Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/2666 E. 2013/6015 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/2666
- Karar No
- 2013/6015
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma, görevi yaptırmamak için direnme, 2911 sayılı Kanuna muhalefet, patlayıcı madde bulundurma Hüküm : 1- TCK'nın 314/3, 220/6. maddeleri delaletiyle 314/2, 62, 220/6-son, 53/1-2-3, 54, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet, müsadere 2- TCK'nın 265/1-3-4, 62, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet, 3- TCK'nın 174/1-2, 62, 53/1-2-3, 52/2, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet 4- 19.04.2011 tarihli propaganda suçuna ilişkin olarak; 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK'nın 62, 50/1-a, 50/6, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet 5- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK'nın 62, 50/1-a, 50/6, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet 6- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK'nın 62, 50/1-a, 50/6, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet 7- 06.12.2009 - 11.11.2010 - 15.12.2010 - 31.03.2011 - 07.04.2011 tarihli propaganda suçlarına ilişkin olarak; 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca kamu davalarının ertelenmesine Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "06.12.2009" yerine "06.12.2010" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir. 1- 06.12.2009 - 11.11.2010 - 15.12.2010 - 31.03.2011 - 07.04.2011 tarihli silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçlarına ilişkin yapılan incelemede; 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin b bendi gereğince verilen kamu davasının ertelenmesine dair karar itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, temyiz incelemesine yer olmadığına, gereğinin merciince yerine getirilmesine, 2- 19.04.2011 tarihli silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, patlayıcı madde bulundurma, ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede; Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükümde öncelikle ... ceza tayin edilip sonrasında TCK'nın 220/6-2. cümlesindeki indirim uygulandıktan sonra devamında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince arttırım yapılması gerekirken ayrıca görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden hüküm kurulurken öncelikle TCK'nın 265. maddesindeki nitelikli haller uygulandıktan sonra 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince artırım yapılması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması sonuç cezalar değişmediğinden bozma nedeni yapılmamış, görevi yaptırmamak için direnme suçunda TCK'nın 53/1. maddesi ile düzenlenen hak yoksunluğunun hürriyeti bağlayıcı cezanın kanuni sonucu olarak her zaman uygulanması mümkün görülmüştür. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 3- 19.04.2011 tarihli silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan kurulan hükme ilişkin yapılan incelemede; Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde aşağıdaki hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; a- Sonuç ceza olarak adli para cezasına hükmedildiğinin anlaşılması karşısında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi, b- 01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı TCK’nın 50/6. madde ve fıkrasında yer alan "yaptırım" ibaresinin "tedbir" olarak değiştirilip, 5275 sayılı CGTİK’nın 106. maddesinin 4 ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde seçenek yaptırım olan adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, c- Hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi, Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün B-5. fıkrasından tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölüm ile TCK'nın 50/6. maddesine ilişkin bölümün hükümden çıkartılması, taksitlendirmeye ilişkin paragrafın başına “5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 4- 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyize gelince; Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatin içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun yukarıdaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır. Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır. 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kollektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger - Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich - Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanığın 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine uygun olduğu kabul edilen eylemlerinin mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat açıklama yöntemi” olduğu değerlendirildiğinden, sanığa yüklenen suçların tarihi ve işlenme yöntemi ile ... şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre, hükümden önce 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık hakkında açılan davalara ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabul ve uygulamaya göre de; a- 01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı TCK'nın 50/6. madde ve fıkrasında yer alan "yaptırım" ibaresinin "tedbir" olarak değiştirilip, 5275 sayılı CGTİK'nın 106. maddesinin 4 ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde seçenek yaptırım olan adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, b- Sonuç ceza olarak adli para cezasına hükmedildiğinin anlaşılması karşısında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi, c- Hükmedilen adli para cezalarının taksitlendirilmesi sırasında uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.