Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3046 E. 2025/5183 K. – Orman Kadastrosu

Konu: Orman Kadastrosuna İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3046
Karar No
2025/5183
Karar Tarihi
Konu
Orman Kadastrosuna İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/10 E., 2022/14 K. DAHİLİ DAVALI : Hacı Mehmetli Toku Konutları Site Yönetimi KARAR : Davanın reddi Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 16. Hukuk (Kapatılan) Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Yalova ili ... ilçesi ... köyünde 86 ve 87 no.lu parsel sayılı taşınmazların, orman arazisi olduğu iddiası ile 40 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tarafından orman tahdit sınırları içine alındığını, taşınmazların orman arazisi olduğuna dair şerh veya bilgi bulunmadığı gibi üzerinde orman vasfına ait tek bir ağaç dahi mevcut bulunmadığını ileri sürerek, orman kadastrosunun iptalini istemiştir. Davalı - karşı davacı ... İdaresi cevap ve karşı dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların yörede 1948 yılında yapılıp kesinleşen tahdit sınırları içinde olduğu gibi eylemli durumlarında da orman sayılan yerlerden olduklarını ileri sürerek, davacı tarafça açılan davanın reddine ve karşı davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfında Hazine adına tescillerine ve müdahalenin menine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin 15.06.2016 tarih ve 2013/59 Esas 2016/62 Karar sayılı sayılı kararıyla verilen, asıl davanın reddine, karşı davanın dosyadan tefrikine dair karar, asıl davanın davacıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.12.2020 tarih ve 2020/9497 Esas, 2020/6286 Karar sayılı ilamıyla; "... taşınmazların 40 numaralı orman kadastro komisyonunca orman kadastrosuna konu edilip edilmediklerinin denetlenemediği, taşınmazların orman kadastrolarına göre konumlarının tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, kısmen veya tamamen 1948 yılında yapılan tahdidin dışında kalıp da ilk defa 2012 yılındaki orman kadastrosunda orman sınırları içine alınan bölümlerinin kesin bir şekilde belirlenip, bu taşınmazların orman vasfında olmadığı iddia edildiğine göre memleket haritaları ve hava fotoğrafları esasına dayalı ve eylemli durumlarında orman olup olmadıklarını da irdeler şekilde inceleme ve araştırma yapılması gerektiği, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin taşınmazların 3116 tahdidi içinde kalıp kalmadıklarını, 2012 yılında yapılan işlemde orman sınırları içine alınıp alınmadıklarını, orman sınırları içine alınmış bölüm var ise bu bölümlerin orman vasfında olup olmadıklarını belirlemekten uzak olduğu, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu ..." gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp 1949 yılında kesinleşen orman tahdit haritasına göre 131 ada 1 parsel (eski 86 parsel) sayılı taşınmaz ve 131 ada 2 parsel (eski 87 parsel) sayılı taşınmazların tamamının orman sayılan alan içinde kalmaları nedeniyle orman sayılan yerlerden oldukları, 131 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların 40 numaralı orman kadastro komisyonunun 2012 tarihli çalışmaya ait krokide (A) harfi ile gösterilen alanlarının ilk orman tahdidi sınırları içinde, (B) harfi ile gösterilen alanlarının ise orman vasfını yitirmiş 2/B sahası olarak gösterildiği, itibar edilen bilirkişi raporuna göre çalışmanın doğruluğunun tespit edildiğinin ..." anlaşıldığı gerekçesiyle davacıların orman kadastrosuna, aplikasyona, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulamasına karşı açtıkları davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun kendi içeresinde çelişkili olduğunu, taşınmazın 1981 yılı öncesinden bilim ve fen bakımından orman vasfını yitirdiğini, taşınmazların yıllarca tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmaz üzerinde orman ağacı bulunmadığını açıklayarak, hükmün bozulmasını istemişlerdir. Dava, orman kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede, 1948 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) göre yapılan orman tahdidi çalışması, 1951 yılında yapılan maki tefrik çalışması, 1956 yılında 5602 sayılı Tapulama Kanuna göre yapılan arazi kadastrosu, 1979 yılında yapılıp Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.03.2007 tarih, 2006/353 Esas, 2007/72 Karar sayılı kararıyla ikinci kadastro olduğu gerekçesi ile iptal edilen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması, 2012 yılında yapılıp 31.01.2013 tarihinde 1 aylık süre ile ilan edilen sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu, aplikasyon ve 2/B çalışması ile 2022 yılında yapılan uygulama kadastrosu bulunmakta olup, 1956 yılında yapılan arazi kadastrosunda Yalova ili ... ilçesi ... köyü 86 parsel sayılı taşınmaz 3300,00 metrekare ve tarla vasfı ile, 87 parsel sayılı taşınmaz 4820,00 metrekare ve tarla vasfı ile tespit edilmiş, 2022 yılında yapılan uygulama kadastrosunda 86 parsel sayılı taşınmaz 131 ada 1 parsel, 87 parsel sayılı taşınmaz ise 131 ada 2 parsel numarasını almış, 86 parsel sayılı taşınmazın yenileme sonrası yüz ölçümü 3.298,01 metrekare, 87 parsel sayılı taşınmazın yenileme sonrası yüz ölçümü ise 4.821,49 metrekare olmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3046, K. 2025/5183, T. 02.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3046-e-2025-5183-k-5e7d63dd101e