açıkça bilgilendirildiğinin ve buna rağmen arabuluculuk görüşmelerine devam etmek istediğinin ispatı gerektiği, bu yönüyle arabulucunun tarafsızlığından şüphe duyulmasını gerektiren önemli hâl ve şartların varlığının kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; arabuluculuğun tarafsız icra edildiğine yönelik tereddütler bulunması sebebiyle anlaşma belgesinin iptaline karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan tahkikat sonucu arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline ilişkin karar gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın kabulü kararının hukuka aykırı olduğunu, 2. İhtiyari arabuluculukta arabuluculuk bürosuna başvuru yapılmadığını ve başvuru belgesi de düzenlenmediğini, arabuluculuk sürecinde arabulucu belirleme tutanağı düzenlenip dosyada mübrez arabulucu belirleme tutanağının imzalandığını, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediğinden söz edilemeyeceğini, arabuculuk tutanağının iptaline dair verilen kararın yerinde olmadığını, 3. İş ilişkisinin sona ermesi üzerine arabuluculuk faaliyeti sonunda davacının tüm haklarının ödendiğini, davacının yaşı, tecrübesi ve eğitim durumu itibarıyla imzaladığı sözleşmenin sonuçlarını bilebileceğini, arabuluculuk son tutanağının sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli ilâm niteliğindeki belgelerden olduğunu, sahteliği konusunda bir iddia olmadığını, ayrıca fiil ehliyetsizliği, kısıtlılık hâlleri dışında irade fesadına dayalı iddiaların somut delillerle ortaya konulması gerektiğini, arabuluculuk sonunda anlaşılan konularda dava açılamayacağı değerlendirilmeden tutanağın iptaline dair kararın hatalı olduğunu, 4. Davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında bilgilendirildiğini, bu hususa dair arabuluculuk bilgilendirme tutanağı imzaladığını, davacının bilgilendirme yapılmadığı iddialarının aksinin ispat yükünün kendisinde olduğunu, davacının yaptığı tüm işlemleri hür iradesi ile yaptığını, 5. Davalı taraf vekili olarak şahsı ile arabulucunun hiçbir zaman aynı büroda faaliyet göstermediğini ve arabuluculuk faaliyetinin gerçekleştiği tarihte aynı büroda çalışmadıklarını, arabulucu ile işveren vekili olarak kendisinin herhangi bir vekâletnamede birlikte adının dahi geçmediğini, eksik inceleme ile verilen usul ve kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğini, 6. Davacı tarafından aşırı yararlanma iddiasında bulunulsa da davalı Şirket tarafından davacının hak ettiği alacakların arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanarak davacının banka hesabına ödendiğini, somut olayda arabulucunun arabuluculuk faaliyetini davacıya anlatması, buna dair davacıya bilgilendirme tutanağı imzalatılması, işçinin kendi hür iradesi ile arabuluculuk sürecini başlatması ve işten çıkmasının üzerinden 2 gün geçmesi, davacının tüm hak edişlerini alması sebebiyle aşırı yararlanmadan söz edilemeyeceğini, 7. Taleplerin de zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ve iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5471, K. 2025/7103, T. 29.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5471-e-2025-7103-k-0d31a17ba2b9