Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12853 E. 2024/14841 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12853
- Karar No
- 2024/14841
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : Ankara 10. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli ve 2021/1339 Esas, 2023/540 Karar sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) ncı alt bendi uyarınca ortadan kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Sistemleri Mühendislik ve Taahhüt AŞ'nin (... Sistemleri Şirketi) asıl işveren, davalı ... ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd Şti.nin (... ... Şirketi) alt işveren olduğunu, davacının 12.04.2016 tarihinde davalı ... ... Şirketinde işe başladığını, mekanik formeni olarak Kuzey ... şantiyesinde çalıştığını, davacının fazla çalışma, hafta tatili ücreti gibi ücret alacaklarının ödenmesini talep ettiğini, bunun üzerine davalının 17.10.2017 tarihinde hiçbir geçerli sebep göstermeden, savaştan dolayı ... güvenliği olmadığı gerekçesiyle haksız olarak iş sözleşmesini feshettiğini, davacının Türkiye’ye gönderildiğini, en son net 2.200,00 USD ücret aldığını, davalının barınma ve günde üç öğün yemek bedelini karşıladığını, davacının çalışma döneminde fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ve genel tatil günlerinde çalıştığını karşılığı ücretlerin ödenmediğini, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin kısmi dava, diğer ücret alacaklarının belirsiz alacak davası olarak açıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili için davalılara karşı asıl davanın açıldığını, bu davanın görülmeye devam ettiğini, davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru yapılırken davalı ... ... Şirketine karşı sadece kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesi amacıyla arabuluculuk başvurusu yapıldığını, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri yönünden davalı ... ... Şirketine karşı yeniden arabuluculuk başvurusu yapma ve ek dava niteliğinde bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, açılan davanın asıl dava dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Sistemleri Şirketi vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalı işyerinin olumsuz hava koşullarından dolayı 4 kere tahliye edildiğini, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığını, çalışılması durumunda karşılığı ücretlerin ücret bordrolarına yansıtılarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının iddia ettiği ücretin gerçeği yansıtmadığını, iş sözleşmesinin 17.10.2017 tarihinde davacının kendi rızası ile istifa etmesiyle sonlandırıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, davalı işyerinde bir işçinin günde 8 saat işyeri sahası içinde bulunduğunu, işçilerin molalar dışında çalışma süresinin günde 6,5 saat olduğunu, fazla çalışma yapılması durumunda ücretinin ödendiğini, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığını, yapılması durumunda ücretinin ödendiğini, hafta tatillerinde çalışılmadığını, haftanın 7 günü çalışılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda Irak İş Kanunu tercümesinin dosyaya kazandırıldığı ve Irak iş hukuku doğrultusunda değerlendirme yapıldığı, kıdem ve ihbar tazminatı yönünden; Irak İş Kanunu'nda kıdem ve ihbar tazminatı hususunda bir düzenleme bulunmadığı göz önünde bulundurularak davacının bu taleplerinin reddine karar verildiği, Irak İş Kanunu'nda hangi günlerin ulusal bayram ve genel tatil günleri olduğu ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı tespit edilmekle davacının bu talebinin de reddi gerektiği, davacının fazla çalışma ve hafta tatili ücreti talepleri yönünden, Irak iş hukuku doğrultusunda alınan 20.10.2023 tarihli bilirkişi ek raporunun iddia edilen ve tanık beyanlarında izah edilen çalışma programına uygun olduğu, bilirkişi tarafından yapılan %30 oranında indirimin yeterli olduğu ve bu taleplerin hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... Sistemleri Şirketi vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, Irak hukukuna göre alacakların dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, ücret tespitinin hatalı olduğunu dolayısıyla hesaplamaların yanlış yapıldığını, davacının fazla çalışma, hafta tatili çalışma karşılıklarının bordroda tahakkuk ettirilerek ödendiğini, ödenmeyen alacağı bulunmadığını, davacı imzalı ibranamede davacının bu türden alacaklarının olmadığının belirtildiğini, ibranamenin geçerli olduğunu, rapordaki fazla çalışma, hafta tatili alacakları hesabının çok fazla olduğunu, son ücretten hesap yapılamayacağını, davacının yurtta olduğu sürelerin dışlanmadığını, davacı tanık beyanlarının esas alınmasının hatalı olduğunu, tanık beyanına göre değil, yazılı delil olan ücret bordrolarına göre değerlendirme yapılması gerektiğini, bilirkişi raporuna itirazların gözetilmediğini, davanın tümden reddi gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalı ... ... Şirketi vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, alacakların zamanaşımına uğradığını, hükme esas alınan ek raporun eksik incelemeye dayandığını, ücret tespitinin hatalı olduğunu, tanık beyanlarındaki çelişki giderilmeden hesap yapılmasının isabetsiz olduğunu, davacı tanık beyanlarının esas alınmaması gerektiğini, dosyada mübrez kanuni şartlara uygun ibranameye itibar edilmeyip, alacaklara hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının fazla çalışma yaptığı dönemlere ilişkin ücretlerinin ödendiğini, fazla çalışma iddiasının davacı tarafından yazılı delille ispatı gerekirken tanık deliline başvurulmasının usule aykırı olduğunu, hafta tatili günü çalışılmadığını, çalışılırsa ücretinin ödendiğini, davanın tümden reddi gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Irak iş hukuku ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında zamanaşımına uğrayan alacağın bulunmadığı, ibranameye itibar edilmemesinin yerinde olduğu, fazla çalışma yaptığını ve hafta tatillerinde çalıştığını iddia eden davacı işçinin bu iddialarını tanık beyanları ile ispatladığı, çalışma döneminin kısalığı, çalıştığı dönem içerisinde ücret değişikliği olduğuna dair delil bulunmadığı ve uygulanan yabancı hukuk hükümleri dikkate alındığında hesaplamalarda bir isabetsizlik olmadığı, Yargıtay içtihatları dikkate alındığında kıdem ve ihbar tazminatı dışındaki işçilik alacaklarının belirsiz alacak davası şeklinde açılabileceği, davacının yaptığı iş, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında kabul edilen ücret miktarının somut olaya uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... Sistemleri Şirketi vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı ... ... Şirketi vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk, zamanaşımı, fazla çalışma, hafta tatili ücreti taleplerine ilişkin davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı, ücretin miktarı, hüküm altına alınan alacakların ispatı ve hesaplanması noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 107, 109, 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24 ve 27 nci maddeleri. 3. Irak İş Kanunu'nun 8, 30, 41, 54, 58, 60, 61 ve 64 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden taraflara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.