Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/1805 E. 2024/7922 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2023/1805
Karar No
2024/7922
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/7 Değişik İş SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2010 tarihli ve 2009/123 Esas, 2010/47 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 6136 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Anılan karar 23.03.2010 tarihinde yapılan itirazın reddi ile kesinleşmiştir. Sanık müdafii tarafından, beş (5) yıllık denetim süresinin dolması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ortadan kaldırılması talebinde bulunulması üzerine, sanık hakkında Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/249 Esas sayılı dosyasında açılan kamu davasının derdest olduğu gerekçesiyle talebin reddine ilişkin Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.12.2021 tarihli Ek Kararına yapılan itirazın mercii Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.01.2022 tarihli ve 2022/7 Değişik İş sayılı Kararı ile reddine kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.05.2023 tarihli ve 2022/8149 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55667 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55667 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/12/2021 tarihli ve 2009/123 esas, 2010/47 sayılı ek kararı ile; "Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesince ... iddianameye konu eylemlere diğer sanıklar ile birlikte sanık ...'nun da iştirak ettiği, eylemlerin başladığı ve son bulduğu tarihler baz alındığında şartları oluşmadığından sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükmün düşürülmesine yönelik sanık müdafinin talebinin reddine" şeklinde gerekçe gösterilerek sanık müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararın silinmesine yönelik talebinin reddine dair karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8. maddesinde yer alan "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur." ve 231/10. maddesinde yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Her ne kadar Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarihli ve 2014/8-145 Esas, 2015/145 Karar sayılı ilamında, denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suçun bu süre içerisinde kesinleşmesi gibi bir zorunluluğa madde metninde yer verilmediği, ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olmasının yeterli olacağı belirtilmiş ise de, hukuk güvenliği bakımından sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kişilerin üzerinde ömür boyu gölge düşürmesinin kabul edilemeyeceği, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi akabinde, kararın kesinleşmesinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra sanığın anılan kararın adli sicilinden silinmesi için hukuki bir menfaatinin bulunduğu durumlar olabileceği, ancak 5 yıllık denetim süresi içerisinde sanığın işlemiş olduğu ve denetim süresi bitmiş olmasına rağmen halen yargılamasının bitirilmediği derdest olan bir dosyasının bulunması durumunda, asıl olanın hakimin sanığa ait adli sicil kayıtlarına bakması olacağı, sanığın UYAP kayıtlarına bakılarak derdest dosyası bulunması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olarak sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesi talebinin reddedilmesi halinin sanık aleyhine sonuçlar doğuracağı ve farklı dosyalarda sanıklar hakkında adli sicil kaydı yerine UYAP kayıtlarına bakılmasının çifte standarda yol açabileceği, böylelikle somut olayda, sanık müdafiinin "talep tarihi" itibariyle, sanık hakkında uygulanmasına karar verilen 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasten işlenmiş suça ilişkin kesinleşmiş bir ilam bulunmadığı, bu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olarak sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmesine engel bir durum bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1.5271 sayılı Kanun'un “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231 inci maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan fıkraları; "(8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.", “(10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.” "(11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." şeklinde düzenlenmiştir. 2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2017/3-421 Esas, 2018/543 sayılı, 18.10.2018 tarihli ve 2015/2-361 Esas, 2018/448 Karar sayılı, 22.04.2014 tarihli ve 2013/3-752 Esas, 2014/200 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için iki hâlden birinin gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Buna göre, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya mahkemece kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi/getirememesi hâlinde hüküm açıklanacaktır. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olunması durumunda hükmün açıklanabilmesi için bu ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olması yeterlidir. Denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suçun bu süre içerisinde kesinleşmesi gibi bir zorunluluğa madde metninde yer verilmemiştir. Ancak mahkeme sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra hükmü açıklayabilecektir. 3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2010 tarihli ve 2009/123 Esas, 2010/47 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın itiraz üzerine 23.03.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık müdafii tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ortadan kaldırılması talebinin, sanığın (5) yıllık denetim süresi içerisinde işlediği iddia olunan ve Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/249 Esas sayılı dava dosyasında yargılaması halen devam etmekte olan bir suçtan bahisle reddine karar verilmiş ise de, Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/249 Esas sayılı dosyasından kasıtlı bir suçtan verilen bir mahkumiyet kararının bulunmadığı gibi UYAP ortamından yapılan incelemede hükümlünün denetim süresi içinde işlediği başkaca bir suçtan verilmiş bir mahkumiyet kararının da bulunmadığı anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olarak kamu davasının düşürülmesi kararı verilmesine engel bir durum bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, Kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.01.2022 tarihli ve 2022/7 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/1805, K. 2024/7922, T. 23.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2023-1805-e-2024-7922-k-033dadbc5c1a