Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4747 E. 2025/6829 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4747
- Karar No
- 2025/6829
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/1043 E., 2025/127 K. DAVA TARİHİ : 25.01.2017
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket ile imzaladığı belirli süreli gemi adamı iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, bu nedenle geri kalan ücretlerinin ve primlerinin ödenmediğini, davalı hakkında başlatın icra takibine davalı Şirket tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile davalı Şirket aleyhine %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işvereninin dava dışı ... Ltd. olduğunu, müvekkili Şirketin ... Ltd'nin acentesi konumunda olduğunu, bu hususun davacının imzalamış olduğu gemi adamı iş sözleşmesi ile de sabit olduğunu, müvekkil Şirketin dava konusu uyuşmazlıkta acente konumunda olduğunu, bu nedenle müvekkil Şirkete doğrudan husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, görevsiz mahkemede dava açıldığını, davacının takip talebinde takip konusunu “Haksız fesih nedeniyle tazminat alacağı” olarak belirtmesine rağmen dava dilekçesinde davacının bakiye maaş ve primlerinin ödenmesi gerektiğini iddia ettiğini, dava konusu alacak kalemlerini açıklamadığını bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının iş sözleşmesine aykırı davrandığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacıya ödenmemiş herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.09.2023 tarihli kararı ile; davacının gemi adamı olarak çalıştığı gemide, gemi kaptanı tarafından salona ve yemeklere pijama ve eşofmanla gelinemeyeceği yönünde talimat verildiği, davacının ilk etapta bu talimata uyduğu, devamında ise bu kurala uymadığı, bu hususta sözlü olarak uyarılmasına rağmen kurala uymamaya devam ettiği, gemi kaptanı tarafından bizzat uyarıldığı, yine de kurala uymaması nedeniyle iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayandığı, davacının 53 günlük çalışmasından ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu, alacağın belirli ve likit olmadığı, bu hâliyle icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 05.09.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 19.03.2024 tarihli kararı ile; tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 05.09.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek takip konusu yapılmayan alacağın eldeki itirazın iptali davasına konu yapılmasının hatalı olduğu ve davanın tümden reddi gerektiği, diğer yandan, dosyadaki belgeler ve tanık beyanları dikkate alındığında davacının, gemi kaptanının kılık kıyafet ile ilgili getirdiği kurallara ısrarla uymadığı iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin değerlendirmenin dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1.Davacının meslek hayatı boyunca görevini başarılı bir şekilde yerine getirdiğini, denizcilik örf, adet ve usullerine uygun olarak hareket ettiğini, kendisi ile ilgili davalı Şirkete hiçbir şikayette bulunulmadığını ve davalı Şirket tarafından davacı hakkında hiçbir soruşturma yapılmadığını, çalışma saatleri içerisinde üniformasını Denizcilere Mahsus Kıyafet Yönetmeliği’ne uygun olarak giyindiğini, alametlerini taşıdığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlere uygun olarak görevini ifâ ettiğini, davalı Şirketin işletmeciliğini üstlendiği geminin kaptanı, Şirket politikasında düzenleme olmamasına rağmen keyfi ve kötüniyetli olarak çalışma saatleri dışında da ortak kullanım alanlarında gemi adamları tarafından eşofman giyilmesini yasaklandığını, davacının çalışma saatleri dışında ortak alanlarda yine gemiadamları tarafından kabul edilen örf ve adetlere uygun bir şekilde eşofmanını giyinerek hareket etmeye devam ettiğini, yazılı savunması alınmadan, hakkında tutanak tutulmadan iş sözleşmesinin haklı neden olmadan ve kötüniyetli olarak feshedildiğini, ... Denizcilik Çalışma Sözleşmesi (2006) uyarınca kaptanın gemiadamlarının sosyal yaşam ve refahlarına ilişkin menfaatlerini koruyacağının hüküm altına alındığını, 2.Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılmadığını, 3. Feshin son çare ilkesine aykırı hareket edildiğini, 4. Alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu olan takip talebindeki borcun sebebi ve dava konusunun aynı olup olmadığı, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip edilmediği ve davacının ödenmeyen alacağının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dairemizin 08.10.2024 tarihli kararında davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Kararda, "iş sözleşmesinin işverence feshinin haklı nedene dayandığı" şeklinde esasa ilişkin değerlendirme yapılmışsa da, bu değerlendirmenin davanın usulden reddi gerektiğine yönelik bozma ilâmında yer almasının maddi hataya dayandığı anlaşılmaktadır. Bozma kararına uyulmasının, gerekçenin bu kısmı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak da oluşturmayacağı dikkate alınarak bozma sonrası verilen kararın bu ilave gerekçe ile onanmasına karar verilmiştir. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında yukarıdaki paragrafta açıklanan ilave gerekçeyle bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.