Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6483 E. 2025/6975 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6483
Karar No
2025/6975
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/216 E., 2023/651 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Artova Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/17 E., 2022/82 K.

Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava konusu taşınmazın bulunduğu, ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre yapılan çalışmada dava konusu 1 34... ve 1 35... parsel sayılı taşınmazların orman olduğu gerekçesiyle kadastro harici bırakıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) eklenen ek 5. madde kapsamında 2016 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 1 34... parsel sayılı taşınmazın mera vasfı ile, 1 35... parsel sayılı taşınmazın ise ham toprak vasfı ile Hazine adına 06.04.2016 tarihinde tespit edildiği ve kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 34... parsel ve 1 35... parsel sayılı taşınmazların mera vasfı ile sınırlandırıldığını, yine aynı yerde 1 35... parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edildiğini, davaya konu taşınmazların yapılacak olan keşif sırasında gösterilecek olan alanlarının, davacı tarafından 30 yıldan fazla zamandır malik sıfatıyla zilyet edildiğini, dava konusu taşınmazların tarım arazisi olduğunu, evvelinde davacının dede ve babası tarafından, sonrasında ise davacı tarafından kullanıldığını, yapılan kadastro tespiti neticesinde oluşturulan kaydın iptali ile söz konusu taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; jeodezi bilirkişi raporunda tarımsal faaliyetin 19 83... yılına ait fotoğraflarında sürdürüldüğünü ve taşınmazın orman parseli ile benzerlik göstermediğinin belirtildiği, ziraat bilirkişi heyet raporunda, dava konusu parselde davacının hak iddia ettiği bölümlerin ihyasının tam olarak tamamlanamadığının anlaşıldığı, dava konusu 1 34... numaralı parsel üzerinde mera bitki örtüsünün olduğu, uzun yıllardır tarımsal faaliyet yapılmadığı gibi, taşınmazın bitki örtüsü ve toprak yapısı olarak mera parseli olduğu ve tarımsal faaliyet yapılmadığının bildirildiği, dava konusu 1 35... numaralı parselde ise uzun yıllardır tarımsal faaliyet yapılmadığı, tarım arazisi vasfında olmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesine göre ihya şartının gerçekleşmesi için taşınmazın tarıma elverişli hale getirilmesinin şart olduğu, dava konusu 1 34... parsel sayılı taşınmazın mera parseli görünümüne sahip olduğu, ihya şartının gerçekleşmemesi nedeniyle ve diğer dava konusu 1 35... parselin ise tarım arazisi olarak ihyasının gerçekleşmediği belirtilerek, bu parseller yönünden sübut bulmayan davanın reddine; dava konusu 1 35... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; raporların kendi içinde çelişkili olduğunu, bilirkişilerin toprak etüdü yapmaksızın bilimsel metottan uzak rapor sunduklarını, İlk Derece Mahkemesince davanın 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca imar ve ihyaya dayalı tescil davası olarak nitelendirmişse de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 . maddesi uyarınca olağanüstü zamanaşımına dayalı tescil isteğinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu taşınmazın evveliyatında mera olmadığını, mera olarak tahdidin yapıldığını ve tahditten sonra meraya dönüştüğünün, İlk Derece Mahkemesince de karar gerekçesinde kabul edildiğini, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında davaya konu taşınmazın 50 yıldır davacı muris ... tarafından ekilip biçildiğini, malik sıfatıyla zilyet edildiğinin belirtildiğini, davaya konu taşınmazın tahditten evvel tapuya kayıtlı bir taşınmaz olmadığını, tahditten önce 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi uyarınca olağanüstü zamanaşımı yolu ile davacı muris ... lehine tescil koşullarının gerçekleştiğini, davacı ...'ın taşınmaza 50 yıldır malik sıfatıyla zilyet olduğunu, üzerinde tarımsal faaliyetlerini aralıksız sürdürdüğünü, bu hususun gerek hava fotoğrafları gerekse tanık ve bilirkişi beyanları ile sabit olduğunu belirtilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan ziraat bilirkişi kurul raporuna göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin mera vasfına sahip alanla toprak yapısı, topoğraf meyil ve bitki örtüsü bakımından taşınmazın kalan bölümü ve komşu taşınmazlarla bir bütünlük ve benzerlik arz ettiğinin belirlenmesine göre, taşınmaz bölümlerinin kadimden beri kullanılan mera vasfında kamu orta malı olduğu, zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacılar vekili tarafından istinaf iddialarıyla temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6483, K. 2025/6975, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6483-e-2025-6975-k-dd6f697c3fd3