Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/22972 E. 2025/3225 K. – Çocuğun Nitelikl
Konu: Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/22972
- Karar No
- 2025/3225
- Karar Tarihi
- Konu
- Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/409 E., 2018/252 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü : I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocukların mağdureye iştiraken ve sırayla organ sokma suretiyle istismarda bulundukları şeklinde gerçekleştiği kabul edilen olayda atılı suçtan mahkumiyetlerine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle mağdurenin önceki cinsel deneyimleri ve çevresel etkenler nedeniyle böyle bir iddiada bulunduğuna, beyanlarının çelişkili olduğuna, intikalin uzun süre sonra gerçekleştiğine, nitelikli istismara dair delil bulunmadığına, suça sürüklenen çocuklar hakkında aldırılan Adli Tıp Kurumu raporunda kuşku bulunduğuna, Mahkemece suç tarihinin yanlış tespit edildiğine, ruh sağlığı maddesi ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağına ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı olmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
B. Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak ; 1)Tüm dosya kapsamından, suça sürüklenen çocukların mağdurenin cebir yoluyla direncini kırdıktan sonra birbirlerini takiben nitelikli cinsel istismarda bulundukları, Mahkemece eylemin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmiş olduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/3. maddesi gereğince cezalarında artırım yapıldığı ve mağdureye karşı başkaca nitelikli cinsel istismar eyleminde bulunmadıkları halde suça sürüklenen çocukların diğer suça sürüklenen çocuğun eylemine de iştirak ettikleri gerekçesiyle cezalarında aynı Kanun'un 43/1. maddesiyle artırım yapılarak mükerrer cezalandırma yapılması karşısında, istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2)İstanbul Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 27.02.2015 tarihli raporda mağdurenin 2010 yılında mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu görüşü bildirilmiş, suça sürüklenen çocuklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103/6. maddesi tatbik edilmiş ise de, mağdurenin ruh sağlığının hangi suça sürüklenen çocuğun eylemine bağlı olarak bozulduğu veya inceleme konusu olmayan diğer suça sürüklenen çocukların farklı tarihlerdeki eylemleri sebebiyle ruh sağlığının ayrı ayrı bozulup bozulmadığı hususlarında açıklayıcı bir rapor olmaması karşısında, suça sürüklenen çocuklar açısından lehe düşünülerek anılan maddenin tatbik edilmemesi gerekirken yazılı şekilde hükümler kurulması nedeniyle istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuklar müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkin bozma kararı yönünden üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.04.2025 tarihinde karar verildi.
Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğüm husus suça sürüklenen çocuklar hakkında mağdureye yönelik sabit görülen dönüşümlü çocuğun nitelikli cinsel istismarı eyleminde 5237 sayılı Kanun'un 43/1.maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağına ilişkindir. 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinde zincirleme suça ilişkin olarak bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedileceği, ancak cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu hükmün uygulanabilmesi için öncelikle aynı suçun nitelikli ya da basit ve temel haliyle işlenmesi kararının bulunması, suç oluşturan eylemlerin değişik, diğer deyişle farklı zamanlarda aynı kişiye karşı aynı fail tarafından işlenmesi şarttır. Bir suçun işlenmesi sırasındaki kesintisiz devam eden aynı kişinin eylemlerin çokluğu, eylemlerden biri ya da bir kısmı başka bir suçu oluşturmuyorsa, birden fazla kanun hükmünün ihlal edildiğinden ve başka suçun oluştuğundan da söz edilemeyecektir. Belli bir zamanda işlenen her suç hareketi için failin cezalandırılabilir olması kastının bulunmasına bağlıdır. Failin suç oluşturan eylemini bilerek ve isteyerek doğrudan kastla işlediği, önceki suç eylemleri ile araya, kesinti kabul edilebilecek bir zaman sürecinin girmesinden sonra diğer failin işlediği aynı suça ilişkin hareketlerde kastın yenilendiği, suç konusuna tekrar saldırı niteliği taşıyan, değişik zamanda, her bir fail açısından yenilenen kastla işlenen her suç hareketinin aslında başka bir suçu oluşturduğu bunların zincirleme olarak işlendiğini kabul edilmesi gerekir. Suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'un depoya götürdükleri mağdurenin direncini birlikte kırmak suretiyle birbirlerinin eylemlerine doğrudan iştirak edip, her iki suça sürüklenen çocuğun da mağdureye yönelik birbirini takiben organ sokma suretiyle cinsel istismarda bulundukları olayda ; Suça sürüklenen çocuklar suça ilişkin eylemleri sırasıyla dönüşümlü birbirini takip eder şekilde mağdurenin rızası olmaksızın gerçekleştirmişler, birisinin cinsel istismarı sırasında, diğer suça sürüklenen çocuğun aynı ortamda bulunarak mağdurenin direncinin kırılmasına katkıda bulunduğunda kuşku olmayıp suça sürüklenen çocuklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103/3 maddesi uyarınca verilen cezaların arttırılması isabetli bir uygulamadır. Suçu oluşturan hareketlerinin aynı mağdureye karşı birden çok fail tarafından dönüşümlü kesintisiz zaman sürecinde işlenmiş olması, zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesindeki “değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” ifadesindeki duruma karşılık gelmektedir. Değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi hali ise aynı fail tarafından gerçekleştirilen eylemler için geçerlidir. İşlenen ve hukuki sonuç doğuran her eylemin, sonradan işlenen bir diğerine göre daha önce ya da sonra, değişik zamanda işlendiği açıktır. Birden çok fail tarafından ve dönüşümlü olarak kesintisiz devam eden eylemlerde, bir suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda yenilenen kastla işlenen birden fazla suç hareketinden bahsetmek ve her eylemin ayrı suçu oluşturduğu kabul edilmek gerekir. Suça sürüklenen çocukların çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştirirken her bir suça sürüklenen çocuğun kendi eyleminin yanı sıra diğerinin eylemine de 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi kapsamında aslen katılarak fiili birlikte işlemeleri nedeniyle tayin edilen cezalarda aynı Kanun'un 43/1. maddesi gereğince arttırım yapılması gerekmekte olup İlk Derece Mahkemesinin uygulaması doğru ve isabetlidir. Neticeten yukarıda açıklanan gerekçelerle suça sürüklenen çocukların çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun kanuni tanımında yer alan fiili dönüşümlü olarak birlikte gerçekleştirirken her bir suça sürüklenen çocuğun kendi eyleminin yanı sıra diğerinin eylemine de 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi kapsamında aslen katılarak fiili birlikte işlemeleri nedeniyle tayin edilen cezalarda ayrı hukuki netice meydana gelmiş olması nedeniyle aynı Kanun'un 43/1. maddesi gereğince cezada arttırım yapılması gerekmekte olup yapılan uygulama doğru ve isabetli bulunduğundan kararın onanması görüşünde olduğum için sayın çoğunluğun kararın bozulması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.