Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12586 E. 2024/14533 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12586
- Karar No
- 2024/14533
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi KARAR : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesi Taraflar arasında İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 31.03.2010 - 31.08.2012 tarihleri arası davalıya ait Kuzey Irak'taki beton santralinde pompa operatörü olarak çalıştığını, en son ücretinin 1.100,00 USD olduğunu, davalının beton santralini yabancılara devretmesi nedeniyle davacının işine son verdiğini, tazminatlarının ödenmediğini, davacının haftanın 7 günü sabah 07.00-22.00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, işyerinde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının davalı Şirkette 31.01.2010 tarihinde beton santral operatörü olarak çalışmaya başladığını, 19.08.2010 tarihinde istifa ederek iş sözleşmesini feshettiğini, 13.12.2010 tarihinde düz işçi olarak tekrar çalışmaya başladığını ve 31.08.2012 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacıya kıdem ve ihbar tazminatlarını ödediğini, davacının yurt dışı iş sözleşmesinde ücretinin brüt 550,00 USD olarak belirlendiğini, davalı Şirketin şantiyelerinde çalışma saatlerinin haftanın 6 günü 08.00-17.00 saatleri arasında olduğunu, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, çalışması durumunda ücretinin ödendiğini, yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesinin 22.11.2018 tarihli ve 2015/1118 Esas, 2018/753 Karar sayılı kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 31.03.2010-19.08.2010 tarihleri arasında 4 ay 20 gün ve 13.12.2010-31.08.2012 tarihleri arasında 1 yıl 8 ay 18 gün süre ile en son aylık net 1.100,00 USD ücretle çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin 31.08.2012 tarihinde feshedildiği, davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra davalı tarafın kıdem ve ihbar tazminatı ödemeleri yaptığı, davacının birinci dönem çalışmasının istifa ile sonuçlandığı, bu nedenle bu dönemin kıdem ve ihbar tazminatı hesabında dışlandığı, tanık beyanlarına göre davacının haftalık 38,5 saat fazla çalışma yaptığı, davacının 28 iş günü yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu, tanık beyanları ve dosya kapsamından davacının ayda 4 hafta tatili çalışması yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli ve 2019/1041 Esas, 2023/247 Karar sayılı kararı ile; dosya kapsamında bulunan 19.08.2010 tarihli istifa dilekçesinin el yazısı ile davacı tarafından düzenlendiği, ''İş yerinizden kendi isteğimle ayrılmak istiyorum." ibaresinin bulunduğu, herhangi bir istifa gerekçesinin belirtilmediği, dinlenen tanık beyanlarında davacının söz konusu dilekçeyi iradesi sakatlanmak sureti ile imzaladığına dair herhangi bir ifade bulunmadığı, buna göre ilk dönem çalışmasının 19.08.2010 tarihinde istifa ile sonlandığının kabulünün yerinde olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda net ücretten brüt ücretin tespiti sırasında gelir vergisi kesintisi eklenmediği hâlde hesaplanan brüt ücretten nete çevrilmesi sırasında gelir vergisi kesintisi yapılmasının kendi içinde çelişkili olduğu, bu nedenle ihbar tazminatı hesabında gelir vergisi kesintisinin kaldırılması gerektiği, indirim oranının yerinde olduğu, davacının yurt dışında çalışması, yapmış olduğu iş, emsal ücret araştırması, kıdemi ve tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirilmek sureti ile net 1.100,00 USD ücret aldığının kabulü ile hesaplama yapılmış olmasının dosya kapsamına uygun olduğu, davalı vekilinin fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ve yıllık ücretli izin alacağının hesabında davacının Türkiye'de olduğu sürelerin dışlanmadığını ileri sürdüğü, her ne kadar bu dönemler dikkate alınmamış ise de hesaplanan alacaklardan bu hususlar gözetilerek %40 oranında indirim uygulandığı dikkate alındığında istinaf taleplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 19.09.2023 tarihli ve 2023/8861 Esas, 2023/12363 Karar sayılı kararı ile; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davacının ayın iki haftasında haftanın 7 günü, diğer iki haftasında ise haftanın 6 günü 07.00-17.00 saatleri arasında çalıştığının kabulü ile fazla çalışma alacağının hesaplanması gerektiği, davacının davalı Şirketin yurt dışındaki şantiyesinde çalıştığı anlaşılmakla sadece yurt dışı çalışması bakımından fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hesaplanması gerekli iken davacının Türkiye'de bulunduğu dönemlerin dikkate alınmasının hatalı olduğu, davacının Türkiye'de bulunduğu dönemlerde izin kullandığı savunması karşısında, yurda giriş ve çıkış kayıtlarına göre Türkiye’de bulunan zamanların yıllık ücretli izne mi yoksa ücretsiz izne mi dayalı olduğu araştırılarak yıllık ücretli izne dayalı ise bunun yıllık ücretli izin hesabında, ücretsiz izne dayalı ise davacının kıdem tazminatına esas hizmet süresinin tespitinde dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre alacakların belirlendiği, davacının Türkiye'de bulunduğu dönemlerde ücretinin tam olarak ödenmeye devam ettiği, bu itibarla bu dönemin ücretsiz izne dayalı olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, söz konusu dönemin yıllık ücretli izne dayalı olduğunun kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, böylece davacının Türkiye'de bulunduğu dönemler dikkate alındığında hak kazandığı 28 günlük yıllık ücretli izin hakkını fazlasıyla kullandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; fazla çalışma süresinin eksik hesaplandığını, kabul edilen çalışma saatlerine göre aylık 40 saat fazla çalışma olduğunu, buna göre haftalık ortalama 10 saat fazla çalışma bulunduğunu, ancak bilirkişinin maddi hata sonucu haftalık ortalama 5,21 saat üzerinden hesaplama yaptığını, hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini, brüt ücretin Ülkemizde uygulanan kesintiler esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınması gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; fazla çalışma alacağının hesaplanması noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 41 ve 63 üncü maddeleri, 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; bozma kararında belirtilen çalışma saatleri kabul edilerek yapılan hesaplamada, davacının haftanın 6 günü çalıştığında haftada 9 saat, haftanın 7 günü çalıştığında haftada 11 saat fazla çalışma yaptığı, buna göre aylık 39,5 saat fazla çalışma yaptığı belirlendikten sonra haftalık ortalama 5,21 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiştir. Ne var ki bozma kararında belirtilen çalışma saatlerine göre, davacının haftanın 6 günü çalıştığında haftada 9 saat, haftanın 7 günü çalıştığında ise haftada 10,5 saat fazla çalışma yaptığı anlaşılmakla; fazla çalışma alacağının açıklanan çalışma şekline göre hesaplanması yerine hesap yönünden hatalı bulunan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.