Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/5421 E. 2024/6970 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5421
Karar No
2024/6970
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/38 E., 2022/15 K. KARAR : Davacı Hazine'nin davasının reddine, müdahil ...'ın davasının kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazine'nin davasının reddine, müdahil ...'ın davasının kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Cihanbeyli ilçesi Bulduk köyü çalışma alanında bulunan 197 ada 3 ve 4 parsel sayılı sırasıyla 1590,90 ve 2616,30 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydı nedeniyle Bulduk Belediye Başkanlığı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava dilekçesinde; mahkeme ilamına dayanarak, Cihanbeyli ilçesi Bulduk köyü 197 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların kamu orta malı niteliğinde mera vasfında olduğu iddiasıyla, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasını talep etmiş ve yargılama sırasında müdahil ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazların adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun, çekişmeli taşınmazların 1959 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sırasında belirlenen mera sınırları içerisinde kalıp kalmadığına ilişkin olduğu, mahkemece hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların toprak tevzi komisyonunca oluşturulan 30 sayılı mera parseli içerisinde kalmadığı belirtilmişse de davacı Hazinenin dayanağı olan ve Hazine ile Belediye arasında hakem sıfatıyla görülüp sonuçlanan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/434 Esas sayılı dosyasında aynı taşınmazların sözü edilen mera parseli içerisinde kaldığının belirtildiği, belirtilen bu açık çelişki giderilmeden karar verilmesinin isabetsiz olduğu açıklanarak; doğru sonuca varılabilmesi için, toprak tevzi komisyonunca oluşturulan 30 sayılı mera parseline ait haritanın bulunduğu yerden getirtilmesi, üç kişilik harita mühendisi bilirkişiden, kadastro paftası ile mera haritasının yöntemince çakıştırılmak suretiyle dava konusu taşınmazların konumu kesin olarak belirlenmesi, bu yapılırken, komşu taşınmazlara ait kesinleşmiş mahkeme ilamları da göz önünde bulundurulması ve yukarıda anlatılan çelişkili durumu giderir şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı Hazine'nin davasının reddine, müdahil ...'ın davasının kabulüne, dava konusu 197 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların müdahil ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Dosya muhtevasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Kadastro Mahkemesi sicil oluşturmak zorunda olduğuna ve dava konusu taşınmazlara yönelik kabul edildiğine göre, kadastro tespitinin iptaline karar verilmeden, taşınmazın doğrudan müdahil adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamakta ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm fıkrasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 370/2 nci maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının birinci bendinin dördüncü satırında yer alan "taşınmazların" ifadesinden sonra gelmek üzere "kadastro tespitlerinin ayrı ayrı iptali ile" kelimelerinin yazılmasına ve hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/5421, K. 2024/6970, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-5421-e-2024-6970-k-6ea887729b39