Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/4957 E. 2024/7164 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/4957
- Karar No
- 2024/7164
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/221 E., 2021/2963 K. SUÇ : 6136 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek onama Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16.08.2019 tarihli iddianamesi ile sanık ... hakkında silah ticareti yapma suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunu'nun 12/1-4 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53, 63 ve 54 ncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. 2.Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.2019 tarihli kararı ile sanık ... hakkında silah ticareti yapma suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 12/1-4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1, 52/1-2-4, 53/1-2-3, 63 ve 54/4 ncü maddeleri gereğince 5 yıl 15 ay hapis ve 12.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye karar verilmiştir. 3.Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 03.12.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri; yapılan arama işleminin usulsüz bulunduğuna, zorunlu müdafii görevlendirilmediğinden adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, suçun sübutuna, delillerin mahkumiyete yeterli bulunmadığına, Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; eylemin vahim nitelikte ruhsatsız silah bulundurma suçunu oluşturduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, sanık ...'ın temyiz kapsamında yer almayan sanık ...'e ihbar üzerine ...'in evinde yapılan aramada ele geçirilen bir adet vahim nitelikte tüfeği sattığı ve bu şekilde atılı silah ticareti yapma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. A.İlk Derece Mahkemesinin Kabulü; Sanık beyanları ile arama ve el koyma tutanağına göre; sanık ...'ın sanık ...'e 1 adet tüfeği teslim ettiği, sanıkların söz konusu silah şarjör ve mermileri emanet olarak alıp verdiklerini savundukları anlaşılmış ise de, sanık ...'in hazırlık beyanında silahı 3.000 TL karşılığı satın aldığını ve 1.500 TL peşin para ödediğini beyan ettiği anlaşıldığından sanık ...'ın silah ticareti yapma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. B.Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü; Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık ... ve Sanık ... müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1.Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.03.2022 tarih, 2021/16-225 Esas, 2022/169 sayılı kararında vurgulandığı üzere; Ceza adalet sistemimizde "bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin aynı suç sayılacağı" ilkesi benimsenmiştir (Türk Ceza Kanunu madde 43/1, 3). Bu itibarla, aynı suç sayılan bir suçun nitelikli hâlinin ve benzer şekilde fiilin ağırlaştırıcı neden altında işlenen şeklinin Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3 nci maddesinde belirlenen ve zorunlu müdafii atanması için gerekli olan beş yıllık sürenin belirlenmesinde esas alınması gerektiği kuşkusuzdur. Silah ticareti yapma suçundan 6136 sayılı Kanunun 12/1-4 ncü maddesince yargılanan sanığa hükmolunacak ceza miktarının temel şeklinin 5 yılın üzerinde bulunduğunun anlaşılması ve sanığın kovuşturma aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 156 ncı maddesi uyarınca da re'sen müdafii görevlendirilmediği, sanığa isnat edilen suçun niteliği dikkate alındığında, Anayasanın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesinin zorunlu sonucu olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150 inci maddesinin 2 ve 3 üncü fıkraları uyarınca müdafii görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanmasını netice verecek biçimde müdafii hazır bulundurulmaksızın hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Kabul ve uygulamaya göre; sanığa temel ceza tayininden sonra takdiri indirim uygulanırken hapis cezasının 6 yıl 3 ay yerine 5 yıl 15 ay olarak eksik tayini hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 03.12.2021 tarihli ve 2020/221 Esas, 2021/2963 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci ve 307 nci maddesinin 4 ncü fıkraları gereği, sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, sair yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.