Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/5771 E. 2023/6932 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/5771
- Karar No
- 2023/6932
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/280 E., 2015/32 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu aşamasında davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, şikayetçi Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyizleri açısından; kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2013 tarihli ve 2013/8503 Esas sayılı iddianamesiyle, suça sürüklenen çocuklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçlarından kamu davası açılmıştır. 2. Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2015 tarihli ve 2013/280 Esas, 2015/32 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocukların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına; suça sürüklenen çocuk ...'ın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine; suça sürüklenen çocuk ...'un ise çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 39 uncu maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.05.2018 tarihli ve 14-2018/26293 sayılı, kısmî onama, kısmî bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İsteği Mağdurenin anlatımları dışında başkaca bir delil bulunmadığı, Mahkemede verdiği ifadesinde eylemin diğer suça sürüklenen çocuk tarafından yapıldığını açıkça belirttiğine, aynı zamanda kapının kilitli olup olmadığını hatırlamadığını beyan etmesi karşısında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığına, oluşsa bile erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İsteği Hükümleri temyiz etme iradesinden ibarettir. III. OLAY VE OLGULAR Mağdurenin olayın sıcağı sıcağına verdiği 23.08.2013 tarihli polis ifadesi, olay sonrası kolluk görevlilerince tutulan ./2013 tarihli araştırma yakalama ve üst arama tutanağında suça sürüklenen çocuklarla yapılan şifahi görüşmelerde suça sürüklenen çocukların kolluk görevlilerine olayın oluş şekline ilişkin beyanları, suça sürüklenen çocuk ...'un 25.08.2013 tarihli savcılık ifadesi, suça sürüklenen çocukların aşamalardaki tevil yollu ikrarları nazara alındığında, suça sürüklenen çocuk ... ile mağdurenin olay tarihinden önceye dayalı flörtlerinin olduğu, suça sürüklenen çocuk ...'ın da ...'un arkadaşı olduğu, olay tarihinde suça sürüklenen çocuk ...'ın mağdureyi ...'un da geleceğini söyleyerek işletmekte olduğu cafeye davet edip buluşma yerine çağırdığı ancak buluşma yerine suça sürüklenen çocuk ...'un gittiği, ... ile mağdurenin birlikte ...'ın işyerine kadar geldikleri, ...'ın mağdureyi cafenin içine davet ettiği, mağdurenin girmek istemediği, bunun üzerine ...'ın mağdureyi kollarından zorla tutarak içeriye aldığı, bu esnada ...'un "İşim var" diyerek yanlarından ayrıldığı, 5 dakika sonra ...'un tekrar geldiği, ...'un mağdureyi işyerinin tuvaletine götürüp ilişkide bulunmak istediği ancak mağdurenin istememesi üzerine cinsel eylemde bulunmadan tuvaletten ayrıldığı, bu kez ...'ın tuvalette mağdureye cinsel istismarda bulunduğu, cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürttüğü, göğüslerine dokunup öptüğü, eylemlerinden sonra ...'ın ...'u çağırarak "Sıra sende" dediği ancak ...'un yine mağdureye yönelik cinsel davranışta bulunmadığı, bu olaylar sırasında işyerinin kapısını kilitledikleri ve mağdureyi zorla işyerinde tuttukları, bu suretle suça sürüklenen çocukların mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun cinsel istismarı suçlarını işledikleri, ...'un çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden yardım eden olduğunun kabul edildiği gerekçeleriyle haklarında mahkumiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden 1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. 2. Yukarıdaki gerekçe doğrultusunda Tebliğnamedeki görüşe iştirak olunmamıştır. B. Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafilerinin Temyiz İstekleri Yönünden 1. Tüm dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocukların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmeleri, suça sürüklenen çocuk ...'un gerektiğinde mağdurenin direncini kıracak bir konumda bulunmasına rağmen 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi uyarınca sorumlu tutulmaması ve eylemin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmiş olması nedeniyle cezalarından aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış ve bu doğrultuda Tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır. 2. Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, eleştirilen husus dışında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle, şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafilerinin Temyiz İstekleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.02.2015 tarihli ve 2013/280 Esas, 2015/32 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz isteklerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliği ile ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.