Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/2437 E. 2025/5381 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/2437
- Karar No
- 2025/5381
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/218 Esas, 2023/400 Karar SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2023 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Silifke 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2023 tarihli kararı ile 6136 sayılı Kanun'un 13/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62, 52/2, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, söz konusu kararın, istinaf edilmeksizin 23.09.2023 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/3761 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2025 tarihli ve KYB-2025/16663 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliği'nin 9. maddesinde yer alan, "(1) Cumhuriyet savcısı şüpheliyi seri muhakeme usulünün uygulanmasını teklif etmek amacıyla en kısa sürede davet eder. Davet; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim araçlarından yararlanmak suretiyle de yapılabilir. (2) Şüphelinin mazeretsiz olarak davete icabet etmemesi, resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmaması veya yurt dışında olması ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde Cumhuriyet savcısı tarafından bu durum tutanağa bağlanır ve soruşturmaya genel hükümlere göre devam edilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, sanık hakkında Silifke Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/144 sayılı dosyası ile başlatılan soruşturma esnasında, sanığın üzerine atılı suçun seri muhakeme usulüne tabi olması sebebiyle seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirilmesi ve teklif yapılması amacı ile Silifke Cumhuriyet Başsavcılığına davet edilmesi için 12/05/2023 tarihinde sanığın soruşturma aşamasında bildirilmiş olduğu telefon numarasının Cumhuriyet Başsavcılığı santralinden arandığı ancak ulaşılamadığı, devamında telefon numarasına sms gönderilmesine karşın sanığın seri muhakeme teklifine icabet etmediğinden bahisle hakkında atılı suçtan açılan kamu davası sonunda mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, Sanık hakkında seri muhakeme usulünün uygulanması amacı ile davet edilmesine ilişkin yapılan arama ve sms gönderimi sırasında sanığın Silifke M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, bu doğrultuda sanığa yapılan seri muhakeme usulü daveti işleminin usulsüz olduğu, dolayısıyla kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma kararı” verilerek, sanık hakkında seri muhakeme usulünün uygulanması amacıyla dosyanın Cumhuriyet savcılığına gönderilmesini müteakip, sanığa seri muhakeme teklifinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. Karar tarihinde Silifke M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olup SEGBİS sistemi ile yüzüne karşı verilen karara ilişkin duruşma tutanağının bir örneğinin sanığa verilmediği, bu durumda kanun yolu başvuru süresinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı, gerekçeli kararın sanığa tebliğ de edilmediği ve inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu sebeple hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272. vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2025 tarihinde karar verildi.