Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3757 E. 2025/5239 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3757
- Karar No
- 2025/5239
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/474 E., 2021/650 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 57 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (2/B) madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup davacıların zilyetliğinde olduğunu, hak sahipleri tesbit komisyonu tarafından, bu taşınmazın belli bölümlerinin hak sahibi olarak davacı müvekkillerinin belirlendiği ve müvekkillerince parselin paylarına düşen bölümlerine ilişkin belirlenen rayiç bedellerin ödendiğini, Tapu Müdürlüğüne anılan bölümlerin kayden devri için yazı yazılmasına karşın Tapu Müdürlüğü tarafından tescil işleminin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek çekişmeli taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ve müvekkillerinin satın aldığı payların adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonrasında verilen; "satış yapılan kişilerce tüm taşınmaza payı oranında malik olması söz konusu olacağından hükmün infazının yapılamayacağı, ödenen satış bedelinin sebepsiz zenginleşme kuralına göre geri alınabileceği, 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanun ile eklenen ek 4. madde gereğince yapılacak kadastro çalışmasında davacının yeniden dava açmak hakkı saklı olduğu" gerekçesiyle davanın reddine önceki hükmü, davacılar vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 01.04.2013 tarihli ve 2012/9397 Esas, 2013/3510 Karar sayılı ilamıyla; "...davanın, dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre, 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun (2924 sayılı Kanun) hükümlerine göre satılan ve takdir edilen parası Hazineye ödenen taşınmazın, satın alan kişiler adına tapuya tescili istemine ilişkin olduğu, 26.04.2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) “Atıflar ve sonuçlandırılamayan işlemler” başlıklı 14 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince 'Diğer mevzuatta 2924 sayılı Kanuna ve 4070 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır. 2924 sayılı Kanun hükümlerine göre hak sahibi olduğu tespit edilenler hakkında yapılan ve tamamlanamayan işlemler, malî yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getiren kişilerin hakları korunarak bu Kanun hükümlerine göre Maliye Bakanlığınca sonuçlandırılır.' , Aynı Kanun'un “Davalar” başlıklı 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca da, 'Bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılmak üzere ilgilileri tarafından süresi içerisinde başvuruda bulunulmaması veya başvuruda bulunulmasına rağmen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sebebiyle hakkında işlem yapılamayan taşınmazlara ilişkin olarak ikinci fıkra uyarınca açılmamış davalar açılır, durdurulan davalara devam edilir ve kesinleşmiş yargı kararları yerine getirilir.' hükümleri uyarınca, davacı gerçek kişilerin, 6292 sayılı Kanun'da öngörülen haklarını kullanabilmesine imkan verilerek sonucuna göre karar verilmesi..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...davacıların 6292 sayılı Kanun uyarınca yaptığı idareye yaptığı başvurunun olumlu sonuçlanmadığı, bu nedenle davacıların idareden taşınmazı satın alma veya iade yoluyla elde etme imkanının bulunmadığı, bunun yanında; 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi incelendiğinde ise; davacıların ilgili yasa maddesinde gösterilen iadeyi talep edebilecek hak sahiplerinden olmaması nedeniyle (daha önce taşınmaz tapu kayıtlarında davacılar lehine herhangi bir şerh veya kayıt bulunmadığından) bu yasa maddesi gereğince iade talebinde bulunma haklarının bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun (2924 sayılı Kanun) hükümlerine göre takdir edilen parası Hazineye ödenerek satılan taşınmazı, satın alan kişiler adına tapuya tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli değildir. Şöyle ki; defterdarlık tarafından gönderilen belgeler ile tapu sicil müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarında, .. oğlu 1969 doğumlu ...'a ait evrakın bulunduğu anlaşılmış olup, davacının ise ... oğlu 1953 doğumlu ... olması karşısında, davacılardan ...'nin hak sahipliğini denetleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan, tapu kayıtlarında değişiklik meydana getirebilecek ve mülkiyet kazanılmasına dair sonuç doğuracak davalarda adli yargı görevli olup, eldeki davada da uyuşmazlığın, 2924 sayılı Kanun hükümlerine göre takdir edilen bedeli Hazineye ödenerek satılan çekişmeli taşınmaz paylarının, Tapu Sicil Müdürlüğünden tapuya tescilinin istenilmesine rağmen tescil işleminin gerçekleştirilmemesinden kaynaklanmasına göre, davanın ferağa icbar niteliğinde olduğu ve davacılara taşınmazın iadesi durumunda mülkiyetin kazanılmasına ilişkin sonuç doğacağı gözetildiğinde adli yargının görevine gireceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varabilmek için Mahkemece, öncelikle davacılar ve/veya davacılardan temlik alan kişiler tarafından uyuşmazlık konusu taşınmaz açılmış dava bulunup bulunmadığı ve bulunmakta ise sonucunun araştırılması, daha sonra davacıların açık kimlik bilgileri gösterilmek suretiyle, 2924 sayılı Kanun uyarınca Hak Sahipleri Tespit Komisyonu tarafından çekişmeli taşınmazların bulunduğu ... köyünde 1998 yılında yapılan çalışmaya ve çalışma sonrası yapılan işlemlere dair tüm belgelerin (hak sahipleri tarafından 3. kişilere yapılan satış/devir v.s işlemleri varsa buna dair tüm evraklarla birlikte) ilgili kurumlardan getirtilerek, davacıların 2924 sayılı Kanun uyarınca hak sahibi olup olmadıklarının saptanması, davacıların hak sahibi olduklarının belirlenmesi halinde, çekişmeli taşınmaz bölümünün Orköy Başmühendisliği tarafından davacılara satılıp satılmadığı, satılmış ise parasının tahsil edilip edilmesinin saptanması, Orköy Başmühendisliğince belirlenen bedelin, Anayasa Mahkemesinin 04.10.2002 tarihli 24896 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 23.01.2002 tarihli ve 2001/382 Esas, 2002/21 Karar sayılı Hazineye ait taşınmaz malların satışını öngören 4706 sayılı Hazineye ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunda Değişiklik yapılması Hakkında Kanun'un (4706 sayılı Kanun) 3. maddesinin iptaline ilişkin karardan önce tahsil edilmiş olması halinde, yapılan tahsis ve satış işleminin buna dair 2924 sayılı Kanun hükümlerinin yürürlükte olduğu sırada yapıldığından geçerli olacağı, iptal kararının kazanılmış haklara tesir etmeyeceğinin düşünülmesi, ondan sonra, 6292 sayılı Kanun'un 14/2. maddesi uyarınca 2924 sayılı Kanun hükümlerine göre hak sahibi olduğu tespit edilenler hakkında yapılan ve tamamlanamayan işlemlerin, mali yükümlülüklerini kısmen veya tamamen yerine getiren kişilerin hakları korunarak bu kanun hükümlerine göre Maliye Bakanlığınca sonuçlandırılacağı, tescil işleminin tamamlanmamış olmasının kanuna uygun yapılan işlemlerin geçersiz olmasını gerektirmeyeceği gözetilerek davacıların hak sahibi olduklarının tespiti halinde 3. kişilere devretmedikleri paylar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde kurulan hüküm usûl ve kanuna aykırı olup hükmün açıklanan sebeplerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle, Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.07.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Dava, 2924 sayılı Kanun hükümlerine göre satılan ve takdir edilen parası Hazineye ödenen taşınmazı satın alan kişiler adına tapuya tescili istemine ilişkindir. İdari işlem, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdari eylem ise, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesine göre, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları idari davadır ve idari yargı yetkisi kapsamındadır. Konuya ilişkin olarak yukarıda değinilen kanun hükümleri ve davacılar vekilinin eldeki davadaki talebi ile bunun dayanağı birlikte irdelendiğinde; somut olayda, dava konusu taşınmazın bedelini ödeyen davacıların adlarına gerek tespit gerekse tescil işlemi yapılmaması idari bir işlemdir ve bu işleme yönelik itirazları incelemek konusunda idari yargı görevlidir. Mahkemesince yargı yolu nedeni ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemenin kendisini görevli görerek, davanın değişik gerekçe ile reddine karar verilmesi yanlış olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmekte ise de sonuç itibariyle davanın reddine karar verildiğinden hükmün gerekçesinin düzeltilmesi suretiyle onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına iştirak edememekteyim.