Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5168 E. 2025/6091 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5168
Karar No
2025/6091
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2022 E., 2025/669 K. DAVA TARİHİ : 26.09.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/578 E., 2024/472 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.04.2014-21.06.2023 tarihleri arasında asgari ücret ile apartman görevlisi (kapıcı) olarak çalıştığını, son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamı, asgari ücret ve kıdem tazminatı tavanı gibi kalemlerde yaşanan artışlar nedeniyle, 27.09.2022 tarihinde müvekkili ile arabuluculuk görüşmesi yapılarak iş sözleşmesi sonlanmış gibi gösterildiğini ve müvekkilinin hak ettiğinin çok altında bir kısım ödemeler yapıldığını, müvekkilinin belli bir düzene alışmış okul çağında çocuklarının bulunmasını ve başka türlü barınma ihtiyacını karşılayamayacağını bilen davalı işverenlik tarafından davacı müvekkiline "iş sözleşmesinin devam edeceği, kendisine sağlanan barınma gibi ayni yardımların devam edeceği ve zaten hiçbir hakkına da halel gelmeyeceği" taahhüt ederek iş sözleşmesi sonlanmamasına rağmen iş sözleşmesinin sonlanması şartına bağlı alacak kalemlerini de ihtiva eden anlaşma belgesinin müvekkiline imzalatıldığını belirterek 27.09.2022 tarihli ve ... numaralı ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 09.04.2014-30.11.2022 tarihleri arasında müvekkili bünyesinde apartman görevlisi olarak çalıştığını, çalışma dönemi boyunca davacının hak ettiği tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini, davacının iş sözleşmesinin sonlanmasından sonra konut ihtiyacının giderilmesi, çocukların eğitimlerinin sekteye uğramaması ve ekonomik zorlukların bir nebze bertaraf edilmesi adına ailesinin tahsis edilen apartman görevlisi konutunda kalmasına müsade edildiğini, aile ekonomisine katkı amacıyla davacının eşinin geçici olarak temizlik işlerinde çalıştırıldığını, taraflar arasında imzalanan dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının hukuka uygun bir şekilde tanzim edildiğini, davacı iddialarının haksız ve hukuksuz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının düzenlendiği 27.06.2022 tarihi itibarıyla iş sözleşmesi devam eden davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin gibi iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı tazminat ve alacakların ödeneceğinden söz edilmesinin çelişki oluşturduğu, davacının işten çıkışının 30.11.2022 tarihinde yapılması karşısında gerçekte bir fesih işlemi olmadığı hâlde avans niteliğinde ödemelerin kıdem ve ihbar tazminatı olarak gösterilmesinin, ayrıca iş sözleşmesi sona ermediği hâlde kullandırılmayan yıllık izin hakkının parasal alacağa dönüştürülmesinin kanuna uygun görülmeyeceği, davacının ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının imzalanmasından sonra da işyerinde çalışmaya devam ettiğinin anlaşıldığı gerekçesi ile ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının müvekkili bünyesinde nezdindeki çalışmalarına ilişkin beyanlarının gerçek olmadığını, 2. Arabuluculuk anlaşma belgesinin hukuka uygun şekilde hazırlanarak taraflarca imzalandığını, söz konusu anlaşma belgesinin iptalini gerektirecek somut ispat vasıtası bulunmadığını, 3. Davacının arabuluculuk görüşmesinin gerçekleştiği tarihten sonra yalnızca ihbar süresi boyunca çalıştığını ve iş sözleşmesinin sonlandığı 30.11.2022 tarihi itibarıyla davalı nezdinde herhangi bir çalışma sergilemediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ve iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5168, K. 2025/6091, T. 09.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5168-e-2025-6091-k-36d5924a8fb4