Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12515 E. 2025/77 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12515
- Karar No
- 2025/77
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2652 E., 2024/1420 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/81 E., 2022/625 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde önce şube müdürü olarak 27.03.2010 tarihinden itibaren de baskı ile acente yapılarak işyerinde çalışmaya devam ettiğini, 18.06.2018 tarihinde iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, işverene teminat olarak verdiği 60.000 USD miktarlı senedin davalıya karşı açılan işçilik alacaklarına ilişkin dava sonrasında işverence icra takibine konu edildiğini belirterek bu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve senedin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bağımsız tacir olan acente olup görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu, taraflar arasında kâr zarar durumunun tespit edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların işçi işveren olması nedeniyle görev itirazının reddiyle, taraflar arasında düzenlenen acente sözleşmesinin 39. maddesi uyarınca söz konusu senedin teminat senedi olarak davalıya verildiği, işverence zararın ileri sürülmediği gibi ispat da edilemediğinden Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2021/529 Esas sayılı dosya ile takibe konulan 25.10.2018 düzenleme, 13.11.2018 vade tarihli senetten (60.000 USD=155.586.60 TL) dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine ve takibe konu senedin davacıya iadesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, aynı Dairenin istinaf incelemesinden geçen ve davacı ...'ın davalı olduğu 2020/2768 Esas, 2022/1151 Karar sayılı dosyada davalı ... ile ... ...AŞ arasında geçerli olarak kurulmuş bir acentelik sözleşmesinin bulunmadığı tespit edilerek davalı hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verildiği bu kapsamda, davacı ile davalı ...Şirketi arasındaki acentelik ilişkinin geçersiz olduğunun kesinleştiği, dava konusu senedin acentelik sözleşmesinin teminatı olarak verildiği sabit olmakla acentelik sözleşmesinin geçerli olmadığı tespit edildiğinden senedin iadesine karar verilmesinde hata bulunmadığı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesine göre, menfi tespit davasının davacı lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması hâlinde, istem varsa, davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği hâlde, davacı tarafça, takibin dava tarihinden sonra başlatılması nedeniyle dava dilekçesinde kötüniyet tazminatı talep edilmediği belirtilmişse de takipten sonra verilen ıslah dilekçesinde dahi kötüniyet tazminat talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. 1. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; Davaya konu senedin alacak davası açıldıktan sonra icra takibine konulması nedeniyle davalı işverenin icra takibinde bulunmakla kötüniyetli olduğunu ileri sürerek kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının işçi olmadığını, acente olup sabit ücretle çalışmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olduğuna dair kararın henüz kesinleşmediğini, b. Davacının acentelik süresince ay/yıl bazında kâr zarar durumunun değerlendirilmesine göre davanın durumunun netleştirilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının teminat olarak verilen senet nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığının tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.