Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/415 E. 2026/1464 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/415
Karar No
2026/1464
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1659 E., 2025/1845 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/231 E., 2025/144 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin paydaşı olduğu dava konusu 2087 parsel sayılı taşınmazın 2/3 payını davalının satın aldığını, satışın müvekkiline noter aracılığıyla bildirildiğini, müvekkilinin üç aylık süresi içinde noter aracılığıyla ön alım hakkını kullanmak istediğini davalıya bildirdiğini ve bedeli aktarmak için banka hesabı gösterilmesini istediğini, davalının bedeli teslim almaktan kaçınarak müvekkilinin ön alım hakkını kullanmasını engellediğini, dava konusu payın gerçek değerinin bu kadar yüksek bir meblağ olmadığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ön alım hakkının satışın hak sahibine bildirildiği tarihten itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açılması gerektiğini, davacının satış işleminden yaklaşık 9 ay sonra dava açtığını, öncelikle hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, taşınmazın paydaşlar arasında fiilen taksim edildiğini, davacının kendi payına düşen alanda konteynır ve açık besihane yaptırdığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; satışın davacıya noter aracılığıyla bildirildiği, davacının tebliğden itibaren üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra eldeki davayı açtığı gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ihtarnamenin davacıya 22.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 25.06.2024 tarihinde açıldığı dikkate alındığında Mahkemece yazılı şekilde davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının müvekkiline gönderdiği ihtarnamenin soyut nitelikte olduğunu, ön alım hakkının kullanılması için ödeme yeri ve koşullarının belirtilmediğini, banka hesap numarası verilmediğini, dava açmak yoluyla devir yapılacağının bildirilmediğini, davalının müvekkilinden ödeme almayarak ve müvekkilini oyalayarak dava açmasını engellediğini, bu ihtarnamenin üç aylık hak düşürücü süreyi başlatmayacağını, bedelde muvazaa yapılarak değerin yüksek gösterildiğini, dava değerinin tamamı üzerinde harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava hak düşürücü süre nedeniyle reddedildiğine göre usule yönelik bu ret kararı doğrultusunda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesine göre maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği hâlde İlk Derece Mahkemesince nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “hesaplanarak takdir olunan 524.665,69 TL'nin” ibaresinin çıkartılarak yerine “30.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/415, K. 2026/1464, T. 23.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-415-e-2026-1464-k-1287d90188b2