Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/47938 E. 2012/7678 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/47938
Karar No
2012/7678
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fark ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 24.9.1999-28.4.2006 tarihleri arasında davalı işyerinde veteriner olarak çalıştığını, ...2.Noterliğinin 24.9.1999 tarih ve... sayılı iş sözleşmesinin 4.maddesine göre davacıya ödenecek ücretin aylık net 510,00 TL ve ücret artışlarının İstanbul Veteriner odasının tarifesine uygun olarak 6 ayda bir düzenleneceğinin kararlaştırıldığı ,bu konuda davacının sözlü ve yazılı uyarılara rağmen ücret farkı alacağının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fark ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, husumet itirazında bulunarak,davalı şirketin tüzel kişiliğinin olmadığını, davalı şirketin ... Türk A.Ş. ile birleştiğini, davanın bu şirkete karşı açılması gerektiğini, zaman aşımı itirazında bulunduğunu, davacının memur olduğu, davalı şirkette bir dönem veteriner hekim olarak çalıştığını, devlet memuru olması ve kıdem tazminatı hak etmeyecek şekilde ayrıldığı için kıdem tazminatına hak kazanmayacağını, davacının süreli sözleşmelerle çalıştığını, süreli sözleşmelerde ihbar tazminatının olmayacağını, ayrıca ihbar tazminatı hak etmeyecek şekilde iş sözleşmesinin sona erdiğini, davacının ücretinin maktu olarak belirlendiği ve banka kanalı ile davacıya ödendiği, sözleşme ücretinin üzerinde bir ücretin talep edilemeyeceğini, davacının ihtirazi kayıt koymadan ücretini aldığını ,hesap süresinin çalıştığı saate göre yapılması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı taraf temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemesi, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit edilmelidir. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.). Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmemesi ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemesi, işçinin ücret, sigorta primi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenip, düzenlenmediğinin de araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda, davacının ücreti taraflar arasında çekişmelidir. Davacı, Oda kayıtlarına göre ücretin belirlenmesini talep etmiş, yerel Mahkeme ücreti Veteriner Odası tarifesine göre belirlemiştir. Dosyada ücret seviyesi belli olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/02/2005 tarih ve 2005/9-753 E., 2005/12 K. sayılı kararında işaret olunduğu üzere Oda'nın asgari ücret tarifesinin işveren yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Davacının alacaklarının dosyada belli olan ücret seviyesine göre belirlenmesi gerekirken, Oda tarifesini esas alan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/47938, K. 2012/7678, T. 08.03.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2009-47938-e-2012-7678-k-845f5fbdeb39