Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2023/19164 E. 2023/18888 K. – İş Müfettişi
Konu: İş Müfettişi Raporunun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/19164
- Karar No
- 2023/18888
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Müfettişi Raporunun İptali
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/731 E., 2023/204 K. DAVA TARİHİ : 09.06.2015 KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 34. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/663 E., 2021/732 K. Taraflar arasındaki iş müfettişi raporunun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının işçi olduğunun Polatlı Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2015/218 Esas sayılı dosyasıyla ve ardından bu kararın temyiz incelemesi sonucu kesinleşmesi ile sabit olduğunu, müvekkilinin işçilik alacaklarına hak kazandığını, işçi olduğunun tespitine hükmedildiğini, dolayısıyla müvekkilinin çalıştığı dava dışı Yurtiçi Kargo Servisi AŞ işyerinde işçilik alacaklarının diğer işçilere ödenmemesi nedeniyle kesilen cezalardan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek davalı Bakanlık tarafından düzenlenen 06.03.2015 tarihli ve PRG/10069-11 sayılı teftiş raporunun IV-D bölümünde açıklanan ve işyerinde işin yürütümü yönünden yapılan programlı teftişin birinci aşamasında tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıklardan fazla çalışmaya ilişkin tespitin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Bakanlığın davada taraf sıfatı bulunmadığını, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 92 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "taraflarca" ifadesinden anlaşılması gerekenin işçi işveren olduğunu, çalışma saatlerinin doğru olarak tespit edildiğini, teftiş sırasında davacının muvazaalı ilişkiye ilişkin iddiası ve tespit talebinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; açılan davanın davacının, davalı Bakanlık tarafından düzenlenen; 06.03.2015 tarihli ve PRG/10069-11 sayılı teftiş raporunun IV-D bölümünde karara bağlanan fazla çalışma ücretlerinden ve bu ücretlere dayanılarak kesilen idari para cezasından sorumlu olup olmadığına ilişkin olduğu, Polatlı 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2015/218 Esas sayılı dosyası ile davacının işveren olmadığının, davacının çalıştığı işyerine ait acente sözleşmesinin muvazaalı olduğunun tespit edildiği, bu tespit hükmünün Yargıtay tarafından onanarak kesin hüküm hâline geldiği, ayrıca işbu davanın da konusu olan rapora dayanılarak davacıya kesilen idari para cezasının "İdari para cezasının muhatabının işveren olabileceği, somut olayda işveren sıfatının gerçekte muvazaalı ilişkiye dayandığının yargı kararıyla tespit edildiği, müvekkilin işveren sıfatının bulunmadığından ..." bahisle Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi tarafından 2017/4102 Esas, 2017/35401 Karar sayılı karar ile iptal edildiği, böylece gelinen aşamada davacının işveren sıfatı bulunmadığının Yargıtay ve Bölge İdare Mahkemesi kararıyla kesinleşerek sübut bulduğu, işveren sıfatı bulunmayan ve işyerinde çalışan bir işçi sıfatını haiz olan davacının; dava konusu rapor ile tespit edilen fazla çalışma ücretlerinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalı Bakanlık tarafından düzenlenen 06.03.2015 tarihli ve PRG/10069-11 sayılı teftiş raporunun IV-D bölümünde karara bağlanan fazla çalışma ücretlerinden ve bu ücretlere dayanılarak kesilen idari para cezasından davacının sorumlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; müvekkili Bakanlığa husumet yöneltilemeyeceğini, davacının acente sözleşmesi imzalayıp Kuruma buna göre bildirimlerde bulunduğunu, davacının işveren sıfatı taşımadığı tespitinin hatalı olduğunu, Kurum işleminin iptalini gerektirecek bir husus olmadığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile dava dışı Yurtiçi Kargo Servisi AŞ arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2019/3272 Esas, 2019/1924 Karar sayılı "Davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin başlangıçtan beri işçi-işveren ilişkisi olduğu ve aralarındaki acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğunun TESPİTİNE," şeklindeki kararı ile belirlendiği, bu kararın onanarak kesinleştiği, yine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin 2017/4102 Esas ve 2017/35401 Karar sayılı kararı ile acentelik ilişkisinin muvazaalı olması nedeniyle idari para cezasına ilişkin işlemin iptal edildiği, talep konusu olan fazla çalışmaya ilişkin tespitin muhatabının işveren olduğu, davacının muvazaalı ilişki nedeniyle işveren sıfatı bulunmadığı, davanın bu yönden kabulünün isabetli olduğu ancak İlk Derece Mahkemesince gerekçe ve hüküm arasında çelişkiye düşülerek idari para cezasının iptali ve sorumlu olunmadığına karar verildiği, davacının idari para cezasının iptaline ilişkin bir talebi olmamasına rağmen talebi aşar şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne ve davalı Bakanlık tarafından düzenlenen 06.03.2015 tarihli ve PRG/10069-11 sayılı teftiş raporunun IV-D bölümünde karara bağlanan fazla çalışma ücretlerinden davacının sorumlu olmadığının tespiti ile raporun bu kısmının iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı Bakanlık tarafından düzenlenen 06.03.2015 tarihli ve PRG/10069-11 sayılı teftiş raporunun IV-D bölümünde karara bağlanan fazla çalışma ücretlerinden davacının sorumlu olduğuna ilişkin kısmının iptaline ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4857 sayılı Kanun'un 92 nci maddesinin üçüncü fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 tarihli ve 2011/10-642 Esas, 2012/38 Karar sayılı kararında "... Davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır. ..." şeklinde sonuca ulaşılmıştır. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.