Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12650 E. 2024/13902 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12650
Karar No
2024/13902
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.02.2001-10.07.2019 tarihleri arasında davalıya ait taş mermer ocağı şantiyesinde şantiye sorumlusu olarak çalıştığını, 22.06.2009 tarihinde emekli olduğunu, emekli olarak çalışmasının kesintisiz devam ettiğini, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden belirtilmeksizin feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatlarının giydirilmiş brüt ücrete göre tüm süre üzerinden hesaplanıp yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye miktarın hüküm altına alınması gerektiğini, davacının tüm çalışma süresi içerisinde hiç yıllık ücretli izin kullanamadığını, çalışmasının haftanın 6 günü 08.00-18.00 saatleri arasında olması gerekirken haftanın 3 günü 08.00-20.00 saatlerine kadar sürdüğünü, özellikle emekli olduktan sonraki dönemlerde ayda iki kez hafta tatilinde çalıştığını, çalışma süresi boyunca sadece dinî bayram tatillerinde çalışmadığını, arefe günlerinde tam gün çalıştığını; ancak bu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette 08.12.2015 tarihinden çıkış tarihine kadar olan dönemde şantiyenin kantar bölümünde çalıştığını, görevinin kantara giren ve çıkan kamyonlara nezaret etmek, gerekli evrakları almak ve vermek olduğunu, iş sözleşmesi feshedildiğinde haklarının kendisine ödendiğini, asgari ücret aldığını, ücretlerin bankaya yatırıldığını, çalışma saatlerinin 09.00-18.00 arasında olduğunu, fazla çalışmasının olmadığını, çalıştığı dönemde hafta tatilini kullandığını, işyerinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapılmadığını, davacının çalıştığı dönem boyunca hiç yıllık ücretli izin kullanmadığını beyan etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; ayrıca davacıya kullandırılmayan yıllık izin ücretlerinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2021 tarihli kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 15.02.2001-10.07.2019 tarihleri arasında şantiye sorumlusu olarak brüt 5.693,10 TL ücret ile çalıştığı, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı nedenle sona erdirildiğinin ispatlanamadığı, bu sebeple davacının bakiye kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de miktarları tespit edildiği üzere davacı işçinin ödenmeyen fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklısı olduğu, davalı tarafça yapılan ödemelerin mahsubu ile davacının bakiye yıllık ücretli izin alacağının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 01.06.2022 tarihli kararı ile; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2021 tarihli ve 2019/(22)9-637 Esas, 2021/1387 Karar sayılı kararı uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında davalı tarafından istinaf aşamasında ibraz edilen ücret bordroları ve yıllık ücretli izin defteri sunulmamış olduğundan istinaf aşamasında bu belgelerin delil olarak değerlendirilmelerinin mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere göre davacının şantiye sorumlusu olarak çalıştığı, Türkiye İstatistik Kurumu verileri, tanık beyanları, yapılan işin niteliği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek tespit edilen ücret miktarında isabetsizlik bulunmadığı, davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı, karşılığı ücretlerin ödendiği hususunun işveren tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 21.11.2022 tarihli kararı ile; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, şantiye şefi olarak çalışan davacının gerek celse beyanları gerekse de tanık beyanları dikkate alındığında fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanması mümkün olmadığından ilgili alacağın reddi gerektiği; diğer yandan davacı talebini aşacak ve tanık beyanlarına aykırı olacak şekilde davacının tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığı kabulüne göre ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının hesaplanmasının da hatalı olduğu ve davalı vekilince istinaf aşamasında sunulan imzalı yıllık izin defteri ve imzalı ücret bordroları davacı asıla gösterilerek beyanı alındıktan sonra sonucuna göre yıllık ücretli izin alacağının yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı uyarınca davacı asılın dinlendiği, imzalı yıllık izin kayıtlarının inkar edilmesi neticesinde kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, sonuç olarak davacının toplamda 56 gün yıllık ücretli izin kullandığı, bakiye 294 gün yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, ayrıca davacının dinî bayramlarda ve dinî bayramların arefe günlerinde çalışmadığı geri kalan ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, fazla çalışma ücreti alacağının ise bozma kararında belirtildiği şekilde reddi gerektiği gerekçesiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne diğer alacakların reddine dair kısmen kabul kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, bozmaya aykırı olacak şekilde ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, bozma öncesi verilen ilk kararda, ıslah zamanaşımı def'i gözetilmiş olup bu hususta davacı vekilinin temyizi bulunmamasına rağmen bozma sonrası verilen kararda ıslah zamanaşımı def'i dikkate alınmaksızın karar verilmesinin bozma ile yararlarına oluşan usuli kazanılmış hakka aykırılık teşkil ettiğini, davacının asgari ücret aldığını, hesaplamaların buna göre yapılması gerektiğini, davacının hafta tatillerinde çalışmadığını, söz konusu alacağın da reddi gerektiğini, davacının 18 yıllık çalışma hayatında sadece 56 gün yıllık ücretli izin kullanmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kıdem ve ihbar tazminatları davacıya ödendiğinden ilgili taleplerin de reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının miktarı, bozma ile davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal edilip edilmediği hususlarına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 41, 44, 47, 53 ve 59 uncu maddeleri. 3. Dairemizin 14.12.2022 tarihli ve 2022/16498 Esas, 2022/16753 Karar sayılı kararında usuli kazanılmış hak ilkesi şu şekilde açıklanmıştır: "... 3. Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. 4. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar). ..." 3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında özellikle temyiz edenin sıfatına göre bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dinî bayram tatillerinde arefe günü hariç çalışma yapmadığını, diğer tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia etmiştir. Davacı tanıklarının ve davalı tanığının beyanları da arefe günü dâhil olmak üzere dinî bayramlarda çalışma olmadığı, diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapıldığı yönündedir. Dairemizin 21.11.2022 tarihli bozma kararında, davacı talebini aşacak ve tanık beyanlarına aykırı olacak şekilde davacının tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığı kabulüne göre bu alacağın hesaplanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına karar verilmesine ve gerekçeli kararda yerinde olarak davacının dinî bayramlarda ve arefe günlerinde çalışmadığı kabulüne göre alacağın hüküm altına alınması gerektiği belirtilmesine rağmen çelişkili şekilde davacının tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığı kabulü ile hesaplama yapılan 24.05.2024 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi hatalı olup yeniden bozmayı gerektirmiştir. 3. Diğer yandan davacı tarafça ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacakları belirsiz alacak davası olarak açılmasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2021 tarihli kararında; davacı tarafça 28.07.2020 tarihli dilekçe ile talep edilen ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacak miktarlarına karşı zamanaşımı def'i dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuştur. Sözü edilen karar, Dairemizin 21.11.2022 tarihli kararı ile yalnızca davalı temyizi üzerine ve davalı lehine olacak şekilde bozulmuştur. Buna rağmen bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca dava zamanaşımı def'i dikkate alınmak suretiyle hesaplama yapılması, İlgili Hukuk kısmının (3) numaralı paragrafında belirtilen usuli kazanılmış hak ilkesine aykırıdır. 4. Ayrıca İlk Derece Mahkemesince; bozma öncesinde verilen 30.05.2021 tarihli ilk kararda, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacakları için dava dilekçesinde talep edilen miktar bakımından dava tarihinden faiz yürütülmüş olup söz konusu karar, yalnızca davalı vekilince temyiz edilmesine rağmen bozma sonrası hüküm altına alınan ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının tamamına arabuluculuk son tutanak tarihi olan 21.08.2019 tarihinden itibaren faize hükmedildiği görülmektedir. İlgili Hukuk kısmının (3) numaralı paragrafında belirtildiği şekilde, bozma kararı kapsamı dışında kalan faiz başlangıç tarihi yönünden davalı aleyhine olacak şekilde hüküm kurulması da usuli kazanılmış hakka aykırıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/12650, K. 2024/13902, T. 21.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2024-12650-e-2024-13902-k-04d71883cec5