Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4713 E. 2025/6770 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4713
- Karar No
- 2025/6770
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/31 E., 2025/45 K. DAVA TARİHİ : 20.09.2017
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait yurt dışı projelerde 18.08.2003 - 16.03.2015 tarihleri arasında ölçme işler kısım şefi olarak en son net 3.450,00 USD ücret ile çalıştığını, 2014 yılı Ekim ayından itibaren ücret bordrolarında işverenin hileli uygulaması ile ücretinin fazla çalışma ücreti ve benzeri bölümlere ayrılarak düşük miktarda gösterildiğini, gerçekte 3.450,00 USD olan ücretin 2.150,00 USD olarak gösterildiğini, davacının haftanın 6 günü 08.00-19.00, pazar günleri 08.00-17.00 saatleri arasında çalıştığını, ayrıca ek mesai talimatlarıyla 22.00’ye kadar çalıştırıldığını, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, davacının iki haftada bir pazar günleri çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeden iş sözleşmesinin 16.03.2015 tarihinde iş bitimi gerekçesiyle sona erdirildiğini, ancak davalının iş ve projelerinin ...’da devam ettiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... (Yeni ünvanı: ...) vekili cevap dilekçesinde; davacının Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) iş sözleşmesi ile davalı Şirkette belirli süreli olarak istihdam edildiğini, davacı tarafın talep ettiği konuların ... Federasyonu hukukuna göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının proje kapsamında belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını ve iş sözleşmesinin projenin sona ermesi nedeniyle kendiliğinden sona erdiğini, davacının bu durumda kıdem ve ihbar tazminatı kazanmasına mahal verecek bir fesih olgusunun bulunmadığını, davacının talep ettiği ücret miktarının gerçek olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirketin 22.09.2008 tarihinde kurulduğunu ve davacının davalı Şirketin kuruluşundan önceki dönemle ilişkili olarak sorumlu tutulamayacağını, Şirket kurulduktan sonra da davacının Şirket bünyesinde kaydının bulunmadığını, davacının davalı Şirket bünyesinde çalışmasının olmadığını, davalı Şirketin bu yönüyle husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının yurt dışında çalıştığını, bu nedenle işin yapıldığı yer mahkemesinin yetkili olduğunu, yurt dışında çalıştığı iddia edilen davacının Türkiye’deki şirketleri ile bağının olup olmadığının anlaşılması için İŞKUR sözleşmesinin incelenmesi gerektiğini, dava konusu edilen tüm alacak kalemlerine itiraz ettiklerini ve tüm alacak kalemleri için zamanaşımı def'inde bulunduklarını, dava konusu alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği 3.450,00 USD ücreti de kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli kararı ile; davacının ücretinin net 3.450,00 USD olduğu, davalı Şirketler arasında organik bağ bulunduğu, davalı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanmadığı, tanık beyanlarıyla davacının işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 14.07.2023 tarihli kararı ile; somut uyuşmazlıkta da İŞKUR'a yazılan müzekkere ve cevabı ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında tarafların uyuşmazlığa uygulanacak hukuku seçtiklerine dair dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, kabul edilen ücret miktarının somut olaya uygun olduğu, davacının yurt dışında çalışması nedeni ile ücretinin gelir ve damga vergisine tâbi olmadığı hususu ile emsal yargı kararları dikkate alındığında %5 kesinti ile brüt ücretin tespitinin de yerinde olduğu, yine tanık beyanları ve bordrolara istinaden giydirilmiş ücretin tespitinde de bir hata bulunmadığı ve fazla çalışma yaptığını, genel tatil ile hafta tatillerinde çalıştığını iddia eden davacı işçinin bu iddialarını tanık beyanları ile ispatladığı, kabul edilen hizmet süresinde de bir hata bulunmadığı, davalılar arasındaki organik bağın varlığı ile birlikte sorumluluklarına dair istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçen geçerek kesinleşen emsal birçok yargı kararı dikkate alındığında yazılı şekilde sorumluluklarına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispat yükü üzerine bulunan davalılar tarafından ispatlanamadığı dolayısı ile kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu ve tavan ücret denetimi ile yapılmak sureti ile kıdem tazminatı alacağına yabancı para cinsinden hükmedilmesinde de bir hata bulunmadığı, dosya içerisinde belirli süreli bir iş sözleşmesi bulunmadığı gibi davacının yaptığı iş ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında iş sözleşmesinin belirli süreli yapılmasını gerektirir objektif ve esaslı nedenlerin somut olayda da bulunmadığı, Mahkemece verilen ilk kararda da %50 oranında indirim uygulandığı ve söz konusu kararın davacı tarafça istinaf edilmediği dikkate alındığında, davacı vekilinin indirim oranına dair istinaf sebebi ise yerinde görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesinin 14.07.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece, taraflar arasında 18.08.2003-28.12.2014 tarihleri arasındaki çalışma döneminde mülga 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24. maddesi ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunduğu anlaşıldığından davacının uyuşmazlık konusu çalışma döneminde ... Federasyonu hukukunun uygulanması, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan 28.12.2014-16.03.2015 tarihleri arasındaki çalışma döneminde de 5718 sayılı Kanun’un 27/2 hükmü kapsamında mutad işyeri hukuku olan Beyaz ... hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 07.03.2024 tarihli kararı ile; direnme kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 07.03.2024 tarihli direnme kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.12.2024 tarihli kararı ile; direnme kararının bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin 16.03.2015 tarihinde feshedildiği, davanın 20.09.2017 tarihinde açıldığı, davada talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Emsal dava dosyalarında Türk hukuku uygulanarak uyuşmazlığın çözüldüğünü, 2. Yabancı hukukta uygulanan sürelerin Türk kamu düzenine aykırı olduğunu, bu nedenle Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 3. İçtihat değişikliğinin ... hukukunda belirtilen sürenin uzaması için haklı neden oluşturduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve zamanaşımı noktalarında toplanmaktadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.