Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3204 E. 2025/5162 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3204
- Karar No
- 2025/5162
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/51 E., 2021/13 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü kısmen reddi TEMYİZ EDENLER : Davacı ... vekili, davalı Hazine vekili Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Giresun ili ... ilçesi ... köyünde kain, tapuda Mayıs 1981 tarihli ve 26 sıra no'da kayıtlı bulunan, doğusu ve kuzeyi Aksu Nehri, batısı tuzla kıranı ve güneyi ... oğlu ....'in tarlasından giden Geyrez yolu ve Çivriz suyu ile çevrili olan gayrimenkulün mülkiyet ve zilyetliğinin davacıya ait olup mülkiyetin davacıya aidiyeti konusunda hiçbir hukuki şüphenin bulunmadığını, bununla birlikte davalı tarafından davacıya ait gayrimenkule üstün ve hukuken korunmaya değer hiçbir hakkı ve mülkiyeti bulunmadığı halde haksız bir şekilde müdahalede bulunulduğunu ve yapılan sözlü ihtarlara rağmen haksız müdahalenin sürdürülmeye devam edildiğini beyan ederek, davalının müdahalesinin men'ine karar verilmesini istemiş ve yargılama sırasında davaya konu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle dava Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davalı ..., Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu cevabında; davacının babası olan ....'tan, ... köyü ... mevkindeki 1958 tarihli ve 15 no.lu tapudan 3 dönüm miktarında yer satın aldığını, satışın 24.03.1977 tarihinde yapıldığını, bunun köy senedi ile belli olduğunu, bu yerle ilgili daha önce ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/57 Esas ve 2002/36 Karar sayılı kararının Yargıtay'dan geçerek tasdik edildiğini, satın aldığı ve ve mahkeme kararı ile de hak ettiği arazi içinde yapılan keşifte kendisine 3.000 m² yer verilmesi gerekirken 2.034 m² yer verildiğini, davacıların o davaya müdahil olarak katılmadıklarını, amaçlarının mahkemeyi oyalamak olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 09.05.2012 tarihli ve 2009/247 Esas, 2012/6 Karar sayılı kararla verilen, davanın kabulüne, ... ilçesi ... köyü .... mevkinde kain 103 ada 1 parsel, 103 ada 2 parsel ve 175 ada 1 parsel sayılı taşınmazların .... ve ...'den olma ... ve ... adlarına müşterek olarak 1/2'şer oranında tapuya kayıt ve tesciline; ... ilçesi ... köyü .... mevkinde kain 103 ada 1 parsel, 103 ada 2 parsel ve 175 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davalının vaki müdahalesinin men'ine, dahili davacı ...'ın davasının kabulüne, ... ilçesi ... köyü ... mevkinde kain 103 ada 3 parsel sayılı taşınmazın .... ve ...'dan olma 1950 doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline dair ilk hükmün, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve üçüncü kişi ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.06.2013 tarihli ve 2013/2806 Esas, 2013/7170 Karar sayılı ilamıyla; ".... davacı ...'un adına asliye hukuk mahkemesinde açtığı müdahalenin önlenmesi davası nedeniyle dava konusu 103 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların zilyetlerinin belirlenmiş olduğu, ancak, 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi gereğince malik haneleri açık bırakılarak kadastro tutanaklarının düzenlendiği, taşınmazların malik haneleri açık olduğu halde Hazinenin davada davalı olarak yer alması sağlanarak taraf teşkilinin sağlanmadığı, dava konusu konusu taşınmazların malik hanesi açık olarak kabul edilip, kadastro tespit tutanakları askıya çıkarılmadan kadastro mahkemesine gönderildiğine göre, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 11. maddesi hükmünde öngörülen otuz günlük askı ilânlarının yöntemine uygun şekilde yapılması zorunlu olup, kural olarak askı ilânları yapılmadıkça kadastro hâkiminin duruşma oturumunu açmasına kanunî olanak bulunmadığı, bu olgu ve taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği, açıklanarak, öncelikle çekişmeli taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının 3402 sayılı Kanunun 11. maddesine göre gerekli ilân yapılarak, gerekli ilân süresinin beklenmesi, Hazinenin davaya davalı olarak dahil edilmesi, keşif sırasında tespit tutatanaklarında isimleri yazılı zilyetler dışında, hak sahibi başka kişilerin belirlenmesi durumunda bu hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin davaya katılıp kendilerine duruşma günü tebliğ edilerek husumetin yaygınlaştırılıp davada taraf teşkili oluşturulduktan sonra, taraf delilleri ve 3402 sayılı Kanunun 30. maddesi gereğince mahkemece lüzum görülen diğer deliller de toplanarak, dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibinin belirlenmesi suretiyle geçek hak sahibi adına tescil kararı verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, 18.03.2015 tarihli ve 2013/66 Esas, 2015/41 Karar sayılı ikinci kararla verilen, davacı ...'un açtığı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, asli müdahil ...'ın açtığı davanın kabulüne, dava konusu Giresun ili ... ilçesi ... köyünde kain 103 ada 1 ve 2 parsel, 175 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının iptali ile dava konusu taşınmazların fen bilirkişisinin 03.03.2015 havale tarihli rapor ve krokisinde 175 ada 1 parsel sayılı taşınmazda (A) harfi ile gösterilen 914,66 m² yüzölçümlü kısmın, 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazda (C) harfi ile gösterilen 95,35 m² yüzölçümlü kısmın, 103 ada 2 parsel sayılı taşınmazda (D) harfi ile gösterilen 731,56 m² yüzölçümlü kısmın ayrı ayrı ifraz edilerek davalı .... T.C kimlik numaralı .... oğlu ... adına, ifraz sonrası kalan 175 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 192,54 m² yüzölçümü ile 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 282,48 m² yüzölçümü ile 103 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 7.050,72 m² yüzölçümü ile ayrı ayrı 880 pay kabul edilerek 220 payın 1932 doğumlu ... adına, 60 payın 1945 doğumlu ... adına, 60 payın 1952 doğumlu ... adına, 60 payın 1959 doğumlu ... adına, 60 payın 1960 doğumlu ... adına, 60 payın 1964 doğumlu ... adına, 60 payın 1964 doğumlu ... adına, 60 payın 1968 doğumlu ... adına, 60 payın 1973 doğumlu ... adına, 60 payın 1974 doğumlu ... adına, 15 payın 1970 doğumlu .... adına, 15 payın 1972 doğumlu ... adına, 15 payın 1984 doğumlu ... adına, 15 payın 1977 doğumlu ... adına, 12 payın 1965 doğumlu ... adına, 12 payın 1967 doğumlu ... adına, 12 payın 1968 doğumlu ... adına, 12 payın 1969 doğumlu ... adına, 12 payın 1973 doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline; dava konusu Giresun ili ... ilçesi ... köyünde kain 103 ada 3 parsel sayılı taşınmazın .... T.C kimlik numaralı .... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline dair hüküm, davacı ... vekili ve davalı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.03.2018 tarihli ve 2016/7014 Esas, 2018/1739 Karar sayılı ilamıyla; ".... mahkemece davacının dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, kadastro tespitinden 20 yıl önceki hava fotoğrafları ve memleket haritası ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir fen elemanı, bir jeoloji mühendisi ve bir ziraat mühendisi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dosya arasına getirtilen kayıt ve belgelerin çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumunun saptanması, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3.3.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağının, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğraflarının çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmesi, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ve hava fotograflarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotografları ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte memleket haritaları ve hava fotoğrafları üzerinde gösterecekleri ve yine en eski hava fotoğraflarının ve kadastro tespitinden 20 yıl önceki hava fotoğraflarının stereoskopik aleti ile üç boyutlu incelenmesi yapılarak taşınmazın niteliği üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi, kapalılık oluşturup oluşturmadıkları ve tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, tapu kaydının yerel bilirkişi eliyle mahallinde uygulanması, sınır denetiminin yapılması, dayanılan tapu kaydının mahalline uyup uymadığı tespit edilerek, tapu kaydı mahalline uyuyor ise tapu kaydının kapsadığı kısımları gösterir denetlemeye elverişli krokili rapor alınması, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, yerel bilirkişiler ve tanıklardan zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmak suretiyle dava tarihine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi, taşınmazın ilk maliki, intikali ve tasarrufu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda taşınmazın niteliğiyle ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, jeolog bilirkişiden çekişmeli taşınmazların dere yatağında kalıp kalmadığı, derenin aktif dere yatağı olup olmadığı, derenin yatak değiştirip değiştirmediği, aktif olma özelliğini kaybetmiş ise tam olarak hangi tarihte kaybettiğine ilişkin duraksamaya yer vermeyecek şekilde rapor düzenlettirilmesi, teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmesi, varsa komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, gerçek kişiler adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacıların davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu Giresun ili ... ilçesi ... köyü 103 ada 2 parselin (H) harfi ile gösterilen (2B) tarafı olan parsel yönünden davacıların davasının reddi ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu Giresun ili ... ilçesi ... köyünde kain 103 ada 3 parsel sayılı taşınmazın .... T.C kimlik numaralı .... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu Giresun ili ... ilçesi ... köyünde kain 103 ada 1 ve 2 parselin (D), (G) ve (H) harfleri ile gösterilen kısmın (2F) tarafı ve 175 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının iptali ile dava konusu taşınmazların fen bilirkişisinin 10.09.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde 175 ada 1 parsel sayılı taşınmazda (A) harfi ile gösterilen 914,66 m² yüzölçümlü kısmın, 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 95,35 m² kısmın, 103 ada 2 parsel sayılı taşınmazın (D) harfi ile gösterilen 731,56 m² yüzölçümlü kısmın ayrı ayrı ifraz edilerek davalı ... T.C kimlik numaralı ... oğlu ... adına, ifraz sonrası kalan 175 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 192,54 m² yüzölçümü ile, 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 282,48 m² yüzölçümü ile 103 ada 2 parsel sayılı taşınmazın (D), (G) ve (H) harfleri ile gösterilen kısmın (2F) tarafının 7.050,72 m² yüzölçümü ile ayrı ayrı 880 pay kabul edilerek 220 payın 1932 doğumlu ... adına, 60 payın 1945 doğumlu ... adına, 60 payın 1952 doğumlu ... adına, 60 payın 1959 doğumlu ... adına, 60 payın 1960 doğumlu ... adına, 60 payın 1964 doğumlu ... adına, 60 payın 1964 doğumlu ... adına, 60 payın 1968 doğumlu ... adına, 60 payın 1973 doğumlu ... adına, 60 payın 1974 doğumlu ... adına, 15 payın 1970 doğumlu ... adına, 15 payın 1972 doğumlu ... adına, 15 payın 1984 doğumlu ... adına, 15 payın 1977 doğumlu ... adına, 12 payın 1965 doğumlu ... adına, 12 payın 1967 doğumlu .... adına, 12 payın 1968 doğumlu ... adına, 12 payın 1969 doğumlu ... adına, 12 payın 1973 doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı Hazine vekilinin tüm, davacı ... vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosya kapsamına göre, aynı kökten gelen 26.10.1958 tarihli 16 sıra no.lu tapu kaydı ve 26.05.1981 tarihli 26 sıra no.lu tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uyduğu anlaşılmakta olup, buna göre 2/3 pay muris ...'a aitken, 24.04.1996 tarihli 12 sıra no.lu tapu kaydı ile ...'a satış yoluyla intikal ettiği, kalan 1/3 payın ise ... oğulları ... ve ...'a 26.05.1981 tarih ve 26 no.lu tapu kaydı ile bağışlandığı ve buna göre ... oğulları ... ve ...' un 1/6' şar payının bulunduğu sübut bulmuş olmakla, temyize konu taşınmazlarda, ...'un hükme temyiz etmediği de gözetilerek, tapu kaydına bağlı olarak 1/6 payın davacı ... adına tesciline karar verildikten sonra, kalan miktarın ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken, davacı ...' un 1/6 payı göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi; dava konusu 103 ada 2 parsel yönünden, bilirkişi raporlarının anlatım kısmında bu taşınmazın (H) harfi ile gösterilen kısmının (2B) ve (2F) bölümlerine ayrıldığının belirtildiği ve hüküm de buna uygun kurulduğu halde, bilirkişi raporunun ekindeki krokilerde (H) harfi ile belirtilen kısmın tek parça olarak gösterildiği, (2B) ve (2F) bölümlerinin bu krokilerde gösterilmediği ve böylelikle taşınmaz hakkında infazı kabil olacak şekilde hüküm tesis edilmediği, yine 175 ada 1 ve 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ... adına tescil kararı verilen kısımlar dışında kalan bölümler yönünden herhangi bir krokiye atıf yapılmadan ve taşınmazların bu bölümleri yönünden herhangi bir harfle kodlama da yapılmaksızın infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmakta olup, 6100 sayılı Kanun' un 294/son maddesine muhalefet edilerek söz konusu taşınmazlar hakkında infazı kabil hüküm tesis edilmemiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından, kamu düzeni de gözetilerek hükmün bozulmasına karar verilmesi cihetine gidilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin tüm, davacı ... vekilinin ise sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kamu düzeni de gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.