Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/7366 E. 2023/7507 K. – Çocuğun Cinsel
Konu: Çocuğun Cinsel İstismarı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/7366
- Karar No
- 2023/7507
- Karar Tarihi
- Konu
- Çocuğun Cinsel İstismarı
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/144 E., 2015/180 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.06.2015 tarihli ve 2013/144 Esas, 2015/180 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi ve 62 nci maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.01.2019 tarihli ve 14-2015/274264 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi Sanık ile mağdurenin iddia edilen eylemler sırasında küçük bir evde iki aile kalabalık şekilde yaşamakta oldukları, iddia edilen eylemlerden birinin tek bir odada çok kalabalık şekilde uyunduğu sırada yapıldığının iddia edilmiş olduğu, somut delillerin bulunmadığı beyan edilerek beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince '' Müşteki ve mağdur şikayetleri, yeminli tanık beyanları, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'nun raporları, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı'nın raporu, sanık savunmaları ve dosyadaki tüm evrak kapsamından anlaşıldığı üzere; sanığın mağdurenin halasının kocası olduğu, 2009 yılın Nisan ayında kesin olarak bilinmeyen bir günde mağdurenin ailesiyle birlikte halasının evine yatılı misafirliğe gittiği, gece uyudukları bir esnada eniştesi olan sanığın mağdurenin üzerine kendi yorganını attığı ve gizlice mağdurenin göğüslerini okşadığı, mağdurenin rahatsız olması üzerine eyleminin sonlandırdığı, aradan bir kaç gün geçtikten sonra mağdurenin halasının çoçuklarına bakmak için sanığın evine gittiği, ev içersinde mağdurenin küçük kuzeniyle yanlız kaldığı bir sırada sanığın eve geldiği ve mağdureye cinsel ilişki teklif ettiği, mağdurenin kabul etmemesi üzerine sanığın mağdureyi zorla evde bulunan sedire yatırıp üzerine çıktığı, cinsel organını çıkararak mağdureye saldırdığı ancak mağdurenin kaçmayı başardığı, yine aradan birkaç gün geçtikten sonra sanığın mağdurenin evine gittiği, salonda kardeşiyle televizyon izleyen sanığın yanına oturduğu, mağdurenin sanıktan duyduğu rahatsızlık nedeniyle yerini değiştirmesine rağmen sanığın ısrarla mağdurenin yanına oturduğu, bu esnada sanığın mağdurenin göğüslerini okşadığı daha sonra bulundukları eve başkalarının gelmesiyle sanığın eylemine son verdiği, aynı günün gecesinde müştekinin kardeşleriyle uyuduğu ve evebeyinlerinin de evde olmadığı bir zamanda sanığın mağdurenin evine geldiği, uyur durumda olan mağdureye arkasından sarılarak göğüslerini okşadığı bu sırada cinsel organınında pantolonundan dışarı çıkardığı, mağdurenin o anda uyandığı, sanığın eyleminden vazgeçmeyerek mağdurenin pijama ve iç çamaşırlarını çıkarmaya çalıştığı, mağdurenin buna müsade etmediği ancak pijamasında ıslaklık hissettiği, bir müddet sonra mağdurenin annesinin eve geldiği, bunun üzerine sanığın hemen evi terk ettiği, yaşananlara dayanamayan mağdurenin olanları yengesi ... ...'a anlattığı ve konun yayılması üzerine şikayetçi olduğu, hakkında şikayetçi olunduğunu öğrenen sanığın ise Zonguldak'a gittiği, Olaya ilişkin olarak dinlenen tanıklardan ...'in beyanlarında yaşananları görmediğini, sadece söylentileri bildiğini ancak sanığın olay sonrası Zonguldak'a kaçtığını, yine tanıklardan ... ...'ın da herhangi bir şey görmediğini, sadece mağdurenin olayı oluşa uygun şekliyle kendisine anlattığını, kendisininde bu konuyu aile ile paylaştığında olayın şikayete konu edildiğini, sanığında olayların ortaya çıkması üzerine ailesini de alarak apar topar Zonguldak'a gittiğini beyan ettiği, ilgi olayda yapılan araştırmalar kapsamında öncelikli olarak mağdurenin olay günü sanık tarafından ıslatıldığını iddia ettiği eşofman altının incelenmek üzere İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı'na gönderildiği, bu bağlamda alınan BİY: 2009/2423 sayı ve 19.06.2009 tarihli rapordan mağdureye ait eşofman altı üzerinde herhangi bir kan veya meni lekesine rastlanılmadığının anlaşıldığı ancak müşteki ...'nın 23.03.2010 tarihli dilekçesinde; mağdurenin sanık tarafından tehdit edildiği ve mağdurenin bu tehdit dolayısıyla korkmasına binaen olay günü giymediği bir eşofman altını incelenmek üzere verdiğinin anlaşıldığı, yapılan yargılama sırasında mahkeme tarafından mağdurenin nüfus kaydında ki yaşından büyük görünmesi sebebiyle yapılan incelemeler kapsamında, Şile Kaymakamlığı'ın dan alınan 4998590-34-1659(2013)/356 sayılı ve 31.07.2013 sayılı yazısı ve eklerinden mağdurenin hastane doğumlu olmadığının ve doğum tutanağının beyana istinaden düzenlendiğinin anlaşıldığı, bunun üzerine alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'nun 559 sayılı ve 09.03.2014 tarihli raporunda da mağdurenin kemik yaşının 16 yaş sonu ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı, ayrıca mağdurenin söz konusu olay sonrasında ki ruh sağlığı durumunun da anlaşılması amacıyla alınan yine Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'nun 2014/111 sayılı ve 16.10.2014 tarihli raporundan da mağdurenin yaşanan cinsel istismar olayı ile ilişkili olarak ruh sağlığının bozulduğunun anlaşıldığı, Sanığın soruşturma aşamasında yapmış olduğu ilk savunmasında; mağdurenin kendisinin akrabası olduğunu, mağdureyle aynı evde kaldığını ancak kendisini kesinlikle cinsel ilşkiye girmeye zorlamadığını, mağdureyi bir erkekle gördüğünü ve mağdureyi babasına şikayet edeceğini söylemesi üzerine bu olayların başına geldiğini, yaşananlardan sonra Zonguldak'a döndüğünü beyan etmiş ise de; aynı sanığın mahkememizin 21.01.2014 tarihli duruşmasında, müştekinin evinde kalmadığı, mağdure ve ailesi ile aynı oda da hiç yatmadığı, sadece kayınvalidesinin evinde kaldığı, iftiraya maruz kaldığı ve akrabalarının istemi üzerine İstanbul'dan uzaklaşarak memleketine döndüğü yönünde beyanlar verdiği, Sanığın zaman içerisinde değişen ve çelişki içeren ifadeleri, mağdurenin başlangıçtan beri istikrarlı ve kendi içerisinde çelişmeyen beyanları, mağdure anlatımlarını doğrular tanık beyanları, sanık ve mağdurenin akraba olup bir dönem birlikte yaşadıkları gibi gerçekte olmayan bir olayla ilgili sanık aleyhine isnatta bulunması için geçerli bir nedenin bulunmayışı, hali hazırda mağdurenin yaşananlar sonucu ruh halinin bozulduğu da nazara alındığında sanığın mağdureye karşı cinsel istismar suçunu birden fazla kez işlediği yönünde mahkememizce vicdanı kanaat uyanmış olup, suç tarihi itibariyle mevcut Türk Ceza Kanunu'nun 6545 sayılı yasa ile değişik hali ve değişiklikten önceki halleri değerlendirildiğinde; ilgili değişiklik sonrasındaki yasa maddelerinin sanığın daha lehine olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanık hakkında kurulan hükümde, olayın intikal şekli ve zamanı, sanığın inkara dayalı savunması, sanığın iddia edilen eylem sırasında boşaldığı iddia edilen pijamada yapılan kriminal incelemede meni veya kan örneğinin tespit edilememesi ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mağdurenin başka delillerle desteklenmeyen beyanları dışında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatı yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Bozma sebebine uygun olarak onama isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçede bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.06.2015 tarihli ve 2013/144 Esas, 2015/180 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2023 tarihinde karar verildi.