Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/84 E. 2025/2690 K. – Hükümlü Veya
Konu: Hükümlü Veya Tutuklunun Kaçması
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/84
- Karar No
- 2025/2690
- Karar Tarihi
- Konu
- Hükümlü Veya Tutuklunun Kaçması
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/475 E., 2021/510 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan yapılan yargılama sonucunda Türkoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli ve 2019/475 Esas, 2021/510 Karar sayılı kararı ile kurulan mahkûmiyet hükmünün istinaf edilmeksizin 04.09.2021 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 07.12.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.12.2023 tarihli ve KYB-2023/131593 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "..Dosya kapsamına göre, Türkoğlu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/08/2019 tarihli ve 2019/1219 soruşturma, 2019/410 Esas, 2019/396 sayılı iddianame ile açılan kamu davası üzerine Türkoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 24/03/2021 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, sanık hakkındaki yargılamaya konu eylemle ilgili olarak daha önceden Türkoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının 06/08/2019 tarihli ve 2019/1243 soruşturma, 2019/385 esas, 2019/371 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası üzerine, Türkoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 26/02/2021 tarihli ve 2019/447 Esas, 2021/778 sayılı kararı ile de sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, mükerrer açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251. maddesinde yer alan, "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir" şeklindeki, Geçici 5. maddesinde yer alan, "(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; ...c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklindeki düzenlemeler ile, Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu iptal kararının 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesinde işaret edilen hakkında basit yargılama yapılması mümkün görülen ancak 01/01/2020 tarihinden önce kovuşturma aşamasına geçildiği için basit yargılama yapılmayan suçlara ilişkin görülmekte olan davalarda gözetilmesinin gerektiği, Somut olayda, sanığın mahkumiyetine konu suçun 5271 sayılı Kanunu'nun 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu, kararın ise 24/03/2021 tarihinde verildiği anlaşılmakla, karar tarihi itibariyle belirtilen iptal kararı sonrasında sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Mahkemesince bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi;“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2. Kanun yararına bozma istem yazısında belirtilen ve hükümlünün aynı eylem nedeniyle yargılandığı Türkoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2021 tarihli ve 2019/447 Esas, 2021/778 Karar sayılı dosyası ile inceleme konusu Türkoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli ve 2019/475 Esas, 2021/510 Karar sayılı dosyasında olay, Türkoğlu Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü iken 22.05.2019 günü 7 günlük özel izne ayrılan hükümlünün, en geç 31.05.2019 tarihinde izinden Ceza İnfaz Kurumuna dönmesi gerektiği halde dönmeyerek firar etmek suretiyle atılı suçu işlediğine ilişkindir. 3. Türkoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/447 Esas sayılı dosyasında, iddianame düzenlenme tarihinin 06.08.2019, karar tarihinin 26.02.2021; Türkoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/475 Esas sayılı dosyasında ise iddianame düzenlenme tarihinin 20.08.2019; karar tarihinin ise 24.03.2021 olduğu tespit edilmiştir. 4. 5271 sayılı Kanun'un 223.maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan yedinci fıkrası; "... (7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir. ...” Şeklinde düzenlenmiştir. 5. Somut dosya kapsamında, hükümlünün aynı tarihli ve konulu eylemi nedeniyle, iddianame ve karar kesinleşme tarihi daha sonra olan Türkoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli ve 2019/475 Esas, 2021/510 Karar sayılı kararı ile açılan mükerrer davanın 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, açıklanan nedenle kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. Öte yandan hükümlünün mahkumiyetine konu suçun, 5271 sayılı Kanununun 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu ancak 5271 sayılı Kanunun 251/1. maddesindeki düzenlemenin emredici nitelikte olmayıp takdire bağlı olduğu, iddianamenin kabul edilerek kovuşturma aşamasına geçilen tarihin 01/01/2020 tarihinden önce olduğu ve mahkeme kovuşturma evresinde iken basit yargılama usulü ile ilgili Kanunun yürürlüğe girdiği ve mahkemenin bu düzenlemeye göre yargılamasına devam ederek vermiş olduğu kararda değerlendirmede bulunularak takdiren basit yargılama usulünün uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği gözetildiğinde, bu hususa yönelik kanun yararına bozma talebi yerinde görülmediği gibi bozma nedenine göre belirtilen bu istem hakkında herhangi bir karar verilmemiştir. III. KARAR1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Türkoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli ve 2019/475 Esas, 2021/510 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3.maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Aynı Kanun'un 309/4-d maddesi gereğince aynı fiilden sanık hakkında yürütülen mükerrer davanın, 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi uyarınca REDDİNE, Mahkemece hükmedilen bu CEZANIN KALDIRILMASINA, yukarıda açıklanan nedenler ve bozma nedenine göre "kabule göre" kısmında yer alan kanun yararına bozma istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.