Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12545 E. 2024/13849 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12545
- Karar No
- 2024/13849
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara 19. İş Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDEN : Davalı vekili Taraflar arasında Mahkemesinde görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkemenin 06.12.2012 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 10.07.1998 tarihinden 11.05.2011 tarihine kadar muhasebeci olarak görev yaptığını, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden işveren tarafından sözlü olarak feshedildiğini, davacının tüm hafta tatillerinde, resmî ve dinî bayramlarda çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, KDV alacağı, aile yardımı alacağının tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili bozma kararından sonra yapılan yargılamada sunduğu cevap dilekçesinde; dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dinletilen davacı tanıklarının işverene karşı davaları olduğunu, davacının iddia ettiğinin aksine davalı işyerinde 20.08.2003 tarihinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini, davacının muhasebe ve kasa sorumlusu olarak görev yaptığını, ayrıca vekâletname ile işveren vekili olarak tayin edildiğini, üst düzey yönetici olan davacının çalışma günleri, saatleri ve sürelerini kendisinin belirlediği, ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunmadığını, yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 06.12.2012 tarihli ve 2011/1028 Esas, 2012/955 Karar sayılı kararı ile; davacıya ait Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, işyeri şahsi sicil dosyası, tanık anlatımları ile 18.04.2012 tarihli bilirkişi raporu, 07.08.2012 tarihli bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre resen hesaplama yapılarak davacının 07.00 - 17.00 saatleri arasında günde 1 saat, haftada 6 saat fazla çalışma yapmak suretiyle toplam 18.498,79 TL brüt fazla çalışma ücreti alacağının bulunduğunun belirlendiği, ispat yükü kendisinde olan davalı tarafça iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği, bu bağlamda davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, aile yardımı ve ücret alacağı haricinde davacının sair taleplerinin de yerinde olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 21.01.2021 tarihli ve 2020/4144 Esas, 2021/1825 Karar sayılı bozma ilâmı ile; tensip zaptı ve dava dilekçesinden itibaren Mahkemece davalı işveren şirkete çıkartılan tüm tebligatların davalının Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı resmî adresinin dışındaki bir adrese gönderilmiş olduğunun anlaşıldığı, nihai olarak dosya kapsamına göre davalı tarafa usulüne uygun yapılan tebliğ işleminden ve taraf teşkilinin sağlanmış olduğundan söz edilemeyeceği, bu nedenle Mahkemece davalıya usule uygun şekilde tebligat yapılmak suretiyle savunması ve delillerini sunması sağlanarak elde edilecek deliller ve tüm dosya içeriği ile bir değerlendirmeye tâbi tutularak yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre davacının davalı işyerinde 10.01.2004 ile 11.05.2011 tarihleri arasında 7 yıl 4 ay 1 gün hizmetinin olduğu, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı nedene dayalı olarak feshedildiği ispat olunamadığından davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, davacının her ne kadar evli ve bir çocuklu olduğu nüfus kayıtlarından belirlenmişse de bozma öncesi aile kayıt örneği olmaksızın yapılan hesaplamaya göre verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle davalı lehine oluşan usulü kazanılmış hak gözetilerek önceki tutarlara göre asgari geçim indirimi alacağına hükmolunduğu, işyeri puantaj kayıtları veya işyerine giriş çıkış saatlerini gösteren belgelerin sunulmadığı, dönemsel olarak sunulan ücret bordrolarında fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuklarının bulunmadığı, dinlenen tanık beyanlarından davacının haftalık 9 saat fazla çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatilinde, dinî bayramların bir günü dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinin tamamında çalıştığının anlaşıldığı ve söz konusu ücret alacaklarının taleple bağlı kalınarak hüküm altına alındığı, davacının hizmet süresine göre 110 gün olan yıllık izin hakkının kullandırıldığına veya ücretinin ödendiğine dair davalı işveren tarafından belge sunulamaması nedeniyle yıllık izin alacağına hükmedildiği, bozma öncesi ücret alacağı ve KDV alacaklarının reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmediği ve davalı lehine usulü kazanılmış hak meydana geldiği gözetilerek bu alacak kalemlerin reddine karar verildiği gerekçeleriyle aile yardımı ve ücret alacağı talepleri reddedilmek suretiyle, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile asgari geçim indirimi alacakları bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz başvurusunda; dava dilekçesinde asgari geçim indirimi talebi olmadığı hâlde bu alacağa hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının hizmetinin kesintili olduğunu, davacının işyerinde üst düzey yönetici olup mesaisini kendisinin ayarladığını, işverene dava açan davacı tanık beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17, 41, 46, 47, 53, 59 ncu maddesi ile 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi. 3. Dairemizin 22.09.2020 tarihli ve 2016/23031 Esas, 2020/8789 Karar sayılı ilâmında Dairenin asgari geçim indirimi ile ilgili yerleşik hâle görüşü şu şekilde belirtilmiştir: "... Asgari geçim indirimi bireyin ya da ailesinin asgari düzeyde geçimi için zorunlu olan ve belirli esaslara göre tespit edilen kısmın toplam gelirden indirilerek vergi dışı bırakılması uygulamasıdır. Bu uygulama 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 32.maddesinin 28/03/2007 tarihinde 5615 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmesi neticesinde yürürlüğe girmiştir. Asgari Geçim İndirimi vergi mükellefi ile devlet arasında vergi hukukunu ilgilendiren ilişkiden kaynaklanmakta olup, ücretin içindeki bir kısmın vergi kapsamı dışına çıkartılmasından ibarettir. ..." 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden tarafa yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.