Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3372 E. 2025/2848 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3372
Karar No
2025/2848
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/516 E., 2023/283 K. DAVA TARİHİ : 25.11.2013 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/450 E., 2017/133 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kullanım kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... İdaresi vekili, 02.09.2010 havale tarihli dilekçe ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) 5831 sayılı Kanun'la eklenen Ek-4 üncü madde uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında, orman niteliğini yitirdiğinden orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit edilip, davalı gerçek kişilerin kullanımında olduğu belirtilerek 27924 ada 1 parsel sayısında tespit edilen taşınmazın, Kadastro Mahkemesinin 1958/748 Esas ve 1994/2352 Karar sayılı kararı ile orman niteliğinde tesciline karar verilen 1078 parselin içinde kaldığından, fiili kullanımı belirleyen tespitin iptaline ve orman niteliğinde Hazine adına tescilini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne; dava konusu 27924 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile eklenen Ek-4 üncü madde uyarınca yapılan kadastro sırasında düzenlenen kadastro tespit tutanağının iptaline karar verilmiş; hükmün, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından ek kararla, davanın değeri itibarıyla kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararın davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(l)-b.l inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, anılan karara karşı davalı ... ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmakla, aynı Dairenin 19.09.2018 tarihli ek kararıyla, davalılar vekillerinin temyiz dilekçeleri, 6100 sayılı Kanun'un 366/1 inci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 346/1 inci maddesi uyarınca reddedilmiş ve iş bu ek karar, davalı ... ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle, Dairenin 02.02.2022 tarihli ve 2021/10219 Esas, 2022/661 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.

Dairenin 02.02.2022 tarihli ve 2021/10219 Esas, 2022/661 Karar sayılı kararında özetle; "Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşın şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde, Antalya Kadastro Mahkemesinin 26.09.2017 tarihli kararına karşı istinaf yoluna başvurulabileceğinin kabul edilmesi" gereğine değinilerek, davalı ... ve davalı ... vekillerinin, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.09.2018 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın kaldınlmasına ve İlk Derece Mahkemesinin istinaf isteminin reddine ilişkin 02.11.2017 tarihli kararının kaldırılması suretiyle esastan istinaf incelemesi yapılmak üzere 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin 11.05.2018 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu ... köyünde 3116 sayılı Kanun uyarınca orman tahdidinin 1946 yılında yapılarak kesinleştiği, sonrasında yapılan tesis kadastrosu sonucunda 4.763.000 m² alanın 26.12.1957 tarihinde 1078 parsel numarasıyla devlet ormanı niteliğinde Hazine adına tespit edildiği, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2 nci maddesini değiştiren 1744 sayılı Kanun çalışmalarının 1975 yılında yapıldığı ve 21.11.1975 tarihinde ilan edilerek kesinleşen bu çalışmalarda ilk önce 3116 sayılı Kanun tutanaklarına göre orman tahdit noktalarının aplikasyonunun yapıldığı, daha sonra 1961 yılından önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini kaybeden yerlerin 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartma işlemleri yapıldığı ve bu çalışmalarda dava konusu parselde bir değişiklik olmayıp parselin tamamının devlet ormanı sınırları içerisinde kaldığı, çalışmanın 1975 yılında ilan edildiği ancak dava konusu 27924 ada 1 parselin içinde yer aldığı 1078 no.lu orman parselinin Antalya Kadastro Mahkemesinin 1958/748 sayılı dosyasının dava konusunu oluşturduğu için ve o tarihte henüz Mahkeme safhasında olduğundan dava konusu parselin içinde bulunduğu 1078 no.lu orman parselinde yapılan 1744 sayılı Kanun uygulamalarının kesinleşmediği, yörede 6831 sayılı Kanun'un 2896 sayılı Kanun ile değişik 2/B çalışmalarının 1988 tarihinde başlayarak 1989 yılında tamamlandığı ancak bu çalışmanın ilan aşamasına gelemediği, ... ormanlarında daha önce tesis edilen bilahare iptal edilerek izin irtifak hakları sona eren sahalarda 3302 sayılı Kanun çalışmaları 1992-1993 yıllarında yapılarak 26.02.1993 tarihinde askıyla ilan edilerek kesinleştiği, dava konusu 27924 ada 1 parselin P.IV no.lu 2/B blok parseli içerisinde kaldığı ancak parselin içinde yer aldığı 1078 no.lu orman parseli Kadastro Mahkemesinin anılan dosyasının dava konusunu teşkil ettiği için ve o tarihte henüz Mahkeme safhasında olduğundan, dava konusu parselin içerisinde bulunduğu 1078 parsel hakkında Antalya Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan kadastro tespitine itiraz davasının, aynı zamanda bu çalışmalara itiraza dönüştüğü ve söz konusu dava sonucunda Antalya Kadastro Mahkemesinin 1958/748-1984/2352 sayılı kararıyla 1078 parselin 3402 sayılı Kanun'un 18/1 maddesi gereğince Devlet ormanı niteliğinde bulunduğu ve bu niteliğini halen devam ettirdiği gerekçesiyle orman niteliğiyle tesciline karar verildiği; kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi incelemesinden geçerek 25.03.1997 tarihinde kesinleştiği; 1997 yılı itibarıyla hükmen orman olan yerin 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmiş sayılmasının mümkün bulunmadığı, bu nedenle dava konusu 27924 ada 1 parselin tamamının ... Devlet Ormanı sınırları içerisinde kalmakta olduğu; buna karşın 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 üncü maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu çalışmaları sonucunda dava konusu parselin 2/B kapsamında olduğu kabul edilerek çalışma kapsamına alınarak 12.07.2010 tarihinde Hazine adına tespit edilerek beyanlar hanesine 2/B ve diğer davalılar adına kullanıcı şerhi konulmuş ise de 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunla eklenen Ek-4 üncü madde uyarınca fiili kullanım durumlarının dikkate alınması ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığının kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmesi amacıyla yapılan kadastro çalışmaları ise 6831 sayılı Kanun'un 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23.09.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde yapılabilecek olup, açıklanan nedenlerle dava konusu taşınmazın bu nitelikteki yerlerden olmadığından hakkında kullanım kadastrosu tespiti yapılmaması gerektiği, kadastro tespit tutanağının iptaline karar verilmesi gerektiği, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince de bu gerekçeyle davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 nci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.

Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu; daha sonra 1975 yılında yapılıp, 26.11.1975 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2 nci madde uygulaması; 1986 ve 1988 yıllarında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulamaları; 1993 yılında yapılıp 26.02.1993 tarihinde ilân edilerek, dava tarihinden önce kesinleşen, ... köyü (mahallesi) sınırları içindeki ... Devlet Ormanında, aplikasyon ve Belediyeye piknik alanı için irtifak ve TRT kurumu için izin verilen bu nedenle daha önce 2/B madde uygulaması yapılamayan ancak irtifak ve izinleri iptal edilen yerlerde 2/B madde uygulaması vardır.

Genel arazi kadastro çalışmaları 1957 yılında yapılıp kesinleşmiş, 1078 sayılı parsele ilişkin olarak, Kadastro Mahkemesinin 15.06.1994 tarihli ve 1958/748-2352 sayılı kararıda 25.03.1997 tarihinde kesinleşmiştir.

Tüm dosya kapsamı ve deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; 1078 sayılı kadastro parselinin, 26.12.1957 tarihinde 4.763,000 m² yüzölçümü ile orman niteliğiyle Hazine adına tespit gördüğü, ... ve arkadaşları tarafından 812 ve 1078 numaralı parseller hakkında Antalya Kadastro Mahkemesinin 1958/748 Esas ve 1994/2352 Karar sayılı dava dosyasında, davalı ... İdaresi, Hazine ve ... aleyhine açılan, ... ve arkadaşlarının da katıldığı dava sonucu Kadastro Mahkemesinin, 812 parselin ... ve ..., 1078 sayılı parselin ise orman bilirkişileri Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... ve jeolog bilirkişi Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen raporlarda saptanan orman özelliği ve 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalması nedeni ile tespit gibi orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline, müdahiller ... ve arkadaşlarının davaları yönünden 3402 sayılı Kanun'un 25 ve 26 ncı maddeleri gereğince tutanak tanziminden sonraki doğan hak ve isteklerde Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığından görevsizliğe ilişkin 15.06.1994 tarihli ve 1958/748–2352 sayılı kararının, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.01.1996 tarihli ve 1995/2929-732 sayılı onama kararından sonra kesinleştiği anlaşılmaktadır. 1078 parsel ile ilgili açılan davanın devamı sırasında dava konusu taşınmazlarda 2/B çalışmaları yapılmış ve bu çalışmalar aleyhine Orman İdaresi tarafından açılmış bir dava olmadığından ve Antalya Kadastro Mahkemesinin 1958/748 Esas ve 1994/2352 Karar sayılı dosyasında da Orman İdaresi davalı tarafta olduğundan taşınmazlarla ilgili yapılan 2/B çalışması kesinleşmiştir. Bu nedenle dava konusu taşınmazlarla ilgili Hazine tarafından açılmış bir kullanım kadastrosuna itiraz davasının olmadığı da dikkate alınarak Orman İdaresinin tescil davasının taşınmazın vasfına ilişkin olması nedeniyle Kadastro Mahkemesinin görevsizliğine ve taşınmazın Kadastro Kanunu'nun Ek-4 üncü maddesi uyarınca yapılan kadastro tespitinde işlem yapıldığı şekilde tescil edilmesine karar verilmesi gerekirken kadastro tutanağının iptaline karar verilmesi ve tescil talebi ile ilgili olarak da herhangi bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiş hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3372, K. 2025/2848, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-3372-e-2025-2848-k-e7665f56ff0e