Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/2457 E. 2024/8488 K. – Kişiyi Hürriyetin
Konu: Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/2457
- Karar No
- 2024/8488
- Karar Tarihi
- Konu
- Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/411 E. 2020/327 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2019 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Dörtyol 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2020 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 19.03.2021 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/33352 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58038 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58038 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dörtyol 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2020 tarihli kararının Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 29/06/2022 tarihli ve 2021/1611 esas, 2022/1703 karar sayılı ilâmı ile hakaret ve tehdit suçları yönünden kurulan beraat ve karar verilmesine yer olmadığına dair hükümlerin "iddia makamının kabulünün nasıl olduğu dava konusu yapılan ... ve/veya eylemlerin nelerden ibaret bulunduğu, ne zaman, nerede, ne şekilde işlendiği, hangi söz ve/veya sözlerin yaralama, hakaret, tehdit ve hürriyetten yoksun kılma suçlarını oluşturduğunun iddia olunduğu anlatılmadan ve sanığın eylemleri açıklanmadan kamu davasının açılması karşısında CMK’nun 170 ve 225. madde hükümleri, iddianame içeriği dikkate alındığında usulüne uygun şekilde açılmış bir kamu davası bulunmadığı, öncelikle ilk derece mahkemesince belirtilen suçlar için Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması, usulüne uygun kamu davasının açılmasının sağlanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesi gerektiği..." gerekçesiyle bozulmalarına karar verildiği, Dosya kapsamına göre, soruşturma aşamasında toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenlemekle görevli olan Cumhuriyet savcısı, iddianame ile 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemesi gerektiği, bu nedenle iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiilerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklanmasının zorunlu olduğu, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia edilen eylemin dışına çıkılması, diğer bir deyişle davaya konu edilmeyen bir fiilden dolayı yargılama yapılması ya da açılmayan bir davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırı olacağı, iddianamede dava konusu yapılan fiilin müstakilen açıklanması gerektiği, böylelikle sanık; iddianameden atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlaması, buna göre savunmasını yapabilmesi ve delillerini sunabilmesi gerektiği, öğretide "davasız yargılama olmaz" ve "yargılamanın sınırlılığı" olarak adlandırılan bu ilke gereğince hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabileği ve önüne getirilen uyuşmazlığı hukuki bir çözüme kavuşturabileceği, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 29/06/2022 tarihli ve 2021/1611 esas, 2022/1703 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/09/2019 tarihli ve 2019/5750 esas sayılı iddianamede, "Dosyada mübrez nüfus kayıt örneklerinden de anlaşılacağı üzere müşteki ile şüphelinin evli oldukları, 05/09/2019 günü aralarında bir konudan dolayı tartışma yaşandığı, tartışma sırasında şüphelinin elleriyle vurmak suretiyle mağduru yaraladığı, mağdurun ailesinin yanına gitmek istemesi nedeniyle odaya kilitlediği, akabinde "şimdi babanın evine gelip her yeri yıkıp yakacağım çocuğu senden alacağım, sen kendini siktiriyorsun sen oruspusun sen kahpesin diyerek hakaret ve tehdit ettiği olayla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturmaya başlanıldığı" şeklinde bir anlatıma yer verilip 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/4. maddesi uyarınca sanığın işlediği iddia olunan fiile ve unsurlarına yer verilmediği, suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmaması karşısında, düzenlenen iddianame aynı Kanun'un 170/4. maddesindeki koşulu sağlamayıp sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan usulüne uygun açılmış bir kamu davası bulunmadığı halde sanık hakkında mahkumiyet kararı verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2019 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Dörtyol 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2020 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun‘un "Kamu davasını açma görevi" başlıklı" 170 inci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan fıkraları; "(1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. (3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede; a) Şüphelinin kimliği, b) Müdafii, c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi, e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği, f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği, g) Şikâyetin yapıldığı tarih, h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, j) Suçun delilleri, k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, Gösterilir. (4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez." Şeklinde düzenlenmiştir. 3. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.06.2020 tarihli ve 2018/11-604 Esas, 2020/269 Karar sayılı kararı ile benzer kararlarında da açıklandığı üzere; "...iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır...Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir..." denilmektedir. 4. Mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun açılmış bir ceza davası bulunmalıdır. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, "İddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.'' ve aynı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir" düzenlemeleri nazara alınarak somut olaya ilişkin yapılan değerlendirmede; Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede hükümlünün kişiyi hürriyetinden yoksun kılma fiilinin, "eşi olan mağduru darp ettikten sonra mağdurun ailesinin yanına gitmek istemesi nedeniyle odaya kilitlemesi" şeklinde anlatıldığı, bu anlatıma istinaden hükümlünün kovuşturma aşamasında alınan savunmasında, eşi olan mağdur ile evde tartışma yaşadıktan sonra evden gitmek istediğinde gitmesine izin vermediğini, mağduru kolundan tutarak evin içinde kalmasını sağladığını ifade ettiği, Mahkemece hükümlü hakkında mağduru tehdit ederek ve zor kullanarak evden ayrılmasına engel olduğu belirtilerek iddianamede belirtilen sevk maddeleri doğrultusunda mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, iddianamede kişiyi hürriyetinden yoksun kılma fiiline ilişkin bir anlatımın bulunduğu, bu şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma fiilinin yargılamaya konu edilip hükümlüye isnat edilen bu suça ilişkin savunma hakkının tanındığı, usule uygun olmayan bir davadan söz edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy çokluğuyla REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/5750 Soruşturma no, 2019/1368 Esas no, 2019/1359 İddianame nolu iddianamesinde müşteki ile şüphelinin evli oldukları, 05.09.2019 günü aralarında bir konudan dolayı tartışma yaşandığı, tartışma sırasında şüphelinin elleriyle vurmak suretiyle mağduru yaraladığı, mağdurun ailesinin yanına gitmek istemesi nedeniyle odaya kilitlediği, akabinde "şimdi babanın evine gelip her yeri yıkıp yakacağım çocuğu senden alacağım, sen kendini siktiriyorsun sen oruspusun sen kahpesin diyerek hakaret ve tehdit ettiği olayla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturmaya başlanıldığı" şeklinde bir anlatıma yer verilip akabinde şüpheli ve müşteki ifadelerine yer verilip müşteki hakkında, Adli Tıp Kurumundan alınan rapor da müştekinin BTM ile giderilebilir şekilde yaralandığını belirtildiği, ancak savcılıkça olayın kabulünün ne olduğu eylemin ne şekilde gerçekleştirildiği, delillerin nelerden ibaret olduğunun açıklanmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/4. maddesi uyarınca sanığın işlediği iddia olunan fiile ve unsurlarına yer verilmediği, suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmaması karşısında iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/4. maddesine aykırı düzenlenmesi karşısında, Yargıtay CBS'nin itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemekteyim. 07.11.2024