Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2023/19157 E. 2023/18817 K. – Yetki Tespitin

Konu: Yetki Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/19157
Karar No
2023/18817
Karar Tarihi
Konu
Yetki Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3349 E., 2023/3405 K. DAVA TARİHİ : 21.10.2021 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/342 E., 2023/660 K. Taraflar arasındaki yetki tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara Batı 4. İş Mahkemesinin 19.04.2022 tarihli ve 2022/42 Esas, 2022/109 Karar sayılı kararı ile Ankara İş Mahkemesinin yetkili olduğundan bahisle davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Yetkisizlik kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş; davacı vekilinin dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi sonrası yetkili İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Bakanlık tarafından davacı Şirkete gönderilen 12.10.2021 tarihli ve 48700 sayılı yetki tespiti yazısının 15.10.2021 tarihinde tebliğ alındığını, olumlu yetki tespitinin 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 41 ve 42 nci maddelerine ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına uygun olmadığını, davalı Bakanlığının dava konusu 12.10.2021 tarihli ve 48700 sayılı yetki tespit işleminde davacı müvekkili tarafından faaliyet yürütülen, merkeze bağlı tüm işyerleri değerlendirilerek tespit yapılması gerekirken (1127851.006) Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sicil numaralı fabrikanın tek bir işyeri olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili Şirketin (1127582.006) ve (1127851.006) SGK sicil numaralı birimlerin (1127851.006) SGK sicil numaralı işyerine bağlı yer niteliğinde olduğunu, yine müvekkili Şirketin (1286148.006) SGK sicil numaralı birimininde aynı amaca özgülenerek aynı yönetim altında örgütlendiğinden çoğunluk tespitine esas alınan işçi sayısında değerlendirilmesi gerektiğini beyanla 12.10.2021 tarihli ve 48700 sayılı olumlu yetki tespit yazısının iptali ile davalı Sendikanın 11.10.2021 yetki tespit başvuru tarihi itibarıyla işyerinde çoğunluğu sağlayamadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava süresinde açılmamış ise davanın süre yönünden reddinin gerektiğini, 6356 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca davanın görevli makamın bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiğini, görevli makamın bulunduğu yer itibarıyla davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, 6356 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca yetkili sendikanın belirlenmesinde SGK'ya yapılan işyerlerine ilişkin tescil ve işçi bildirimleri ile e-Devlet üzerinden yapılan sendika üyelik işlemlerinin esas alındığını, davacı işverenin çimento, toprak ve cam işkolunda yalnızca bir işyeri kayıtlı olduğunu, bu işyerinde yetki başvuru tarihinde toplam 144 çalışan bulunduğu, bunlardan 87’sinin davalı Sendikaya üye olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen işyerlerinin farklı işkollarında kayıtlı olduğunu, alt işveren işyerinin asıl işveren işyerinde bağımsız olduğu değerlendirilerek yetki tespiti yapıldığını beyanla müvekkili Bakanlıkça yapılan işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde; görevli makamın bulunduğu yer itibarıyla davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili Sendikanın işyerinde toplu iş sözleşmesi yapmak için gereken çoğunluğu sağladığını, farklı işkollarında yer alan işyerlerinin tek bir işyeri veya işletme olduğu iddiasının işkolu itirazı niteliğinde olduğunu, alt işverenin istihdam ettiği işçi sayısının, yetki tespitinde davacı işverenin işçi sayısına dâhil edilemeyeceğini, davanın yetki ve toplu sözleşme sürecini sürüncemede bırakmak maksadıyla ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın süresinde açıldığı, davalı Sendikanın yetki başvuru tarihi itibarıyla %1’lik işkolu barajını aştığı, (1127851.006) SGK sicil numaralı işyerinin İşkolları Yönetmeliği’nin 11 sıra numaralı çimento, toprak ve cam işkolunda, (1127852.006) SGK sicil numaralı işyerinin inşaat işkolunda, (1176090.006) SGK sicil numaralı işyerinin ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar işkolunda, (1305751.006) SGK sicil numaralı işyerinin genel işler işkolunda yer aldığı, davaya konu yetki tespitinin işyeri düzeyinde yapıldığı ve işyerinde çalışan 144 işçiden 87’sinin yetki tespiti başvurusu yapan Sendikaya üye olduğu, Sendikanın kanunun aradığı yarıdan fazla çoğunluğu sağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; tespit konusu birimlerin bağımsız şekilde faaliyetinin bulunup bulunmadığı tespit edilmesi gerektiğini, bu hususta keşif talebinin yerine getirilmediğini, tanık dinletme taleplerinin nazara alınmadığı, bu suretle hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, ihbar taleplerinin yerine getirilmediğini, alt işveren işçilerinin yetki tespitinde sayıya dâhil edilmemesinin hatalı olduğunu, merkeze bağlı işyeri konumunda olup Şirketin ürettiği teknik amaca yönelmiş ve aynı yönetim altında örgütlenmiş bağlı tüm işyerlerinin adreslerinin de araştırılması gerekirken hiçbir araştırma yapılmadan hüküm verilemeyeceği, bilirkişinin yeterli teknik uzmanlığı bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı Şirketin süresi içinde itiraz dilekçesini kaydettirip eldeki davayı açtığı, çoğunluk sayısına dâhil edilmesi istenen (1127852.006), (1176090.006), (1305751.006) SGK sicil numaralı işyerlerinin farklı işkolunda yer aldığı, davacı işverence yetki tespitinden önce işkolu tespitine itiraz edilmediği, mevcut dönem yetki sürecinde bu itirazın dikkate alınamayacağı, davalı Bakanlık tarafından davacı Şirketin (1127851.006) SGK sicil numaralı çimento, toprak ve cam işkolunda yer alan işyerine dair işyeri düzeyinde toplu iş sözleşmesi şartlarının değerlendirildiği ve yetki tespit başvuru tarihi olan 11.10.2021 itibarıyla toplam 144 çalışanın 87'sinin davalı Sendikaya üye olduğunun tespit edildiği, işyeri toplu iş sözleşmesi için aranan yarıdan fazla çoğunluğun sağlanmış olduğu, bu hâliyle davalı Bakanlığın olumlu yetki tespitine ilişkin işleminde bir hata bulunmadığı gerekçesiyle Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2023/9906 Esas, 2023/7465 Karar ve 2023/7443 Esas, 2023/6039 Karar sayılı ilâmlarına da atıf yapılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; yargılama sürecinde bildirmiş oldukları delillerin gerekçe gösterilmeksizin toplanmadığını ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, müvekkili Şirketin fabrikasına bağlı yerlerde çalışanların da yetki tespitinde değerlendirilmesi gerektiğini, bu hususta keşif yapılması taleplerinin dikkate alınmadığını, davanın bildirmiş oldukları sendikalara ihbarının gerektiğini, alt işveren işçilerinin yetki tespitine esas alınan sayıya dâhil edilmesi gerektiğini, davacı Şirketin mal ve hizmet üretimine ilişkin faaliyetinin bütünlüğü içinde yer alan Elmadağ ve Şereflikoçhisar’da bulunan birimlerin dikkate alınmadığını, bilirkişinin yeterli uzmanlığı bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6356 sayılı Kanun'un 41 inci ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” kenar başlıklı 53 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.” 2. 6356 sayılı Kanun'un “Yetki” kenar başlıklı 41 inci maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir: “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.” 3. 6356 sayılı Kanun'un “Yetki tespiti için başvuru” kenar başlıklı 42 nci maddesi ise şöyledir: “(1) Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilir. (2) Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirir. (3) İşçi sendikasının yetki şartlarına sahip olmadığının ya da işyerinde yetki şartlarına sahip bir işçi sendikasının bulunmadığının tespiti hâlinde, bu bilgiler sadece başvuruyu yapan tarafa bildirilir. (4) Sigortalılığın başlangıcı ile sona ermesine ilişkin bildirimlerden yasal süresi içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmayanlar, yetkili işçi sendikasının tespitinde dikkate alınmaz. (5) Yetki tespiti ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.” 4. 6356 sayılı Kanun'un “Yetki itirazı” kenar başlıklı 43 üncü maddesi aşağıdaki şekildedir: “(1) Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde mahkemeye yapabilir. (2) İtiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirildikten sonra mahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde birinden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamaz. (3) İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması hâlinde itiraz incelenmeksizin reddedilir. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. (Değişik cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve bu karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. (Ek cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir. (4) 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, altı iş günü içinde yetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilir. Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birini üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirir. Mahkeme davayı iki ay içinde sonuçlandırır. (5) İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.” 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Somut uyuşmazlık hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi gereken nitelikte olduğundan 6100 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesine aykırı olarak İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alınması hatalı ise de bu durum sonuca etkili görülmediğinden eleştiri ile yetinilmiştir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/19157, K. 2023/18817, T. 04.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2023-19157-e-2023-18817-k-239b5d8a8e80