Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4859 E. 2025/6062 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4859
Karar No
2025/6062
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1120 E., 2025/601 K. DAVA TARİHİ : 30.12.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Afşin İş Mahkemesi SAYISI : 2020/316 E., 2023/640 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... (EÜAŞ) ... B Termik santralinde istihdam edildiğini, yüklenici firmalar ile EÜAŞ arasındaki ilişki hizmet alımı olarak adlandırılmakla birlikte, bu ilişkiye dayanak olan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 4. maddesinde "hizmet" olarak tanımlanan hiçbir faaliyetin yürütülmediğini, fiilen yürütülen faaliyetin tamamen yüklenici firmaların davalı EÜAŞ'a işçi temin etmesinden ibaret olduğunu, Hizmet Alımı Teknik Şartnamesi incelendiğinde yüklenici işçilerinin işletme tarafından yönetildiği, işletmenin asıl işini kendileri ile aynı eğitim ve statüde olan (mühendis, teknisyen, tekniker, usta işçi ve işçilerle) işletme işçileri ile beraber yaptıkları, asıl iş için gerekli olan tüm malzeme ve çalışma yerlerinin işletme tarafından sağlandığının görüleceğini, davalı İşletme ile firmalar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2. maddesinde belirtilen asıl işveren alt işveren ilişkisine dayanmakta ise de fiilî durumun davalı İşletmeye işçi temini olup asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurlarını içermediğini ileri sürerek davalı EÜAŞ'ın dava dışı alt işveren şirketler ile yaptığı hizmet alım sözleşmelerinin muvazaa nedeni ile geçersiz olduğunun ve müvekkilinin başlangıçtan itibaren EÜAŞ'ın işçisi olduğunun tespiti ile ilave tediye, emsali kadrolu işçi ücreti üzerinden eşit işlem tazminatı, prim, yemek ve gıda yardımı, sosyal yardım, koruyucu malzeme ve giyim eşyası yardımı, vardiya tazminatı, yüksek gerilim tazminatı, fark hafta tatili ücreti, fark yıllık ücretli izin alacağı ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklı diğer alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili 03.02.2021 tarihli beyan dilekçesinde; müvekkilinin 17.04.2007 tarihinden itibaren bakım onarım statüsünde dış tesis teknisyeni olarak çalıştığını belirterek toplu iş sözleşmesinden kaynaklı alacaklarını; ücret farkı, ikramiye, giyim yardımı, yemek yardımı, sosyal yardım, vardiya tazminatı, iş güçlüğü tazminatı, yüksek gerilim tazminatı, gıda yardımı ve elektrik yardımı alacakları şeklinde somutlaştırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, dava konusu işin müvekkili Kurumun asıl işi olmadığını, davacının müvekkili Şirket işçisi olmadığı gibi sorumluluklarının da aynı olmadığını, bu nedenle aynı sorumluluğa sahip olmayan işçilerin de aynı ücret ve hakları talep etmelerinin doğru olmadığını, anılan kanun uyarınca davacı işçinin baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılmasının mümkün olmadığını, davacının talebinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, dava konusu sözleşmelerde muvazaanın hiçbir şartının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 2007-2019 arasındaki dönem için dava dışı alt işverenler ile davalı EÜAŞ arasında akdedilen hizmet alım sözleşmeleri kapsamında bakım ve onarım işlerinde dış tesis teknisyeni olarak çalıştığı, işyerinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu uyarınca davacının yaptığı işin asıl iş kapsamında yer aldığının ve teknolojik olarak uzmanlık gerektirmediğinin tespit edildiği, dolayısıyla davacının muvazaalı olarak çalıştırıldığının sabit olduğu gerekçesiyle davacının 17.04.2007-03.09.2019 tarihleri arasında davalı EÜAŞ Genel Müdürlüğünün işçisi olduğunun tespiti ile ilave tediye alacağının davalıdan tahsiline, davacının toplu iş sözleşmesinden kaynaklı alacak taleplerinin ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe giren 14.03.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun) 30. maddesi ile 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 15. maddesinde yapılan değişiklik, yine 6446 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 29/2 hükmü, 30 ve 48. maddeleri ile geçici 12/1 hükmü, EÜAŞ'ın 27.07.2006 tarihli ve 26241 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ana Statüsü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ile 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesi hükümleri dikkate alındığında; davacının dış tesis teknisyeni olarak çalıştığı, davalı EÜAŞ'a ait işyerinde aynı işi yapan kadrolu işçilerin bulunmadığı, yapılan işlerin davalı Şirketin üretim lisansı kapsamında hizmet alım sözleşmesi ile verebileceği işlerden olduğu, davalı ile alt işverenler arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının fiilen EÜAŞ ile sözleşmelerle alt işverene verilen işler kapsamında çalıştırıldığı, bu nedenlerle davalı ile dava dışı şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İlk Derece Mahkemesi kararı kesin nitelikte olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi yapılmasının hatalı olduğunu, 2. Davalı EÜAŞ ile dava dışı alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu hususunun işyerinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, 3. Aynı davalıya karşı açılan emsal dosyalarda davaların kabulüne karar verilmesine rağmen davanın reddine dair işbu kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ile dava dışı şirketler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve buna bağlı olarak ilave tediye alacağına hak kazanılıp kazanılmadığı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4859, K. 2025/6062, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-4859-e-2025-6062-k-b866dbb87adf