Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/2389 E. 2024/8871 K. – Hakkı Olmayan

Konu: Hakkı Olmayan Yere Tecavüz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2389
Karar No
2024/8871
Karar Tarihi
Konu
Hakkı Olmayan Yere Tecavüz

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/313 Değişik İş SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 03.01.2023 tarihli şüpheli hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara karşı şikayetçi vekili tarafından yapılan itirazın Akhisar Sulh Ceza Hakimliğinin 26.01.2023 tarihli kararıyla reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2023/6861 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61578 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 tarihli ve KYB-2023/61578 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Somut dosyada, şüpheli ile müştekinin kardeş oldukları ve babalarından miras kalan araziye elbirliği halinde malik oldukları, müştekinin daha önce kendisi tarafından ekilen zeytin ağaçlarındaki mahsulün rızası olmaksızın şüpheli tarafından toplandığı iddiası üzerine başlatılan soruşturma sonunda, tarafların paylı mülkiyet sahibi oldukları, aralarında rızai veya kazai taksim yapılmadığı, paydaşların hepsinin hak sahibi olduklarından suçun yasal unsurları oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müştekinin araziyi sözlü olarak taksim ettiğini beyan etmesi, tanık olarak ifadesine başvurulanların ekili kısmın müşteki tarafından ekilip biçildiğini beyan etmeleri karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 144. maddesinin (a) bendinde yer alan “Hırsızlık suçunun; Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde işlenmesi halinde, şikayet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, suça konu taşınmazın tüm yasal mirasçıların tespiti ile taksim yapılıp yapılmadığı, müştekinin ektiği kısım ile ilgili rızalarının bulunup bulunmadığının sorulup, şüphelinin ifadesinin alınarak şüphelinin hukukî durumunun tayin ve tespiti gerekirken, eksik soruşturmaya ve değerlendirmeye dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz hakkında belirtilen gerekçelerle soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar."; 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrası "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' 170 inci maddesinin ikinci fıkrası "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler."; 172 nci maddesinin birinci fıkrası "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları “Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 3. 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. 4. İnceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçinin Manisa İli Akhisar İlçesi Tütenli Mahallesinde bulunan ve miras kalan arazinin kullanımını şüpheliyle yaklaşık 17 yıl önce sözlü olarak bölüştükleri ve bölüşülen araziden kendi payına düşen 5 dönümlük arazi içerisine diktiği 150 adet zeytin ağacının 17 yıldır bakımını tamamen kendisi üstlendiği halde suç tarihinde zeytinleri kardeşi olan şüpheli ...'in topladığını kolluk kuvvetlerine bildirmesi üzerine başlatılan soruşturmada, tarafların kardeş olup bahse konu taşınmazda paylı mülkiyet sahibi oldukları, taşınmazdaki paylı mülkiyet halinin rızai ya da kazai taksimle çözülmediği, maliklerin her birinin taşınmazın tamamında payları oranında hak sahibi oldukları dolayısıyla şüphelinin üzerine atılı suçun kanuni unsurlarının oluşmadığından bahisle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak; 5. Soruşturma dosyası kapsamında yer alan 16.04.2004 tarihli tapu senedi, bilgi sahibi sıfatıyla ifadesi alınan ... Y. ve ... ... İ.'nin beyanları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "Hırsızlık suçunun; a) Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde... işlenmesi halinde, şikayet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur." şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, bahse konu taşınmazın tüm yasal mirasçılarının tespiti ile mirasçılar arasında taksim yapılıp yapılmadığının, şikayetçinin ektiği kısım ile ilgili rızalarının bulunup bulunmadığının sorulması ve ifadesi alındıktan sonra şüphelinin hukukî durumunun tayin ve tespitinin gerekeceği hususları gözetilmeden soruşturmanın genişletilmesi yerine eksik soruşturmayla şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Akhisar Sulh Ceza Hakimliğinin, 26.01.2023 tarihli ve 2023/313 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/2389, K. 2024/8871, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2023-2389-e-2024-8871-k-1c6f7668a154