Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/23009 E. 2025/2955 K. – Cinsel Saldırı

Konu: Cinsel Saldırı

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/23009
Karar No
2025/2955
Karar Tarihi
Konu
Cinsel Saldırı

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/1556 E., 2017/1918 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi.

Sanığın duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Taşova Asliye Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan beraatine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Özetle dosya kapsamında somut delil bulunmadığına, katılanın beyanlarının çelişkili olduğuna, suçun sübut bulmadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

III. GEREKÇE A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı olmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

B. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Dosya kapsamından olay günü sanığın; katılan mağdureyi, eşini, annesini ve çocuklarını evinde karşıladıktan sonra tarafların hep beraber oturma odasına geçtikleri, katılan mağdure ile birlikte karşılıklı oturdukları, bu sırada aynı odada bulanan katılan mağdurenin annesinin ve eşinin çocuklar ile ilgilendiği, sanığın katılan mağdurenin eşinin ve annesinin de göreceği şekilde katılan mağdureye nazar çıkarmak için dua okuduğu ve fiziksel temasta bulunduğu, daha sonra ise tarafların sanığın evinden ayrıldıkları, ayrılırken de katılan mağdurenin eşinin sanığın cebine bir miktar para koyduğu, sanığın evinden çıktıktan sonra ise sanık hakkında şikayetçi oldukları anlaşılmakla; gerçekleşen eylemlerde sanığın katılan mağdureye rızası dışında cinsel amaçla dokunduğuna dair her türlü şüpheden uzak delilin bulunmayıp olay anında katılan mağdure veya odada bulunan diğer kişiler tarafından sanığa itirazda bulunulmaması, evden çıkarken sanığa yaptığı iş karşılığı ödeme yapılmış olması birlikte değerlendirildiğinde sanığın cinsel saikle hareket ettiğine dair şüphe hasıl olduğundan İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi yerine kararın kaldırılarak yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Bakanlık vekilinin vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, sayın Üye ...'un karşı oyu ile oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.04.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlığın temeli sanığın mağdureye karşı eyleminde rızanın bulunup bulunmadığı hususu ile sanığın eylemini cinsel saik ile yapıp yapmadığı hususlarıdır.

Sayın çoğunluk tarafından olay günü sanığın "mağdurun eşinin ve annesinin de göreceği şekilde mağdura nazar çıkarmak için dua okuduğu ve fiziksel temasta bulunduğu" gerekçesiyle mağdurun rızası dışında sanığın cinsel bir eyleminin bulunmadığı ayrıca sanığın cinsel saikle hareket ettiğine dair şüphe hasıl olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Öncelikle Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü dikkate alındığında sanığın cinsel saikle gerçekleştirdiği kabul olunan eylemine mağdurenin rızasının bulunmadığı aşikardır.

Somut olayda katılanın psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğu, bu tür rahatsızlıklara karşı okuyup üfleyerek faydalı olduğunu öğrendikleri sanığın evine eşi, kayınvalidesi ve çocuklarıyla beraber gittikleri sanığın evde katılan ...'i sandalyeye oturtarak vücudunda cin olduğunu ve bunun çıkartılması için vücuduna dokunması gerektiğini belirterek önce hırkasını çıkarttırdığı katılanın sol elini kendi elinin içine alarak parmaklarının arasına kendi parmaklarını sürterek "eşinle birlikte oluyor musun?" dediği bu sırada katılanın eşi ve kayınvalidesini "siz uzak durun" diyerek ayrı bir yerde tuttuğu, katılanın özel bölgesine bakarak akıntısı olup olmadığını sorduğu, iki kolu ve bacağını sıkarak dokunduğu, elbiselerini yukarı sıyırmasını söyleyerek iki eliyle belinden kavrayarak sıkmaya başladığı, katılanın bu durumdan rahatsız olmaya başladığı daha sonra sanığın katılanın boynundan elini aşağı doğru sokarak atletin içerisinden göğüslerinde gezdirdiği, yine eliyle karnına dokunup göğüslerine doğru çıkmaya başladığında katılanın buna engel olduğu, o sırada katılanın eşinin karşı koltuğa geldiği sanığın katılanın eşini görünce elini çektiği, sonra katılanın karnını kapattığı katılanın eşinin durumdan rahatsız olduğu için kalkın gidiyoruz diyerek eşini ve ailesini evden çıkardığı daha sonra sanık hakkında giderek şikayetçi oldukları hususları Bölge Adliye Mahkemesince sabit kabul edilmiştir.

Her ne kadar sayın çoğunluk tarafından sanığın eylemlerinin eşinin ve kayınvalidesinin bulunduğu ortamda yapması sebebiyle ses çıkarmaması, rızanın delili olarak gösterilmiş ise de; sanığın cin çıkarma bahanesiyle katılanın vücuduna dokunduğu, katılanın rızasının da bu hususa ilişkin olduğu sanığın katılanın özel bölgelerine karnına ve göğüslerine dokunması karşısında rahatsızlık duyup engellemeye çalıştığı, sanığın cin çıkarma bahanesiyle ve bu hususu hile olarak kullanarak katılanın karnına ve göğüslerine dokunduğu sanığın gerçek niyetinin cinsel saik ile oluştuğunun anlaşılması sonrasında hem katılanın hem de eşinin bu duruma son vererek evden ayrıldıkları dikkate alındığında katılanın zımni veya açık bir rızasının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir.

Katılanın rızası sadece psikolojik rahatsızlık kapsamında kendisine dokunması konusundadır. Sanık katılanda cin olduğunu ve çıkarılması gerektiğini bahane gösterip mağdurenin iradesini sakatlayarak rızası dışında karnına ve göğüslerine dokunmuş olup bu eylemlerde katılanın rızasının bulunduğunu söylemek dosya kapsamıyla örtüşmemektedir. Diğer taraftan sayın çoğunluk tarafından sanığın cinsel saikle hareket ettiğine dair şüphe oluştuğu kabul olunmuş ise de yukarıda anlatılan gerekçeler; sanığın eylemler öncesi söylediği sözler, mağdurenin karınına ve göğüslerine dokunmuş olması hususları beraber değerlendirildiğinde eylemin cinsel saikle işlendiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince sanığın cinsel saldırı suçundan cezalandırılmasına ilişkin karar yerinde olup onanması gerektiğinden sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/23009, K. 2025/2955, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2021-23009-e-2025-2955-k-70f16f58b8e0