Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/9138 E. 2024/457 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9138
- Karar No
- 2024/457
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/76 E., 2015/519 K. SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, konut dokunulmazlığını ihlal etme HÜKÜMLER : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, gerekçeli kararın öncelikle sanığın talimat duruşması sırasında bildirdiği adresine tebliğ edilmesi gerektiği halde bu adrese tebligat yapılmaması nedeniyle temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2013 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2014 tarihli kararı ile eylemin nitelikli yağmaya teşebbüs suçu ile konut dokunulmazlığını ihlal etme suçunu oluşturacağı gerekçesiyle Görevsizlik kararı verilerek dosya ağır ceza mahkemesine gönderilmiştir. 3. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.06.2014 tarihli kararı ile Karşı Görevsizlik kararı verilerek dosya incelenmek üzere İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş, ilgili mahkemenin 02.02.2015 tarihli kararı ile İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin Görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 4. İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; Tebligat Kanunu'na aykırı tebligat yapıldığına, temyiz başvuru süresinin öğrenme anından işletilerek talebin kabul edilmesi gerektiğine, olay tarihinde başka ilde bulunduğuna, iddiaların gerçekle örtüşmediğine, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay; sanığın, müştekiyle ücret karşılığı yaşadığı cinsel birliktelik sonrasında telefon açarak yeğeninin de gelmek istediğini söylemesi üzerine müştekinin teklifi kabul etmediği, sanığın buna rağmen gece saatlerinde kimliği tespit edilemeyen bir kişi ve inceleme dışı diğer sanıkla birlikte müştekinin evine gittiği, kendilerini polis olarak tanıtıp eve girdikten sonra etrafı karıştırmaya başlamaları ve müştekinin bilgisayarlarını almak istemeleri üzerine müştekinin bağırdığı, sanığın müştekiyi kapıya kelepçeledikten sonra diğer şahıslarla herhangi bir eşya almadan kaçmak suretiyle atılı suçları işledikleri iddiasına ilişkindir. IV. GEREKÇE A. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin temyiz istemi yönünden; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı gibi ayrıca anılan kararla ilgili İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2016 tarihli ve 2016/146 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. B. Sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin temyiz istemi yönünden; 1. Temyiz süresinin geçmesinden doğan sonuçları ortadan kaldırmak üzere başvurulan eski hale getirme talebiyle ilgili olarak değerlendirme yapma ve karar verme yetkisinin 5271 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmü temyizen incelemekle görevli Yargıtay'a ait olduğu anlaşıldığından, sanığın temyiz ve eski hale getirme talebinin reddine dair İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2016 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenmiştir. Gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat parçası incelendiğinde, sanığın bilinen en son adresinde 02.02.2016 tarihinde, aynı konutta oturan amcası M.Ç. isimli kişiye tebliğ yapıldığının yazılı olduğu görülmüştür. Sanık 24.02.2016 tarihli eski hale getirme istemli temyiz dilekçesinde, kararın usûle aykırı tebliğ edildiğini bu nedenle haberinin olmadığını beyan etmiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 16 ncı maddesi ile Tebligat Yönetmeliği’nin 25 inci maddesine göre tebligat çıkartılan kimsenin adreste bulunmaması halinde aynı konutta sakin kimseye tebligatın yapılabilmesi için muhatabın adreste bulunmadığının şerh düşülmesi gerekmektedir. Dava dosyası içerisindeki tebligat parçasında sanığın adreste bulunmadığına ilişkin bir şerh bulunmadığı ve tebliğ yapılan kişinin imzası da alınmadığından yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, sanığın öğrenme üzerine hükmü süresinde temyiz ettiği kabul edilmiştir. 2. Müştekinin aşamalardaki değişmeyen beyanları, 22.06.2011 tarihli ekspertiz raporunda müştekinin evinde ele geçirilen izmarit üzerinde yapılan incelemede sanığın genotipinin uyumlu olduğuna ilişkin tespit, olay yerinden ele geçirilen ve 2011/3348 sırasında adli emanete alınan iki adet kelepçe, kolluk tarafından tutulan 26.05.2011 tarihli olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın suç tarihinde kimliği meçhul iki kişi ile birlikte müştekinin evine gidip kendisini polis olarak tanıttıktan sonra evdeki eşyaları karıştırmaya başladıkları, müştekinin bağırması ile telaşlanan sanığın müştekiyi kapıya kelepçe ile bağladıktan sonra yanındaki diğer kişilerle birlikte evden kaçtığı olayda, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işlediğine yönelik Mahkemece kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR A. Gerekçenin (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı, anılan kararla ilgili İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2016 tarihli ve 2016/146 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Gerekçenin (B) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2015/76 Esas sayılı ve 28.12.2015 tarihli kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi.