Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1404 E. 2026/3179 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1404
- Karar No
- 2026/3179
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/310 E., 2024/632 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/19 Esas, 2002/37 Karar sayılı dosyası ile Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi hudutları içinde kalan ve sınırları bildirilen taşınmazın Mayıs 1298 tarihli ve 13 yoklama sayılı tapu kaydının kapsamı içinde bulunduğunu ve tespit harici bırakıldığını ileri sürerek, tapusuz taşınmazın davacı adına tescili istemiyle dava açtığını, bu dava neticesinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/19 Esas sayılı dosyasında (B) ve (D) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin orman olmadığının ve davacının zilyetliğinde bulunduğunun belirlendiğini ileri sürerek, söz konusu taşınmaz bölümlerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi uyarınca davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve davacı adına tescilinin mümkün bulunmadığını, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuş, dava konusu taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2009 tarihli ve 2006/28 Esas, 2009/77 Karar sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 06.04.2007 tarihli rapora ek (1) numaralı krokide (B) harfiyle gösterilen 19.010,27 m² ve ek (2) numaralı krokide (D) harfiyle gösterilen 6.834,75 m² yüzölçümündeki taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 11.06.2009 tarihli ve 2006/28 Esas, 2009/77 Karar sayılı kararına karşı davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.02.2010 tarihli ve 2009/18779 Esas, 2010/1057 Karar sayılı ilamıyla, "... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/19 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davanın ... ve arkadaşları tarafından açılan tescil davası olduğu, dava dosyasında davalı ... İdaresinin de tescil isteminin bulunduğu, 22.05.1981 tarihinde açılan davada İlk Derece Mahkemesince, davacı gerçek kişiler yönünden davanın açılmamış sayılmasına, Orman İdaresinin davasının kabulü ile (A) harfiyle işaretli 199 hektar 3.121 m² yüzölçümlü taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline, (B), (C), (D), (E), (F) ve (G) harfleriyle gösterilen bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğinin ve hükmün, Orman İdaresi ve Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2004/8584 Esas, 13599 Karar sayılı kararıyla (C) harfiyle gösterilen bölümünün de orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verildiğinin anlaşıldığı, temyize incelemesine konu davanın, daha önce 1991/19 Esas sayılı dosyada açılmamış sayılmasına karar verilen (B) harfiyle gösterilen 24.019 m² ve (D) harfiyle gösterilen 6.864 m² taşınmaz bölümleri hakkında açılmış olduğu, İlk Derece Mahkemesince yeniden uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, önceki dosyada yer alan orman bilirkişisi incelemesine göre karar verildiği, ancak önceki dosyada hükme esas alınan eski tarihli memleket haritasının, orijinal renkleri içermeyen, renksiz fotokopi niteliğinde olduğu, bu harita üzerine yapılan işaretlemenin yetersiz olduğu gibi, orijinal kadastro paftası ile kişiler adına tescile karar verilen taşınmaz bölümlerine komşu olan taşınmaz kayıtları getirtilmeden ve davacıların tutunduğu Mayıs 1298 tarihli ve 13 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmadan karar verildiği, ilk davanın açıldığı tarihten sonra yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığının da araştırılmadığı, ziraat uzmanından rapor alınmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde verilen davanın reddine ilişkin hüküm, davacı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) Yargıtay 20. Hukuk Dairesince onandıktan sonra, davacı ... vekilinin karar düzeltme talebi sonucunda aynı Dairenin 16.10.2014 tarihli 2014/4527 Esas, 2014/8514 Karar sayılı ilamıyla, "dava konusu olan ve bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfiyle gösterilen taşınmazın 1957, 19 76... yılları baskılı memleket haritalarında kısmen çalılık rumuzlu yeşil alanda, kısmen açık alanda kaldığı, ancak eğiminin % 3-10 olduğu, krokide (D) harfiyle gösterilen bölümün ise, anılan memleket haritalarında açık alanda kaldığı, hava fotoğraflarının da memleket haritalarıyla uyumlu olduğu, ayrıca taşınmazların üzerinde eylemli olarak dikimle yetiştirilmiş zeytin ağaçları bulunduğunun dosya arasında bulunan orman bilirkişisi raporu ile rapora ekli aplikeli gösterimden anlaşıldığı, buna göre dava konusu taşınmazların eski tarihli resmi belgelere ve eylemli durumuna göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, aksi görüşü ihtiva eden bilirkişi raporunun kendileri tarafından sunulan bulgularla örtüşmediği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesinin taşınmazların orman sayılan yer olduğu yönündeki kabulünde isabet bulunmadığı, ancak dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olmasının bu yerin davacı kişi adına tescili için yeterli olmadığı, bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilebilmesi için o taşınmaz üzerinde aralıksız, çekişmesiz ve ekonomik amaca uygun bir biçimde malik sıfatıyla zilyetliğinin sürdürülmesi ve 20 yıllık kazanma süresinin dolmuş bulunması gerektiği, dosyada imar ve ihyanın sürdürülüş şekli ile başlama ve tamamlanma tarihlerinin araştırılmadığı, ayrıca keşif sırasında yerel bilirkişi ile davacı tanığının taşınmazın imar ve ihyaya konu olup olmadığı yönünden usulüne uygun olarak dinlenmedikleri gibi, alınan beyanların somut olaylara dayalı olmayan gerekçesiz soyut nitelikteki sözlerden ibaret olduğu, ziraat bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda da imar ve ihya olgusunun somut olarak irdelenmediği, bu tür uyuşmazlıklarda taşınmazın niteliği ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç ve sürecinin takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında hava fotoğrafları ve topoğrafik haritalardan yararlanmak suretiyle belirlenmesi gerektiği, buna göre İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle, bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 24.01.2018 havale tarihli bilirkişi raporunda ve ekli krokilerinde (B) harfiyle gösterilen 17.049,17 m² ve aynı raporda (D1) harfiyle gösterilen 2.181,15 m², (D2) harfiyle gösterilen 2.435,38 m² ve (D3) harfiyle gösterilen 4.655,75 m²lik taşınmazların davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hükmün, davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.01.2023 tarihli ve 2021/11871 Esas, 2023/114 Karar sayılı ilamıyla, "dava konusu taşınmazın, hükme esas alınan bilirkişi raporunda (D1), (D2) ve (D3) harfleriyle gösterilen kısımlarına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2009 tarihli ilk kararını temyiz etmeyen davacı aleyhine ve hükmü temyiz eden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, daha önceki kararla dava konusu taşınmazın 06.04.2007 tarihli rapora ek (1) numaralı krokide (D) harfiyle gösterilen bölümünün 6.834,75 m² olarak davacı adına tapuya tesciline karar verildiğine göre, davacının temyiz etmediği bu kısımla ilgili taşınmazın miktarı yönünden davalılar yararına kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden, temyiz incelemesine konu son hükümle, (D) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün, bu taşınmazın miktarı yönünden davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal edecek şekilde, zeminde 3 parça halinde (D1), (D2) ve (D3) harfleri olarak toplamda 9.272,28 m² yüzölçümüyle davacı adına tesciline karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle, hükmün bu taşınmaz bölümü / bölümleri yönünden bozulmasına, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan bozma ilamı öncesi 2006/28 Esas, 2009/77 Karar sayılı dosya kapsamında alınan 06.04.2007 tarihli rapora ek (2) numaralı krokide (D) harfiyle gösterilen 6.834,75 m²lik taşınmazın (davalılar yararına usuli kazanılmış hak olduğu gözetilerek) davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, aynı mahalle sınırları içerisinde bulunan ve fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 24.01.2018 havale tarihli bilirkişi raporunda ve ekli krokilerinde (B) harfiyle gösterilen 17.049,17 m²lik taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen kararın Dairemizin 26.03.2024 tarihli ve 2023/4853 Esas, 2024/2072 Karar sayılı karar düzeltme isteminin reddi kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla hükmün tekrarı ile (B) harfiyle gösterilen 17.049,17 m²lik taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 17.049,17 m²lik taşınmazın tesciline yönelik hükmün bozulması gerektiğini, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının oluşmadığını, dosya kapsamında bulunan hava fotoğraflarının bilirkişilerce incelenmesi neticesinde keşif sırasında zeminde bulunan zeytin ağaçlarının görülmediğinin ifade edildiğini, 35 yaşındaki ağaçların 1994 yılı hava fotoğrafında görülmesi gerektiğini, bu nedenle ziraat ve fen bilirkişi raporlarındaki tespitlerin örtüşmediğini, eksik inceleme neticesinde karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 17.049,17 m²lik taşınmazın tesciline yönelik hükmün bozulması gerektiğini, dosya kapsamında bulunan hava fotoğraflarının bilirkişilerce incelenmesi neticesinde keşif sırasında zeminde bulunan zeytin ağaçlarının görülmediğinin ifade edildiğini, 35 yaşındaki ağaçların 1994 yılı hava fotoğrafında görülmesi gerektiğini, bu nedenle ziraat ve fen bilirkişi raporlarındaki tespitlerin örtüşmediğini, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının oluşmadığını, eksik inceleme neticesinde karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde, davacı yararına imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bilindiği üzere; bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka usulü kazanılmış hak denilir. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen "usulü kazanılmış hak" olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Bu istisnalardan birisi de maddi hata sonucu verilmiş Yargıtay kararıdır. Yargıtay İçtihadları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli müktesep hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönmesi mümkündür. Yukarıdaki açıklamalara göre; İlk Derece Mahkemesince hükmüne uyulan Dairemizin 16.01.2023 tarihli ve 2021/11871 Esas, 2023/114 Karar sayılı ilamıyla, davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, dava konusu (D1), (D2) ve (D3) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu taşınmaz bölümleri yönünden usuli müktesep hakların gözetilmesi gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiş ise de, dosya kapsamında ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün parsel sorgu sayfası üzerinde yapılan incelemede, davacı adına tesciline karar verilen fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 24.01.2018 havale tarihli bilirkişi raporunda ve ekli krokilerinde (B) harfiyle gösterilen 17.049,17 m²lik taşınmaz bölümünün orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı bulunan 529 parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde kalıp kalmadığı hususunda tereddüt oluşmuş, hükmüne uyulan Dairemiz kararının bu yönden maddi hataya dayandığı anlaşılmıştır. Zira; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu (B) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün, davacı adına tapuya tesciline karar verildiğine göre, bu taşınmazın 529 sayılı orman parselinin sınırları içinde tapuya kayıtlı bulunması halinde, kamu düzenine aykırı olacak şekilde mükerrer tapu kaydı oluşacağı açıktır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dosya daha önce rapor düzenleyen fen bilirkişilerine tevdi edilerek, eldeki dosyada hükme esas alınan 24.01.2018 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda yer alan kroki ile Orman İdaresince açılan davada ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.04.2002 tarihli, 1991/19 Esas, 2002/37 Karar sayılı kararı ile hükme esas alınan 20.09.2001 tarihli fen bilirkişisi raporuna ek krokinin çakıştırılması suretiyle, davacı adına tesciline karar verilen (B) harfiyle gösterilen 17.049,17 m²lik taşınmaz bölümünün hükmen tescil edilen 529 parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde kalıp kalmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi hususunda ek rapor alınması, taşınmazın tapuya kayıtlı bulunduğunun tespiti halinde, davanın tapu kaydının iptali ve tescil istemine dönüşeceği de düşünülerek, davacı yararına taşınmaz üzerinde kazanma koşullarının oluştuğu sabit olduğundan, tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi, taşınmazın tescil dışı alanda kaldığının belirlenmesi durumunda ise dosya kapsamına göre karar verilmesi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözden kaçırılarak, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümüne yönelik hükmün infazında tereddüte sebebiyet verecek şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, davacı adına tesciline karar verilen taşınmazın hüküm yerinde vasfının belirtilmemesi de usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının, kamu düzeni de gözetilerek, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.