Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/763 E. 2026/1239 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/763
- Karar No
- 2026/1239
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2880 E., 2025/3249 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 17.09.2025 SAYISI : 2023/414 E., 2025/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkilinin 28.03.1939 doğumlu olduğunu, 2022 Şubat ayında, kızı ...ün de ölümüyle tek başına kaldığını, kendisine bakıp gözeteceği taahhüdüne karşılık uzun zamandır evine temizliğe gelen ...'in kızı davalı ... 'e Ankara ili, ... Mahallesi, 48 96... parselde kayıtlı 9 No.lu bağımsız bölümü 18.03.2022 tarih ve ... yevmiye sayılı ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiğini, davalının, davacıyı öldüğü zaman evin mülkiyetinin kendisine intikal edeceğini söyleyerek kandırdığını, davalının müvekkiline karşı ölünceye kadar bakma akdinden kaynaklanan bakım ve gözetim borcunu da yerine getirmediğini, müvekkilinin kızı ...den kalan ve bir eşya deposunda muhafaza edilen eşyaları da davalının haksız olarak ve kendisine ait olduğu yalanını söyleyerek bir nakliye firması ile evine naklettirdiğini, müvekkilini tehdit ettiğini, bu olay nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına 2023/196265 sayılı soruşturma dosyası ile soruşturma başlatıldığını ileri sürerek belirtilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, olmadığı takdirde şimdilik 2.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde: müvekkilinin davacı ile aralarında olan ölünceye kadar bakma akdi gereği tüm yükümlülüklerini layıkıyla yerine getirdiğini, kötü şartlarda yaşamaya devam eden davacının akli melekelerinin yerinde olup olmadığı hususunda Mahkemece sağlık raporu alınması gerektiğini, davacıya ait depoda yer alan eşyaların, davacının müvekkilini arayıp "gel depodaki eşyaları al ya da sat, burada durmasını istemiyorum" demesi üzerine müvekkili tarafından temin edilen nakliyeci aracılığıyla depodan alındığını, eşyaların kullanılamaz halde olduğunu, irade sakatlığı olan hilenin ileri sürülebilmesi için hak düşürücü sürenin kaçırıldığını, tüm bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini, davanın kabulü halinde de müvekkili lehine şimdiye kadar yerine getirdiği yükümlülükler ve karşıladığı masraflar için şimdilik 1.000,00 TL tazminata hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında 18.03.2022 tarihinde yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesi kapsamında dava konusu taşınmazın davalıya devredildiği, davalının davacının evine ev işleri için giden ...'in kızı olduğu, sözleşmeden kısa bir süre önce davacının kızını kaybettiği, bu olaydan bir ay geçmeden taraflar arasındaki sözleşmenin yapıldığı, sözleşmenin yapıldığı dönemde davacının kızının ölümü nedeniyle yasta olduğu, bunun üzüntüsünü yaşadığı, davacının özelikle davalının yardımına ihtiyaç duyacağı bir sağlık sorunu ya da ihtiyacının olmadığı, davalının bakım borcunu yerine getirmediği, davacının ölen kızına ait eşyaların davalı tarafından izinsiz alınıp kullanıldığı, bunun taraflar arasında ciddi bir güven sorunu oluşturduğu, özelikle bu olaydan sonra sözleşmenin devamının davacı tarafından çekilmez hal aldığı, bu nedenle davacının sözleşmeden dönme iradesinde haklı olduğu, davalının bakım borcunu yerine getirdiği yönünde kanaat oluşmadığından davalı lehine denkleştirmeye yer olmadan davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Davalı vekilinin karara karşı istinaf başvurusunda bulunması üzerine İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2025 tarihli ek kararı ile; davalı vekiline istinaf başvurusunda bulunabilmesi için gerekli harç ve gider avansını yatırması için gönderilen muhtıranın usulüne uygun olarak 13.07.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin yasal süresi içerisinde istinaf harçları ile gider avansını yatırmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusu dilekçesinin reddine karar verilmiştir IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı vekilinin harç yatırmaksızın istinaf talebinde bulunduğu, istinaf harcının ikmali için davalı vekiline 08.07.2025 tarihli muhtıra gönderildiği, muhtıranın usulüne uygun olduğu, davalıya gönderilen muhtıranın 13.07.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalının verilen kesin süre içerisinde istinaf harcını ikmal etmediği, Mahkemece yazılı olduğu şekilde ek karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreye uyulmadan açılmış olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda TBK'da düzenlenen irade sakatlığı hallerinden herhangi birinin bulunmadığını ve iddia edilen hiçbir durumun sözleşmenin geçersizliğini gerektirmediğini, davalının davacıya her ihtiyacında yardımcı olduğunu, karşı dava hakkında karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tanıklarının birbirleriyle çelişkili ve taraflı beyanlarda bulunduğunu, müvekkilinin üzerine atılı suçlamalar bakımından ... kararları verildiğini, davacının kızının eşyalarının davacının isteği üzerine davalı tarafından alındığını, davacının ikamet ettiği konutta yaklaşık 30-40 adet kediyi adeta hapsettiği için taşınmazda davacıdan başka kimsenin yaşayamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ile tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yapılan yargılamaya, tüm dosya içeriğine göre Mahkeme kararı ve dayanılan gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Temyiz karar harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.