Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/101 E. 2025/2352 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/101
- Karar No
- 2025/2352
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 06.01.2014 SAYISI : 2010/878 E. 2013/717 K. SUÇLAR : İftira, tehdit İNCELEME KONUSU KARAR : Temyiz talebinin reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 02.11.2010 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira ve tehdit suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267/1, 106/1-1. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2013 tarihli kararı ile iftira suçundan 5237 sayılı Kanun'un 267/1, 267/2, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106/1-2. cümle, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 15.11.2013 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlendiği, sanığın 15.11.2013 havale tarihli temyiz talebine ilişkin olarak Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2014 tarihli ek kararı ile süre nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verildiği ve bu kararın sanığa tebliğ edildiği, ancak temyiz edilmediği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 20.11.2023 tarihli ve 2023/18946 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2023 tarihli ve KYB- 2023/125312 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın hazır bulunduğu 07/11/2013 tarihli karar duruşmasında, kanun yolu başvuru süresinin "tefhim ve tebliğden itibaren 7 gün" şeklinde belirtilerek ilgililerin yanıltıldığı gibi, sanığa karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı tebligatın da tebliğ edilmediği cihetle kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, dosyanın temyiz incelemesi yapılabilmesi için Yargıtay'a gönderilmesi ve talebin bu yönden kabulü gerekirken, yazılı şekilde süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2013 tarihli kararının, karar duruşmasında hazır bulunan sanığın yüzüne karşı verildiği, kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcının sanık yönünden "tefhim" yerine, duruşmada bulunanlar ve bulunmayanlar ayırt edilmeksizin "tefhim ve tebliğ"den itibaren başlayacağının bildirilmesi suretiyle sanığın yanıltıldığı, bu durumda gerekçeli kararın kanun yoluna başvuru süresinin başlangıç tarihinin düzeltilmesini içeren açıklama ile sanığa tebliğ edilmesi gerektiği halde gerekçeli kararın sanığa tebliğinin de yapılmadığı, bu durumda 04.04.2017 tarihli karar henüz kesinleşmediğinden olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozulması istemine konu olamayacağı, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesince olağan kanun yolu istinaf incelemesine tabi olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın 15.11.2013 tarihli dilekçesinin istinaf dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine gönderilmesinin sağlanması için, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, kanun yararına bozma istemi hakkında bir karar verilmesine yer olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2025 tarihinde karar verildi.