Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/4557 E. 2024/7993 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4557
- Karar No
- 2024/7993
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2548 E, 2023/936 K. SUÇ : 5464 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununa aykırılık suçundan dava açılmıştır. 2. Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2021 tarihli kararı ile sanığa isnat olunan eylemin 5464 sayılı Kanuna aykırılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bu suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. 3. Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2021 tarihli kararının sanık ve katılan Maliye Hazinesi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 07.06.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında 5464 sayılı Kanun'a aykırılıktan kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak atılı suç yönünden dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A-Katılan Yapı Kredi Bankası A.Ş vekilinin temyiz istemi; sanığın üzerine atılı suçun zamanaşımına uğramadığına, sanığın atılı suçu işlediğine ilişkindir. B-Katılan Maliye Hazinesi vekilinin temyiz istemi; atılı suçun zamanaşımına uğramadığına, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna,sanık hakkında Vergi Usul Kanunu'na aykırılık ve tefecilik suçlarından da ayrı ayrı hükümler kurulması gerektiğine ilişkindir. III.GEREKÇE Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın Osmaniye ilinde işlettiği işyerine tahsis edilmiş katılan ve suçtan zarar gören bankalarca verilen POS cihazlarını gerekli izni almaksızın kazanç elde etmek maksadıyla ve bu işi mutat meslek haline getirerek kendisine ait POS cihazından kredi kartı sahiplerine herhangi bir mal yada hizmet satışı yapmaksızın komisyon karşılığında ödünç para verdiği ve ayrıca gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleyerek kendisine yarar sağladığının, vergi tekniği raporu, suç duyurusu raporu, tanıklar A.B. ve K.A.'nın bilgi ve görgüsü ile 20.11.2018 tarihli tespit ile sabit olması karşısında sanığın savunmasına itibar edilmemiştir. Sanığın 5464 sayılı Kanun'un 17. maddesinde üye işyerlerine ait yükümlülükleri yerine getirmediği,sanığın işlettiği işyerindeki POS cihazından herhangi bir mal teslimi ve hizmet ifası olmaksızın, müşterilerinin gerek kendisine gerekse başkasına ait kredi kartı ile çekim işlemi yapmasına olanak sağlama şeklindeki eyleminin; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.05.2022 tarih, 2021/8-239 Esas, 2022/325 Karar sayılı kararında ''... 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "Tefecilik'' suçunun 5464 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan "Sahte belge düzenlenmesi" suçunu bünyesine aldığı ve bu suçu tükettiği, "Sahte belge düzenlenmesi" suçunun ''Tefecilik'' suçunun unsuru olduğu ve eyleminin bir bütün hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun 241 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ''Tefecilik'' suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir." şeklindeki içtihatı dikkate alındığında zincirleme şekilde tefecilik suçunu oluşturduğu, bu suçtan doğrudan doğruya zarar görenin Maliye Hazinesi olduğu kabul edilmekle yapılan incelemede; A-Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan Yapı Kredi Bankası A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Katılan Yapı Kredi Bankası A.Ş. vekilinin tefecilik suçundan doğrudan zarar görme olasılığı bulunmadığı, bu nedenle açılan davaya katılma hak ve yetkisi bulunmadığı, mahkeme tarafından katılma kararı verilmiş olmasının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla; 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ve 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddeleri uyarınca, katılan banka vekilinin temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir. B-Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan Maliye Hazinesi vekili tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde; Sanığın yargılama konusu eyleminin yukarıda açıklandığı üzere tefecilik suçunu oluşturduğu anlaşılmakla tebliğnamede 1 nolu bentte yer alan Maliye Hazinesinin temyiz isteminin reddine dair görüşe iştirak edilmemiştir. Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 5237 sayılı Kanunun 241 inci maddesi belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca suç tarihi olan işyerinde bulunan POS cihazından yapılan son çekim işleminin gerçekleştiği 2010 yılından istinaf inceleme tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince zamanaşımı nedeniyle düşme kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından katılan Maliye Hazinesi vekilinin temyiz isteği yerinde görülmemiştir. IV. KARAR A. Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan Yapı Kredi Bankası A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Gerekçe bölümünün ''A'' bendinde açıklanan nedenle;tefecilik suçundan doğrudan zarar gören Maliye Hazinesi olup; katılan Yapı Kredi Bankası A.Ş'nin bu suçtan doğrudan zarar görme olasılığının bulunmadığı, bu nedenle açılan davaya katılmak hak ve yetkisi bulunmadığı,mahkeme tarafından katılma kararı verilmiş olmasının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla; 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ve 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddeleri uyarınca, katılan vekilinin temyiz isteğinin REDDİNE, B.Sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan Maliye Hazinesi vekili tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde; Gerekçe bölümünün ''B'' bendinde açıklanan nedenle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 07.06.2023 tarihli kararına yönelik katılan Maliye Hazinesi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesine, bilgi için; Yargıtay ilamının bir örneğinin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2024 tarihinde karar verildi.