Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5283 E. 2025/6242 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5283
Karar No
2025/6242
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/49 E., 2025/167 K. DAVA TARİHİ : 01.03.2021

İlk Derece Mahkemesince tarihli bozmaya uyularak verilen karar davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini; ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını iddia ederek ödenmeyen fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, kadroya geçiş sonrası ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak ücretin belirlendiğini, ücret indirimine gidilmediğini, hukuka aykırı bir uygulamanın söz konusu olmadığını, yanı sıra talep edilen faiz oranı ile faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2022 tarihli kararıyla; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğundan hareketle belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2022 kararına karşı süresi içinde davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin 12.10.2023 tarihli kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25.01.2024 tarihli kararı ile; 696 sayılı KHK kapsamında kamuda sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin ücretlerinin tespitinde uygulanacak kuralları düzenleyen 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. maddede bahsi geçen ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nu (6356 sayılı Kanun) hükümlerine göre yararlanılan bir toplu iş sözleşmesi olmayıp 30.10.2020 tarihinde sona erdiği gözetilmeksizin davacının 2021 yılına ait ücreti belirlenirken bireysel iş sözleşmesinde yazılı asgari ücretin oran olarak fazlası bulunduktan sonra ayrıca %4 oranında zam uygulanmasının hatalı olduğu, 2021 yılı ücretinin belirlenmesinde yalnızca taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde belirtilen asgari ücrete ilişkin oranın dikkate alınması gerektiği, ayrıca davacı vekilince, dava ve ıslah dilekçesi kapsamında fark ikramiye alacağına bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi yürütülmesi talep edilmişse de ifade edildiği gibi söz konusu toplu iş sözleşmesinin 6356 sayılı Kanun hükümlerine göre yararlanılan bir toplu iş sözleşmesi olmaması nedeniyle en yüksek işletme kredisi faizi uygulanamayacağı, taleple bağlılık ilkesine de uygun olacak şekilde ikramiye alacağına en yüksek işletme kredi faizini geçmemek üzere bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2024 tarihli kararı ile; bozmaya uyulmak suretiyle yürütülen yargılama neticesinde bilirkişiden alınan ek rapor ve davalı ... vekili tarafından dosyaya bozmadan sonra sunulan ... 5. İş Mahkemesinin 2023/36 Esas, 2023/54 Karar sayılı dosyasından davacının 08.01.2021 tarihinde davalı Bakanlık aleyhine ücret, ikramiye, ilave tediye, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, gece vardiyası fark ücret alacakları istemi ile açmış olduğu davaya ilişkin kararla hüküm altına alınan alacaklar ve dönemleri gözetilerek; eldeki dava ile çakışan dönemler bakımından kesin hüküm nedeniyle ret kararı verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairenin 09.01.2025 tarihli kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) dava şartlarına ilişkin 114/1-(ı) hükmünde aynı davanın daha önceden açılıp hâlen görülmekte olmaması ve aynı fıkranın (i) bendinde ise aynı davanın daha önceden açılıp kesin hükme bağlanmamış olmasının sayılmış olduğu, dava şartlarının yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınacağı gözetilerek her iki dava bakımından ortak talep aralığı olan 01.01.20 19... .12.2020 arası dönem bakımından fark ilave tediye alacağının da fark ücret ve fark ikramiye alacakları gibi kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerekirken bu alacak bakımından söz konusu döneme ilişkin hesaplama yapılarak alacağın hüküm altına alınmasının hatalı bulunduğu gerekçesiyle ikinci kez bozma kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 09.01.2025 tarihli bozma kararına uyulmak suretiyle yürütülen yargılama neticesinde, davacının hem eldeki dava hem de daha öncesinde ... 5. İş Mahkemesinde açtığı dava ile talep konusu yapmış olduğu fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacaklarına ilişkin olarak her iki davada kesişen Ocak 2019 ve Aralık 2020 tarihleri arası dönem bakımından yargılama yapılıp verilen hükmün Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmesi suretiyle kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davanın açılmasından 3 sene sonra davalı Bakanlık tarafından kesin hüküm itirazında bulunulduğunu, davacı tarafından aynı taleplerle mükerrer dava açıldığını iddia eden davalı tarafın bu iddiasını bilirkişi raporu sunulmadan, ıslah gerçekleşmeden istinaf ve temyiz yollarına başvurmadan önce ileri sürmeyip gelinen aşamada ileri sürmesinin iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, b. Mahkemece kesin hüküm iddiası kabul edilecekse bile davalı taraf söz konusu hakkını önceki aşamalarda ileri sürmeyerek kasıtlı olarak bozma sonrası ileri sürdüğünden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının ücretinin 375 sayılı KHK hükümlerine göre belirlendiğini, Bakanlığın genel uygulamasının hukuka uygun olduğunu, davacının bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretin esas alınmasını bir yandan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını, bu durumda işçilere hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın yapılması gibi (çifte zam) bir durum oluşacağını ve ücretlerin fahiş bir hâl alacağını, b. İddia edilenin aksine davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 oranında ücret zammı uygulanmadığını, ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 2018 yılı ücreti korunarak bunun üzerine %4 oranında zam yapıldığını, ücretin düşürülmediğini, c. Mükerrer dava açtığını bilebilecek durumda olmasına rağmen iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı davranmakta ısrar eden davacının, binlerce çalışanı ve dava dosyası olan davalı Bakanlığın hakkını kötüye kullandığını iddia etmesinin kendisiyle çeliştiğini, aynı konu ve taleplerle mükerrer dava açılmış olduğunun tespit edilmesi üzerine derhâl kesin hüküm itirazında bulunulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu alacaklar bakımından aynı davanın daha önce açılıp hükme bağlanmamış olmasına ilişkin dava şartına ve bu durumun temyiz aşamasında ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harcın alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5283, K. 2025/6242, T. 11.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5283-e-2025-6242-k-b33237b5cf7d