Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/1762 E. 2013/7929 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/1762
- Karar No
- 2013/7929
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : İftira Hüküm : TCK'nın 267/1-2, 62/1, 53/1, 54. maddeleri uyarınca mahkumiyet, müsadere
Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Suçun birden fazla mağdura karşı hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev'iden fikri içtima koşulları gerçekleştiği halde, sanık hakkında tayin olunan cezada TCK'nın 43/2. maddesi ile artırım yapılmaması, 2- Sanığın 11.06.2009 tarihinde Cumhuriyet savcılığında alınan ifadesinde önceki beyanından döndüğünün anlaşılması karşısında; TCK'nın 269/2. maddesi gereğince cezada indirim yapılması gerektiği gözetilmeyerek fazla ceza tayini, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozmada oybirliğiyle gerekçede oyçokluğuyla 23.05.2013 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY:
Sayın çoğunluk ile aramızda hukuki uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 267/2. fıkrasında yer alan maddi eser ve delilleri uydurarak iftirada bulunmanın koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Doktrinde maddi iftira olarak isimlendirilen ve cezayı ağırlatıcı bir nitelikli unsur olarak kabul edilen maddi eser ve delillerin uydurularak iftira suçunun işlenmesinde; fail, soyut olarak bir suç isnadında bulunmamakta, isnat ettiği suçun inandırıcı olabilmesi için sahte olarak delillerini de hazırlamaktadır. Uydurma daha önceden var olan bir delil veya emarenin iftira fiilinin doğru olduğunu ispatlamak amacıyla delil olarak sunulması değil, bizzat iftira teşkil eden hukuka aykırı fiilin inandırıcı olması için fail tarafından gerçeğe aykırı olarak oluşturulmasıdır. Var olan bir delil veya emarenin şikayet dilekçesi veya ihbarla bildirilmesi halinde suçun bu nitelikli unsuru gerçekleşmez. O nedenle çoğunlukla sahte olarak üretilen delil veya emarenin iftira teşkil eden fiilden daha önce iftira fiilini desteklemek üzere hazırlanması gerekmektedir. iftira teşkil eden hukuka aykırı fiil isnadından sonra maddi eser ve delil uydurmak mümkün ise de failin bizzat iftira teşkil eden fiili desteklemek üzere delil üretmesi, hazırlaması şarttır. Aksi takdirde iftira teşkil eden şikayet dilekçesi veya ihbarda tanık bildirilmesi halinde de maddi eser ve delillerini uydurma halinin gerçekleştiğini kabul etmek gerekecektir ki bu kabul doğru olamaz.
Bu durumu örneklerle açıklamak gerekirse; failin önce kendisini yaralayarak bir kimse hakkında kendisini kasten yaraladığına dair isnatta bulunması halinde maddi iftira, kendisini yaralayan kişi yerine başka bir kimse hakkında isnatta bulunması halinde ise şekli iftira vardır. Yine fail bir kimsenin evine arabasına, cebine vs. önce uyuşturucu madde koyup daha sonra o kişi hakkında ihbar ve şikayette bulunması durumunda fiilin maddi eser ve delillerini uydurma söz konusu iken, kişinin kendi üzerinde yakalanan uyuşturucuyu gerçekte o kişiden almadığı halde iftiranın mağdurundan temin ettiğini iddia etmesinde ise maddi eser ve delillerin uydurulması söz konusu değildir. Eğer fail ihbarda veya şikayet dilekçesinde hukuka aykırı fiili anlatırken bir tanıktan bahsetmişse ya da tanık göstermişse suçun maddi eser ve delillerinin uydurulması yokken, şikayet ve ihbardan önce veya sonra yalancı tanık tedarik edilmesinde maddi eser ve delil uydurulması mevcuttur. Kısacası, failin iftira teşkil eden fiili doğrulayacak, iftira fiilinin inandırıcı olması için çoğunlukla isnattan önce sahte olarak hazırladığı deliller varsa maddi iftira koşulları oluşmaktadır.
Somut olayımızda da mahkemenin kabulüne göre sanık evinde alkol alıp kavga ettiği, yaraladığı kişinin hastaneye gitmesi üzerine başlayan soruşturmada, mağdur hakkında kendisine zorla senet imzalatıldığı, silahla tehdit edildiği ve evin içinde silahla ateş edildiği iddiasında bulunmuş 3 yıl önce gerçekleşen bir olay nedeniyle evde mevcut mermi çekirdeğini delil olarak göstermiştir. Sanık suçun maddi eser ve delillerini sahte olarak hazırlamadığı var olan bir delil veya emareyi fiilin doğruluğunu ispatlamak amacıyla delil olarak sunduğu için eyleminde TCK'nın 267/2. maddesinin koşulları oluşmamıştır.
O nedenle TCK'nın 267/2. maddesinin koşulları oluşmadığı halde uygulanarak fazla ceza tayini nedeniyle hükmün ayrıca bu nedenle de bozulması düşüncesiyle bozma gerekçesine karşıyım.23.05.2013