Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/8612 E. 2019/6470 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2018/8612
Karar No
2019/6470
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Af Yasası Kapsamında Nüfusa Tescile İtiraz Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Dava dilekçesinde, davacı ...'nın baba bir kardeşi olarak nüfusa tescil edilen davalı ...'un, davacının babası Hilmi'nin çocuğu olmadığı ileri sürülerek nüfus kaydının düzeltilmesi istenmiştir. Aile mahkemesine açılan dava da, mahkeme davayı soybağının reddi davası olarak niteleyip hak düşürücü süreden davanın reddine karar vermiş, temyiz üzerine (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi davanın Af Kanunu gereğince yapılan tescile itiraz olduğu ve asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur. Görevsizlik kararı sonrası dosya kendisine tevzi edilen asliye hukuk mahkemesi ise davanın 6652 ... Af Kanunu'nun 4. maddesi gereği tescile itiraz davasının 6 ay içerisinde açılması gerektiği, hak düşücü nitelikteki sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince, davanın nüfus kayıt düzeltme davası olduğu ve herhangi bir hak düşürücü süreye tabi olmadığı ileri sürülerek temyiz edilmiştir. Dava, (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin bozma ilamında açıklandığı üzere 6652 ... Af Kanunu kapsamında evlilik dışı doğan ve anne beyanı ile nüfusa tescil edilen davalının, bu tesciline itiraz niteliğindedir. 6652 ... Tescil Edilmiyen Birleşmeler ile Bunlardan Doğan Çocukların Cezasız Tescili Hakkında Kanun'un 1.maddesi gereğince, Türk Medeni Kanununun mer’iyete girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden 30.01.1956 tarihine kadar evlendirmeye salâhiyetli merci önünde yapılmış bir akde dayanmıyarak birleşip karı-koca halinde yaşamış olan ve evlenmelerine kanuni bir mâni bulunmayanlardan çocuk doğduğu takdirde bu çocuklar nesebisahih olarak nüfusa tescil edilecekleri, tescil şeklinin ise 3.maddede hüküm altına alındığı, buna göre; Kanun'un birinci ve ikinci maddelerde zikri geçen tescil muamelelerinin ifasını alâkalılar bir dilekçe ile en büyük mülkiye âmirinden isteyebilecekleri, bu dilekçeye muhtarlardan alınacak ilmühaberin eklenmesi gerektiği, Nüfus idarelerinin, tescil taleplerini ana veya babaya, ölümleri halinde füruuna, füruu yoksa usulüne tebliğ edecekleri, bunlar bulunmadıkları takdirde keyfiyet ikametgâhlarına, nüfus ve belediye dairelerine asılmak suretiyle ve 30 gün müddetle ilân olunacağı, 30 günlük süre içerisinde itiraz vuku bulmadığı ve kanuni şartların mevcudiyeti anlaşılırsa tescil muamelesi yapılacağı, itiraz halinde ise sulh mahkemesince verilecek karara göre muamele edileceği, itiraz sonucunun mahkemeler tarafından hemen nüfus dairesine bildirileceği, maddenin son fıkrasında ise tebliğ veya ilânın yapıldığına, itiraz vuku bulmadığına dair tanzim olunacak zabıtlar ile mahkeme ilâmlarının nüfus daireleri tarafından saklanması mecburi olduğu, Kanunun 4. maddesinde ise bu kanun gereğince yapılmış olan tescillere karşı alâkalıların öğrendikleri tarihten itibaren altı ay zarfında Türk Medeni Kanunu'nun salâhiyetli kıldığı mahkemede dâva açabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalı ...'un, 05.05.1956 tarihinde anne Muhlise'nin 6652 ... Af Kanunu kapsamında yazılı müracaatı üzerine; davacının babası Hilmi ile Muhlise'nin çocuğu olarak 21.08.1956 tarihinde nüfusa tescil edildiği, davacı ve davalının babası Hilmi'nin ise iş bu tescilden sonra 08.02.1957 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Kanunun 3.maddesinde ayrıntısı ile düzenlenen tescil için gerekli usul şartlarının yerine getirilip getirilmediği ise mevcut dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Somut olay yukarıdaki açıklamalar ve Kanun maddeleri doğrultusunda değerlendirildiğinde; evlilik dışı doğan çocukların nüfusa tescili için Kanun'un 3.maddesinde belli şekil şartları öngörüldüğü, yapılan işlemlere dair evrakların nüfus müdürlüklerince saklanması mecburiyeti getirildiği de gözetilerek tescil işlemlerinin Kanunda belirtilen usule riayet edilerek yapılıp yapılmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilip denetlenmeden eksik ve yetersiz araştırma sonunu davanın yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; tescile dayanak ilgili evrakların tamamının idareden getirtilerek tescil işleminin Kanunun 3.maddesinde öngörülen şekil şartlarına riayet edilerek yapılıp yapılmadığı denetlenmeli, şekil şartlarına uyulmadan veya saklanması mecburi evrakların mevcut olmaması halinde, idarenin Kanuna aykırı tescil işlemi söz konusu olduğu ve iptali için herhangi bir süreye tabi olmaksızın dava açılabileceğinden işin esasının incelenmesi ve oluşacak sonuca sonuca göre karar verilmesi; tescile dayanak evrakların gönderilmesi ve tescilinde Kanunda öngörülen şekil şartlarına riayet edilerek yapıldığı tespit edilirse de şimdiki gibi davanın reddine karar vermek olmalıdır. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 ... HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/8612, K. 2019/6470, T. 25.06.2019, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2018-8612-e-2019-6470-k-c41ccb5fde31