Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/9170 E. 2022/8815 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/9170
Karar No
2022/8815
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kesinleşen Orman Tahdit Haritasına Dayalı Tapu İptal Ve Tescil, Men'i Müdahale Ve Kal Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ....,Köyünde 5304 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile değişik 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre yapılan kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması çalışmaları sırasında, tapuda davalı adına kayıtlı bulunan 409 parsel sayılı 3.350 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 204 ada 30 parsel numarasıyla ve 3.541,25 m² yüzölçümlü olarak, yeni haritası ile malik hanesi “tapu kütüğünde olduğu gibi” şeklinde tespit edilmiş ve 3402 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre 08.03.2011 ilâ 06.04.2011 tarihleri arasında ilân edilmiştir. Davacı ... İdaresi vekili 06.04.2011 tarihli dilekçeyle, taşınmazın bir bölümünün yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığını, daha sonra yapılan aplikasyon çalışmalarında da bu durumun değişmediğini ileri sürerek, tahdit içinde kalan taşınmaz bölümünün tespitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmıştır. Kadastro Mahkemesince, mülkiyete ilişkin iddialarda Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ve iş bu görevsizlik kararı temyiz edilmeksizin kesinleştikten sonra, davacı ... İdaresi tarafından HMK'nin 20. maddesinde belirtilen iki haftalık süre içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi yönünde başvuruda bulunulmaması nedeniyle ek kararla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve bu karar da temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bilahare; davacı ... İdaresi 21.12.2012 tarihli dilekçesiyle, ... ili ... ilçesi ...., Köyü 204 ada 30 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu halde 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında davalı gerçek kişiler adına tespit edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptal edilip orman niteliği ile Hazine adına tesciline, davalıların elatmalarının önlenmesine ve taşınmaz üzerindeki tüm yapıların yıkımına karar verilmesi istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen, davanın kısmen kabülüne, 204 ada 30 parsel sayılı 3.541,25 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 16.06.2014 tarihli orman ve fen bilirkişileri tarafından hazırlanan raporda A harfi ile gösterilen 2.75 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle ... adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının davalı ... Hazinesine karşı açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin önceki hüküm, davacı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.05.2016 tarih ve 2016/3428 Esas, 2016/5026 Karar sayılı ilamıyla; “Hükme dayanak yapılan bilirkişi kurul raporunda, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Gedelme mevkiinde 4999 sayılı Kanun uyarınca düzeltme işlemi yapıldığının, ancak henüz ilân edilmediğinin, tahdit haritalarının grafik yöntemle yapıldığından doğru olmadıklarının, davaya konu taşınmazların 1963 tarihli memleket haritasında ve 1958 yılı hava fotoğrafında açık alanda gözüktüğünün, Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 21. maddesinde açıklanan yöntemle yaptıkları hat uygulamasına ve düzeltme haritasına göre çekişmeli taşınmazın tahdit dışında kaldığının, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, ekli aplikeli memleket haritasında kısmen yeşil renkli ibreli ağaç rumuzlu ormanlık alanda kısmen açık alanda, hava fotoğrafında ise açık alanda işaretlendiği, memleket haritası ile hava fotoğrafı arasındaki bu çelişki üzerinde durulmadığı gibi, 1941 yılında yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosunun yapımında esas alınan en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilip çekişmeli taşınmazın anılan resmi belgelerdeki konumunun da belirlenmediği, diğer taraftan iade kararı üzerine aynı bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen ek rapor ekindeki 1958 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın farklı yerde ve kısmen koyu alanda işaretlendiği, bu haliyle uzman bilirkişi kurul raporunun yeterli olmayıp çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tâbi tutulduğu yönünde duraksama meydana geldiği açıklanarak, Mahkemece öncelikle 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro tutanaklarının düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanunla değişik 9. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi ilân edilmiş ise anılan düzeltme işlemine ilişkin işe başlama, işi bitirme, çalışma ve sonuçları ilân tutanakları ile düzeltme haritasının orijinalinden çekilmiş renkli fotokopi örneklerinin bulundukları yerlerden getirtildikten sonra, bilirkişiler vasıtasıyla 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan ve kesinleşen tahdit hattının belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun kapsamındaki orman tahdidi çalışmalarında, 766 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmalarda ve 3402 sayılı Kanun 22/A uygulamasında orman sınırları dışında orman sayılmayan alan içerisinde kaldığı, 1958, 1981, 1992 tarihli hava fotoğraflarına, 2002, 2009, 2013, 2018 tarihli uydu görüntülerine göre taşınmazın eskiden beri sebze-meyve tarımı yapılan açık alanda kaldığı, 2896 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun kapsamında dava konusunu kapsar bir çalışma yapılmadığı, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davacı ... İdaresinin tapu iptal ve tescil talebinin reddine, davacı ... İdaresinin davalı ... Hazinesine karşı açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kesinleşen orman tahdit haritasına dayalı tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha önce sınırlaması yapılmayan ormanlarda 4785 sayılı Kanun gözönünde bulundurularak 1984 yılında yapılan ve 11.12.1985 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu, ilk tahdidin aplikasyonu ve 2/B uygulaması, 22.04.1992 tarihinde ilân edilen, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması çalışmaları ile 766 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 1984 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu ile 2011 yılında kesinleşen 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları vardır. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı ... İdaresi vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir. 2. Mahkemece, dava konusu taşınmazın, 3116 sayılı Kanun kapsamındaki orman tahdit çalışmalarına göre orman sınırları dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır. Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, dava konusu 204 ada 30 parselin tamamının bilirkişi heyetince belirlenen orman tahdit hattının dışında, P.5 sayılı orman sayılmayan iç parselde kaldığı belirtildiği halde, rapor ekinde yer alan Ek-5 numaralı krokide gösterilen tahdit hattına göre çekişme konusu parselin bir kısmının orman sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, bilirkişilerin rapor içeriğindeki ifadeleriyle Ek-5 numaralı krokide gösterilen tahdit hattı çeliştiğinden, söz konusu bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, dosyanın aynı bilirkişilere tevdii ile ek rapor aldırılarak bahsi geçen çelişkinin giderilmesi ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde kendi içinde çelişki ihtiva eden bilirkişi heyeti raporuna dayanılarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de; hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerektiği (HMK mad. 26; 297/2) halde, davacı ... İdaresinin elatmanın önlenmesi ve kal talepleri yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 07.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/9170, K. 2022/8815, T. 07.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-9170-e-2022-8815-k-e4a10bd3eed4