Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2010/3014 E. 2010/5196 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/3014
- Karar No
- 2010/5196
- Karar Tarihi
İhbarname No : KYB-2010/25386 Genel güvenliği tehlikeye sokma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 3 yıllık denetim süresi getirilmesine ve yükümlülüklere hükmedilmesine yer olmadığına dair (BAKIRKÖY) 3. Çocuk Mahkemesinin 20.2.2009 tarihli ve 2006/3136 esas, 2009/133 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesinde yer alan "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında öncelikle suçun sabit olması halinde ceza hükmü kurulması gerektiği, bu hususun Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 24.9.2008 tarihli ve 2008/22700 esas, 2008/14606 sayılı ilamında belirtildiği nazara alınmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 1.2.2010 gün ve 5821 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığından 16.2.2010 gün ve KYB-2010/25386 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi: TÜRK MİLLETİ ADINA Gereği görüşülüp düşünüldü: Kanun yararına bozma talebinde 5271 sayılı CMK.nun 231/5. madde ve fıkrasında yer alan "sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenleme karşısında; sanık hakkında öncelikle suçun sabit olması halinde ceza hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, hükmün CMK.nun 309. maddesi uyarınca bozulması talep olunmuş ise de; Dosyanın incelenmesinde sanığın "kuru-sıkı" tabanca ile ateş etmek suretiyle korku, kaygı veya panik oluşturabilecek biçimde ateş ettiği anlaşılmakla; sanığın bu eylemi 5237 sayılı TCK.nun 170/l-c madde ve fıkrasında tanımı yapılan içinde ateşli silah ögesi bulunan suç tipine uygun bulunmayıp, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 36. maddesinde düzenlenen ve idari para cezası yaptırımını öngören gürültüye neden olma suçunu oluşturduğundan öncelikle bu konuda kanun yararına bozma yoluna başvurulmasının temini için dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 1.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.