Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12873 E. 2024/14932 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12873
- Karar No
- 2024/14932
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir. Direnme kararının davalı ...Kurumu (...) Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli ve 2022/9-547 Esas, 2023/56 Karar sayılı kararı ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve ek davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... asıl işveren, diğer davalının ise alt işveren olarak faaliyet gösterdiği işyerinde çalışırken iş sözleşmesinin haklı nedene dayanılmaksızın feshedildiğini ancak işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalılar ... Genel Müdürlüğü ile ... İnşaat ve Ticaret AŞ (... AŞ) arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğunu belirterek toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakları ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı ... ile ... AŞ arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğunu, müvekkilinin ücretinin davalı ... Müdürlüğünde aynı işi yapan işçilerden az olamayacağını ileri sürerek toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakları ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, yapılan ihale ile sözleşme konusu işin anahtar teslimi davalı Şirkete verildiğini, müvekkilinin asıl işveren olmadığından sorumluluğunun bulunmadığını, davalı Şirket ile yapılan sözleşmeye göre de yüklenici işçileri ile ilgili mali ve hukuki sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiş, yargılama sırasında birleşen davaya ilişkin olarak birleşen davayı kabul etmediklerini, yargılama devam ederken ileri sürülen muvazaa iddiasının dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını belirtmiştir. 2. Davalı ... AŞ asıl davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında birleşen davaya ilişkin olarak birleşen davayı kabul etmediklerini, yargılama devam ederken ileri sürülen muvazaa iddiasının dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2017 tarihli ve 2014/978 Esas, 2017/261 Karar sayılı kararı ile; davalı ... ile davalı ... AŞ arasında hizmet alım sözleşmesi imzalanarak asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulduğu, davacı vekilinin muvazaa iddiasında bulunduğu, dosya kapsamında bulunan belgelerden de sözleşmede tarif edilen hizmet alımına konu işin hazırlık denilen ve kömür üretim aşamasının bir parçası niteliğindeki davalı ... Müdürlüğünün asıl işi olduğu, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren bir iş olmadığı, davalı ... AŞ'nin gerekli ve yeterli uzmanlığa ve teknolojik alt yapıya sahip olmadığı, araç ve gereçlerin bir kısmını davalı ... Müdürlüğünden kiraladığı ve bu hâli ile üretimin bir parçası olan işin üstlenildiği, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 2015/39401 Esas, 2015/23937 Karar sayılı kararı ile pek çok içtihadı doğrultusunda davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğuna karar verildiği, bu nedenle davacının baştan beri davalı ... işçisi olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dava ile 13.06.2016 dava tarihli birleşen davanın kısmen kabulüne, 06.10.2016 dava tarihli birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 27.03.2018 tarihli ve 2017/3173 Esas, 2018/696 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 15.02.2021 tarihli ve 2020/3708 Esas, 2021/3676 Karar sayılı kararı ile; davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, Mahkeme kararının muvazaa araştırması yapılmasına yönelik olarak bozulmasına karar verilmiştir. B. Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin 05.10.2021 tarihli ve 2021/234 Esas, 2021/325 Karar sayılı kararı ile; davalılar arasında imzalanan sözleşmenin ... Genel Müdürlüğü ... ... İşletme Müessesesi-630 Katı 2. Kısım Galerileri ve 560 ... Galerisi Sürülmesi işi olup ihale konusu işlerin ... İşletme Müdürlüğünde ... AŞ'ye, Karadon İşletme Müdürlüğünde ise ... ve ... Şirketlerine verildiği, bu işlerin farklı işletme müdürlüklerindeki davalı ... Müdürlüğüne ait aynı işler olup sözleşme konularının aynı olduğu, Zonguldak 2. İş Mahkemesinin 2013/430 Esas sayılı dosyasında ... İşletme Müdürlüğündeki davalı ... AŞ'ye ait işyerinde uzman bilirkişi heyetiyle keşif yapıldığı ve rapor düzenlendiği, davalı ... Müdürlüğünün Şirketlerle olan sözleşmeleri sona ermiş olduğundan aradaki ilişkinin hukuki niteliğinin tespiti açısından mahallinde uzman bilirkişilerle keşif yapılarak rapor alınmasının mümkün olmadığı ancak ihale konusu işler aynı olup sadece işletme müdürlükleri farklı olduğundan bu raporun dava konusu ilişki açısından da hükme esas alınarak aradaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırı olduğunun tespit edildiği, alınan rapora göre Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince feshin geçersizliğinin tespiti ve işe iade talepli davalarda davacıların asıl işveren ... Genel Müdürlüğü işçisi olduklarına ve ... Genel Müdürlüğündeki işlerine iadesine karar verildiği (Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2015/39401 Esas, 2015/23937 Karar sayılı kararı), davacı ile aynı dönemde ... ve ... İşletme Müdürlüklerindeki ihaleyi almış olan davalı ... AŞ'de çalışmış olan işçiler tarafından açılmış emsal davalarda davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kabulüne dair Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay kararlarının dosya içerisine alındığı, benzer nitelikteki işle ilgili olarak ... İşletme Müdürlüğü tarafından emsal dosyada Mahkemeye gönderilen müzekkere cevabında ihale konusu işte davalı ... Müdürlüğünün işçilerinin çalıştığı, kullanılan malzemelerin ... Genel Müdürlüğü tarafından temin edildiği, işin davalı Şirket tarafından yapıldığının kabul edildiği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığının 23-24.06.2010 tarihli inceleme raporu ile de ... Genel Müdürlüğü ile ... İnş. San. ve Tic. AŞ arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun tespit edildiği, Zonguldak 2. İş Mahkemesinin 2014/881 Esas, 2018/392 Karar sayılı dava dosyasında R.B. isimli işçinin açtığı davanın kabul edildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2018/2872 Esas, 2019/692 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2020/4649 Esas, 2021/4157 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, aynı şekilde Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 18.01.2021 tarihli ve 2020/4321 Esas, 2021/1372 Karar sayılı kararında da davalı ... ile davalı ... AŞ arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kabul edildiği, davalı ... AŞ'ye verilen işin asıl işin bir bölümü olduğu, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren bir iş olmadığı, davalılar arasındaki hukuki ilişki muvazaalı olduğundan davacının baştan itibaren davalı ... Müdürlüğünün işçisi sayılması gerektiği, birbiriyle çelişen kararların verilmesinin hukuki güvenlik ilkesini ve aynı zamanda kişilerin yargıya duydukları güveni zedeleyeceği, ayrıca adil yargılanma hakkı kapsamında yargı kararları yönünden birlik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerinin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir. G. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 27.04.2022 tarihli ve 2022/4579 Esas, 2022/5325 Karar sayılı ilâmı ile; dosya kapsamında yapılan muvazaa araştırmasının yetersiz olduğu, Dairemiz kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli ve 2022/9-547 Esas, 2023/56 Karar sayılı ilâmı ile; Özel Daire kararında da belirtildiği üzere gerekirse tanıkların yeniden dinlenmesi ve yine gerektiği takdirde konunun uzmanı teknik bilirkişi marifetiyle işyerinde keşif icra edilmek suretiyle dosya kapsamındaki tüm deliller ilgili mevzuat hükümleri ile birlikte değerlendirildikten sonra davalı Şirkete verilen işin ne olduğu, asıl iş veya yardımcı iş olup olmadığı ve böylece davalılar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulup kurulmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. H. İlk Derece Mahkemesince Hukuk Genel Kurulu Kararı Üzerine Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığı ve kanunen geçerli asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, dava konusu kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağının davacının fiilî ücreti dikkate alınarak hesaplandığı, muvazaa iddiasına dayalı fark ücret taleplerinin ise reddine karar verildiği belirtilerek asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; verilen karara karşı davalı ... AŞ tarafından istinaf ve temyiz isteminde bulunulmadığını, anılan davalı yönünden kararın kesinleştiğini, usuli kazanılmış hak gereğince davanın ... AŞ yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, daha önce verilen kararlar ile muvazaanın kesinleştiğini, davacının fiilen aldığı ücretin eksik tespit edildiğini ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı ve ... AŞ arasındaki ilişkinin geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak kabul edilip edilmeyeceğine ve buna göre davacının başından itibaren davalı ... Müdürlüğünün işçisi sayılıp sayılmayacağına, dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanması ile usuli kazanılmış hakka uygun hüküm kurulup kurulmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 4857 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi, Alt İşverenlik Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesinin (b) bendi. 3. Dairemizin 14.12.2022 tarihli ve 2022/16498 Esas, 2022/16753 Karar sayılı ilâmında usuli kazanılmış hak ilkesi şu şekilde açıklanmıştır: "... 3. Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. 4. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar). ..." 3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Kanun'un 341 ve devamı maddelerine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı öncelikle istinaf yoluna başvurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması hâlinde karar, istinaf yoluna başvurmayan taraf yönünden kesinleşir. 3. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki ilk kararına karşı davalı ... vekilince istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince karara direnilmesi üzerine bu sefer de davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Buna göre İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda hesaplanıp hüküm altına alınan miktar, davalı ... tarafından istinaf ve temyiz edilmeyerek onun yönünden kesinleşmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca bozma ilâmında belirtilen bozma sebepleri sadece hükmü temyiz eden davalı ... hakkında sonuç doğurabilecektir. Bir başka anlatımla; hükmü istinaf ve temyiz etmeyen davalı ... AŞ yönünden de bozma sebeplerine göre değerlendirme yapılarak karar verilmesi usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlali mahiyetindedir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.